Gece Modu

Teknolojinin bize sunduğu olanaklar inanılmaz bir şekilde fazla ve güzel görünürken, aslında götürdükleri şeyler ne ölçüde? İnsan ilişkileri ile teknoloji iyi bir ikili gibi gözüküyor hepimize, davulun sesinin uzaktan hoş geldiği gibi…                                                                                                                                                                                                                      Teknolojinin gelişimiyle birlikte kolaylıklar çoğaldı ve tabii ki yeni sorunlar oluştu, var olan alışılmış düzenler değişikliğe uğradı. Eskiden mektup arkadaşlıkları vardı, birbirlerinden uzak mektuplarına hasret çiftler veya sık sık haberleşemeyen yakın dostlar. Fakat şimdi sevdiğimiz, sevmediğimiz kişilerin hepsi bir telefon uzağımızda; cebimizde!

Evet, şu an vizyonda olan “Cebimdeki Yabancı” filminden bahsediyorum. Kadrosunda yönetmen Ferzan Özpetek’in yapımcılığı ve usta oyuncu Serra Yılmaz’ın yönetmenliğiyle;  Belçim Bilgin, Buğra Gülsoy, Çağlar Çorumlu, Leyla Lydia Tuğutlu, Serkan Altunorak, Şebnem Bozoklu ve Şükrü Özyıldız oyunculuklarıyla yer alıyor.

Konusuna gelecek olursak; yedi eski dost akşam yemeğinde toplanır. Kahkaha, sohbet, muhabbet tam tadında ilerlerken bir oyun oynama kararı verilir. Oyun, herkesin masaya telefonunu bırakıp; her gelen mesajların, bildirimlerin sesli bir şekilde okunması ve gelen aramaların ise hoparlöre alınarak konuşulmasıdır. İşte, film tam bu noktada başlıyor diyebiliriz. Teorik olarak basit bir oyun gibi gözükse de, yaşananlar hiç de basit olmayacaktır.
Filmi izlerken oyun başlayınca inanılmaz heyecanlandım. Aslında, herkesin kendince sırlarının olduğunun farkındaydım fakat yakın arkadaşlar, hatta birlikte büyümüş dostlar arasındaki sırların düzeyini filmdeki gibi beklememiştim. Bu nedenle, benim için şaşırtıcı noktalar çok fazla oldu.Filmde, gündelik hayatlarımızı, günümüzde var olan sorunlarımızı, arkadaşlık ilişkilerimizi görüyoruz aslında. Çiftler arasındaki uçurum, eşcinsel bir bireyin kendini en yakınlarına bile açıklayamamış oluşu, ebeveynler ile çocuklar arasındaki iletişim kopukluğu diye sayacak olursam konular uzar gider. Bahsettiğim konular çok içten ve gerçekçi şekilde perdeye aktarılmıştı ancak ana fikir eksikliklerinin olduğunu düşünüyorum biraz. Örneğin; eşcinsel olan birinin toplumda aldığı tepkiler gerçek hayattaki gibi aktarılmıştı. Fakat, aktarılmak istenen mesajın izleyicinin çoğunluğuna ulaşmadığını düşünüyorum. İnce esprilerle aslında verilmek istenen birkaç nokta kahkahaların arasında karışıp gitti ne yazık ki…

Eleştireceğim bir başka nokta ise, filmdeki oyun ve akabinde yaşananlar aslında çok gerçekçi bir şekilde aktarılsa da, birçok izleyiciyi olumsuz şekilde etkileyebilir. Teknolojiyle bu denli haşır neşir oluşumuzdan dolayı, izleyen bazı bireyler üzerinde paranoya oluşabilir. Yeterince gevşeyen ikili ilişkiler arasında gerçek, saf ve sevgi dolu olanları bulmak zorken, var olanları da olumsuz şekilde etkileyebileceğini düşünüyorum.

Filmi izlemesi, bence çok keyifliydi. Tek bir ortamda geçiyor oluşu sıkıcı bir düşünceymiş gibi gözükse de tam tersine inanılmaz güzeldi. Bir başka filmden kurgulanmış olsa da, oyuncuların karakterleriyle uyumu da başarılıydı. Özellikle filmin bitişi, filmin konusu dışında bir fikri olmadan izleyenler için çok şaşırtıcıydı. “Vay be!” diyerek salondan çıkartabilir sizi.                                                                                                                                                                       Ben, bu filmi kesinlikle öneriyorum. Alıştığımız ve bıktığımız yerli romantik aşk filmlerini ya da düşük seviyeli espriler yaparak gişe rekorları kıran niteliksiz filmleri izlemeyi bırakıp bu tip filmleri izlemenin güzel olacağını düşünüyorum. Çünkü, var olduğunu bildiğimiz ama etrafımıza bakmaya üşendiğimiz detayları abartılı gözümüzün önüne sokması bu derece şaşırtıcı etki bırakıyor üzerimizde. Bence, vizyondayken kaçırmayın derim.

Şimdiden iyi seyirler!

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin