Çanakkale Savaşını Anlatan 15 Kitap

Gece Modu

        Çanakkale Savaşı, 1914-1916 yılları arasında yapılmış Türk ve Dünya tarihinin en önemli zaferlerinden bir tanesidir. Türk milletinin yazmış olduğu ve tarih sayfalarının en kanlı savaşlarından biri olan Çanakkale zaferi, tüm yokluklara rağmen vatan sevgisinin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Bilhassa Anadolu halkının büyük rol oynadığı ve yadsınamaz bir yeri olduğu Çanakkale Savaşı, birçok acı tablolara, yokluklara ve ölümlere sebep olmuştur. Öyle ki Çanakkale Savaşındaki kayıplarımız, zaferimizin 105. yılında halen daha net olarak bilinmemektedir. Hiçbir ırk gözetmeksizin ‘vatan’ müdafaası için birleşen ve hiçbirisinin sayı değil ‘can’ olduğu kahraman askerlerimizi ve şehitlerimizi bir kez daha minnetle anıyoruz.

   Destan yazılarak sona erilen bir savaşın hangi sosyolojik ve psikolojik etkilerden geçtiğini anlatan, gerçek belgelerle o güne ışık tutan, Anadoluyu aktaran ve de bizleri o zamanda yaşayan insanların zihin dünyasına götüren kısacası tarihin şahidi olan Çanakkale Savaşını dolaylı ve doğrudan aktaran kitapları sizin için derledik.

1-DİRİLİŞ, ÇANAKKALE 1915-TURGUT ÖZAKMAN

“Kurtuluş Savaşı’nın taç kapısı, girişi olan Çanakkale Savaşının destanı…Tarihin en eski milletlerinden birinin dirilişi… Ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa dirilişi…Çanakkale Savaşı hiç böyle yazılmadı.
Turgut Özakman’ın, 353 baskı yaparak milyonlarca okura ulaşan Şu Çılgın Türkler kitabının da içinde bulunduğu üçlemenin ilk kitabı. Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan daha.
Yazarın, Çanakkale ile ilgili dünyadaki bütün kitapları, internet sitelerini tarayarak yıllarca üzerinde çalıştıktan sonra, ucuz kahramanlık hikâyelerine, hamaset edebiyatına, şovence anlatıma yer vermeden kaleme aldığı, olağanüstü zaferin hikâyesi.”

“Dirliğin, dilin, benliğin, tarihin, yurdun, adın bir kez giderse, bir daha geri dönmez. Diriliş kesinlikle bütün Türkler tarafından okunması gereken bir kitap her Türk bu kitabı okuduğunda Çanakkale ruhunu daha iyi kavrayacaktır.” Turgut Özakman

2- Arıburnu 1915, Haluk Oral

“Haluk Oral’ın yaklaşık 20 yıllık tutkusunun, adeta iğneyle kuyu kazarcasına derlediği belge, obje ve hatıratların bir ürünü olan bu kitap, klasik bir tarih çalışması veya bir harp tarihi incelemesi değil. Odak noktasında Çanakkale Savaşı’nın can alıcı bölümlerinden birini oluşturan “Arıburnu Savaşları”ndan “insan manzaraları” yer alıyor. Yazar, daracık bir sahil şeridinde ölüm ile hayatarasına çekilen o incecik çizgide iki tarafta şekillenen insan öykülerinin izlerini sürüyor. Hareket noktasını kimi zaman üzerindeki kan lekeleri hâlâ görülebilen bir harita, kimi zaman Çanakkale’deki bir eskiciden bulunup satın alınmış ve üzerinde sahibinin adı yazan bir matara, kimi zaman da Mustafa Kemal’in kendi el yazısıyla kaleme alınmış bir emir oluşturuyor. Dünü yeniden kurgulamakta yazının yanı sıra görselin de ne denli etkili olabildiğini kanıtlayan bu öyküler, “makro” tarihin göremediği önemli ipuçlarını, “mikro” tarih anlayışıyla sunarken, tarihin ayrıntılarda gizlenen yönlerini göze batırıyor.”

3- 1915 Baharında Çanakkale (Cephedeki Bir Doktorun Gözünden), Behçet Sabit Erduran

“Yıkıntılar, yaralılar, sargılar arasında… Evrensel vahşetin, dehşetin günü… Medeniyetin en gelişmiş silahlarıyla yaratılan kıyamet! Yangınlar, yıkıntılar, akıl almaz bir gümbürtü…” Behçet Sabit Erduran, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na katılmasıyla açılan Çanakkale Cephesi’nde görevlendirilen onlarca doktordan biriydi. Behçet Sabit Bey, bölgede bulunduğu altı aylık sürenin 1915 Mart ve Mayıs ayları arasında mesleğini icra etmesinin yanı sıra gördüklerini, duyduklarını gün gün, saat saat kaydetmiştir. Yıldız mevkiinde ve seyyar hastanelerde görev yaptığı sırada 18 Mart deniz harekâtını ve kara muharebelerinin başladığı 25 Nisan’ı yaşayarak anlatmış, cephedeki sıhhiye hizmetleri hakkında da bilgi vermiştir. Çanakkale Savaşı’nın 100. yılında yayımlanan ve bu savaşta yaşananların ve verilen hayat mücadelesinin ilk elden anlatımı olan 1915 Baharında Çanakkale, bir doktorun anıları ve gözlemleri olması sebebiyle de ayrı bir değer taşımaktadır.”

4- Çanakkale Mahşeri, Mehmed Niyazi

“Mehmed Niyazi’nin 1998 yılında yayınlandığı ilk günden bu yana büyük bir ilgiyle okunan romanı, Çanakkale muharebelerinin en gerçekçi anlatıldığı eserlerin başında geliyor. Bir muharebede tek bir neferin bile ne kadar önemli olduğu malumdur. Çanakkale Mahşeri romanını da, bu hakikatin âdeta bir tezahürü olarak kaleme alan Mehmed Niyazi, Çanakkale siperlerindeki en üst rütbelilerden en düşük rütbelilere kadar bizleri sayısız kahramanın dünyasında gezdirir. Çanakkale Mahşeri’nin kahramanları öyle bir rûh iklîminin insanlarıdır ki, efsanelerde anlatılanlardan daha efsanevî, tarih kitaplarında anlatılanlardan ise daha gerçektirler.” 1998 yılında Türkiye Yazarlar Birliği ödülüne layık görülmüştür.

5- Türkiye’de Beş Sene / Bir Alman Paşasının Çanakkale ve Filistin Hatıraları-Liman von Sanders

“Osmanlı Devleti’nin girdiği son savaşta, en hayati ve kritik cephelerde, adeta ölüm kalım mücadelesinin verildiği savaş sahnelerinde ordu komutanlığı yapan Liman von Sanders, Türkiye’de en çok tanınan ve bilinen yabancı asker olmuştur.
Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı gün olan 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Komutanlığını Mustafa Kemal Paşa’ya devreden Liman Paşa, İstanbul’a dönmüştür, bir müddet Türkiye’deki Alman askerlerinin vatanlarına dönüşünü organize etmiştir.
Savaştan sonra Almanya’ya dönerken Malta’da İngilizler tarafından savaş esiri olarak tutulduğu süre içerisinde yazdığı hatıratı Fünf Jahre Türkei (Türkiyede Beş Sene) adıyla Berlin’de 1920 yılında yayımlandı.”

6-Allahaısmarladık – İbrahim Naci

 Kitap, Çanakkale’de 21 yaşında şehit olan İbrahim Naci’nin tuttuğu günlüklerden oluşmaktadır. Şehit Naci, günlüğüne şu notu düşer: “Defterime acı hatıralarımı yazıyorum. Fakat bu satırları ailem okuyabilecek mi?” Çanakkale kahramanı İbrahim Naci, savaşta günlük tutmaya başladığı 29. günde şehit oluyor. Şehidin günlüğündeki son satır şöyledir: “Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor… Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah’a ısmarladık…”

7-Çanakkale Muharebelerinin Kronolojik Tarihi, Doç.Dr. Mustafa Toker, Hülya Toker 

  “Çanakkale savunması bir hayat savunmasıdır… Çanakkale savunması bir gençlik savunmasıdır. …. Herkes bilsin ki Bahr-i Sefıd (Çanakkale) mezarına kanlarım akıtanlar ölmek için ölmediler. Hep bu tarih, bu namus ve fazilet tarihi için öldüler. Onların kan borcunu ödemek lazım…” İsmail Hakkı Baltacıoğlu İstiklâl Harbinin “Önsözü” olarak nitelendirilen Çanakkale muharebelerinin tüm seyrini ayrıntılı olarak ele alan Çanakkale Muharebeleri Kronolojisi, verilen mücadeleyi 15 Haziran 1914 tarihinden 9 Ocak 1916’ya kadar gün gün, saat saat kapsamlı bir şekilde anlatıyor.”

8-Kanal Seferi’nden Çanakkale’ye, Ahmet Yurttakal

  “Münim Mustafa, 3 Ağustos 1914’te başlayan Seferberlik’te silah altına koşan gençlerden biridir. Dört yıl boyunca cepheden cepheye koştu. Kanal Seferi’nde çölün mahrumiyetlerine, Çanakkale’de harbin tüm dehşetine, Kafkas cephesinde iklim şartlarına göğüs gerdi.
Münim Mustafa, bizzat içinde bulunduğu harbin büyüklüğünün farkında olarak, savaş boyunca yaşadıklarını unutmamak ve ilerde yayınlamak üzere bir deftere kaydetti.
Bu kitap, Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olmaya hazırlanırken kendini büyük ve amansız bir harbin içinde bulan gencecik bir yedek subayın, samimi ve içten bir üslupla cephe hayatını, korkularını, özlemlerini, mevcut duruma ve memlekete dair duygu ve düşüncelerini kaydettiği hatıralarından oluşmaktadır.”

9- Gelibolu Günlükleri, Jonathan King

  “Gelibolu Günlükleri, 240 gün süren seferin sıcağı sıcağına yazılmış birçok günlük ve mektuptan derlenen ilk kroniğidir. Her an ölebileceklerini bilen askerler, günlüklerine ve mektuplarına (kimi zaman hemen öldürülmeden önce) cephede yaşadıklarını yazdılar. Kimi yazarak kendini rahatlattı, belki korkularını paylaştı ya da aklını yitirmemeye çalıştı. Kimi ise sadece, savaşların ne kadar korkunç olduğunu yakınlarına anlatmak istedi.” Savaşın ortasında Anzak ve Türk askerlerinin erzak değiş tokuşu yaptığını duymuşsunuzdur peki ya imkan verdiniz mi? Bu kitabı okuduktan sonra vereceksiniz.

“Türkler öyle kötü insanlar değil. Birkaç gün önce Fransızca yazılmış bir mesaj gönderdiler, ‘yiğit Avustralyalı yoldaşlara’ diye başlayan mesajda sigara karşılığında sığır eti konservesi istiyorlardı. Siperler bazı yerlerde sadece 15 metre uzaklıktaydı, bu yüzden birbirimizle haberleşmemiz çok kolaydı.” Er Caddy, 177.Gün

10- Çanakkale Savaşı Günlüğü, Erich R. Prıgge

  “Savaşın başından sonuna kadar karargâhımda bulunan bir emir subayım tarafından yazılan, Çanakkale Savaşları’nın dar kapsamlı bir özetini oluşturan ve Almanya’da yayınlanan bu kitap, Osmanlı Genel Karargâhı’nın isteği üzerine, Alman Yönetimi’nce toplatılmıştı. Liman von Sanders Paşa, Osmanlı 5. Ordu Kumandanı Çanakkale Savaşı, Balkan Savaşı’nda çok ağır bir darbe yemiş olan bir ordunun ve milletin yeniden kendine gelişi, özgüvenine kavuşmasıdır. Yine bu savaş, İstiklal Harbi’ni yapan kadroları yetiştirmiştir. Kara, hava ve deniz savaş tekniklerinin çok yoğun kullanıldığı ilk savaş olarak da askerî tarihteki yerini çoktan almıştır. Çanakkale Savaşı’nın başından sonuna kadar Osmanlı 5. Ordu Kumandanı Liman von Sanders’in yanında emir subayı olarak görev alan Binbaşı Erich R. Prigge, savaş süresince gözlemlediği her şeyi günlüğüne yazmıştır. Savaş devam ederken, 1916 yılında Almanya’da basılan bu kitabın bir nüshası da Enver Paşa’ya gönderilmiş ve paşa da hemen Türkçeye çevrilmesini istemiştir. Hatta kitapta basılmak üzere imzalı bir fotoğrafını dahi göndermiştir. Daha sonra kitap, içerdiği detaylı stratejik bilgilerin deşifresinden dolayı Osmanlı Genel Karargâhı’nın isteği üzerine Almanya hükümeti tarafından hemen toplatılmıştır. 95 yıl önce Osmanlı Genel Karargâhı tarafından yasaklanıp toplattırılan bu günlük, 95 yıl sonra okuyucusuyla buluşuyor.”

