Gece Modu

1. “O mavi gözlü bir devdi,

Minnacık bir kadın sevdi.

Kadının hayali minnacık bir evdi,

Dev Lotr Testi

bahçesinde ebruliii

hanımeli 

açan bir ev.

(…)

Rahata acıktı kadın

yoruldu devin büyük yolunda.

Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,

girdi zengin bir cücenin kolunda 

bahçesinde ebruliiii

hanımeli

açan eve…”

Nazım Hikmet

(syf 313)

2. “Son zamanlarda, kopartıp buruşturduğu her takvim yaprağıyla birlikte, kalbi daha hızlı çarpar olmuştu.”

(syf 7)

3. “Endişenin de tıpkı korku gibi bulaşıcı olduğunu gayet iyi biliyordu.”

(syf 51)

4. “Söyler misin bana Marcel, nasıl yetiştireceğiz çocuklarımızı böyle bir dünyada?”

(syf 67)

5. “Ben değilsem kim? Şimdi değilse ne zaman?”

(syf 73)

6. “Ne yazık ki mutsuzluk, mutluluğun ikiz kardeşidir!”

(syf 91)

7. “Keşke anlatabilseydim sana, insanın içinden bir parça koptuğunda neler hissettiğini…Ama ne kabil…”

(syf 94)

8. İnsanı insan yapan ve adına “duygu” denilen “çok özel hal”, konuşmadan, anlatmadan, iç dökmeden ortaya çıkmıyordu, berraklaşmıyordu, karara bağlanamıyordu.

(syf 160)

9. “Sisli bir sabahtı henüz 

Etrafı bürümüştü bir duman

Uzaktan geldi bir ses ah aman aman!

Sen bu feryad-ı vatanı dinle işit

Dinle de vicdanına öyle hükmet

Vatanın parçalanmış bağrı

Bekliyor senden ümit.”

Nazım Hikmet

(syf 166)

10. “Ah Marcel, nasıl geldi insanlık bu duruma? Kim getirdi? Yoksa hep böyleydi de ben mi farkında değildim?”

(syf 172)

11. “Yollarda kalan gözlerimin nûrunu yordum,

Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,

Hulyâmı tutan bir büyü var onda diyordum,

Gördüm: Dişi bir parsın elâ gözleri vardı.”

Yahya Kemal

(syf 207)

12. “Aşk olmalı, güzelliğin öteki adı.”

(syf 207)

13. “Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.”

Yahya Kemal

(syf 220)

14. “Muallimim olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremeyeceksiniz.”(Nazım Hikmet’ten Yahya Kemal’e)

(syf 227)

15. “Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,

Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!

Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde,

Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,

Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi,

Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,

Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde.”

Yahya Kemal

(syf 238)

16. “Rüyaya daldıran şarabın sun

Önümde gönlümle gelirken dize,

Şu yanan alnıma bir kere dokun,

Azize, gözleri nurdan Azize!”

Nazım Hikmet

(syf 247)

17. “Benim ülkemin insanları, ancak kendi bayraklarının altında, kendileriyle ilgili kararları bizzat kendileri verdiklerinde mutlu olabilirler. Demek istediğim, bağımsızlıkları uğruna canlarını vermekten imtina etmezler. Bunu seve seve yaparlar.”

(syf 266)

18. (…) Her sıyrılışında palası kınından

Eğilip dörtnala giden atından

Boşluğa bir kafa yuvarlanıyordu.

Önünde kaçarken bu kahpe ordu

Ala boyuyordu mor cepkenini…”

Nazım Hikmet

(syf 278)

19. “Bazı genç şairler modern olsun diye mevzusuz şiirler yazma yoluna sapıyorlar.Size tavsiye ederim gayeli şiirler yazınız.” (Mustafa Kemal’den Va Nu ve Nazım Hikmet’e)

(syf 302)

20. “İstanbul’da yaşayan sivil ve asker tüm aydınlar, Mustafa Kemal Paşa’nın yabancı basına verdiği demeci konuşuyor sevgili Marcel. Ülkemde uygulanacak siyasal sistem için ‘cumhuriyet’ demiş Paşa verdiği bir beyanatta…”

(syf 307)

21. “Dertlerin mi beni bulma istidadı var yoksa ben mi bir tuhafım da gidip dertlere kapılanıyorum.”

(syf 317)

22. “Demek böyle oluyormuş, bizi tanıyan her insanın dünyadan çekilmesiyle , biraz daha azalıyormuşuz.”

(syf 323)

23. “Kötüye doğru gidiş başlamışsa, önü alınamıyor.”

(syf 330)

24. “Bazı insanlara hasta olmak yakışmıyor.”

(syf 330)

25. “Büyük yaşamış insanlar, tıpkı filler gibi ölmeli.”

(syf 330)

26. “Düşünen, aydın insanların kaderi midir örselenmek, horlanmak, aşağılanmak?”

(syf 353)

Celile – Osman Balcıgil

Destek Yayınları