11-Toz Duman İçinde, Talip Apaydın

  Talip Apaydın’ın, Millî Mücadele’ye destek amacıyla kurulan yöresel Kuvâ-yi Milliye güçlerinin oluşumu sırasında yaşanan güçlükleri anlattığı romanı (1974). Roman Çanakkale Savaşı’nda yaralanan Molla Mahmut’un hikayesidir. Kurtuluş Savaşı hem dış düşmanlara hem de onların içerdeki işbirlikçilerine karşı kazanılmış büyük bir zaferdir. Bu roman Anadolu’da düşmanla işbirliği yapan devlete ve düşmana karşı yüreğini ve tüm gücünü ortaya koyan Anadolu insanının destanıdır. Bu romanda Kurtuluşa inanmış bir avuç insanın ihanete karşı direnişinin müthiş öyküsünü bulacaksınız…

12- Ve Çanakkale… (Geldiler, Gördüler, Döndüler), Mustafa Necati Sepetçioğlu

“… Bence önemli olan Çanakkale’ye gelenlerin gelmesi değildir. Onlar, nasıl olsa geleceklerdi. 1071 Ağustosundan beri gelmeyi her fırsatta denediler. Çanakkale’ye, 1914 ile birlikte geldiler. Önemli olan onları Çanakkale’de durduran ruh idi. İşte bu, o ruhun destanıdır. Olayları ve tarih sıralamasını romana uygun değişmelerle, bazen ayrı zamanları aynı zaman diliminde; bazen aynı zaman dilimindekileri ayrı ayrı zamanlara aktararak yazdı isem, sebebi budur…”

Çanakkale üçlemesi, Dünkü Türkiye Dizisinde yayınlanmış olan Selçuklu ve Osmanlı Üçlemelerinin bağlantısı olarak da Bugünkü Türkiye Dizisi romanlarına köprülük edebilir diye düşünüyorum. Çanakkale’den önce bizim dilimizde yazılmış böyle bir roman yoktu.Şimdi var, bu bile benim için bir şereftir, önceliği olan ders kitaplarından da değil. Bir milletin namusu olduğu için, Plevneden sonra ana topraklarımızdaki en büyük direniştir; karşı geliştir, gücü bu savaşlardan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden, bilinen tarih sıralaması yerine, taşıdığı destan havasının bozulmamasını gayret ettim. Çanakkale Savaşlarımızın başladığı günü, nerelerden nasıl bir sırayla uzayıp hangi tarihte sona erdiğini herkes, ortaokul öğrencileri bile, çok iyi bilirler…” Mustafa Necati Sepetçioğlu

13- Uzun Beyaz Bulut Gelibolu, Buket Uzuner

  “Çanakkale Savaşlarında ölen büyük dedesinin mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale Milli Parkı’nda bastonuyla dolaşan Türk Nine’nin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrı… Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor’ın birlikte insanlığa verdiği dehşetengiz ders…
Tarih kitaplarında yer almasına henüz hiçbir milletin izin vermeye hazır olmadığı büyük insanlık sınavı: Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramanı olur mu? Ya da: Tarih düz okunacak bir metin midir? Ve tarih yeniden yazılmalı mıdır?”

14-Tarihe Sığmayan Destan Çanakkale, Dönmeyi Düşünmediler, Mehmet Kaplan

  “ Eğer Çanakkale Boğazı düşerse bizim de boğazımız gider, Başkent İstanbul düşer bir daha belimizi doğrultamayız diyerek Türk, Kürt, Pomak, Çerkez dedelerimiz çok şuurlu gelip burada severek ve isteyerek can verdiler; 253 bin şehidimiz var. 270 bin de İtilaf Devletlerinin kaybı bulunmakta. Dünya açısından Gelibolu Yarımadasının önemi: yarım milyondan fazla gencin bu küçücük kara parçasında can vermesi…Yeryüzünde bu kadar gencin uğruna can verdiği bundan daha küçük bir kara parçası yok!” Mehmet Kaplan’ın gözünden Çanakkale destanını okumak isterseniz.

15- Şafakta Yanan Mumlar, Serpil Ural

  “Dedeleri karşı saflarda çarpışmış iki genç kızın karşılaşmasını ve bu savaşta yaşanan olayları anlatan; SAVAŞ-BARIŞ-ÖZGÜRLÜK kavramlarını sorgulayan bir gençlik romanı. Biraz da savaş ateşiyle biçimlenmiş iki farklı ulusal kimliğe karşın, bir Avustralyalı biri Türk iki aile, özellikle de iki genç (Peggy ve Zeynep) aynı insanca duyguları taşıyorlar. Öyleyse neden birbirimizle savaşıyoruz? Düşmanlığın ne kadar boşuna olduğunu vurgulayan bu kitap, bir barış ve dostluk duası gibi” Özellikle Çanakkale Savaşı hakkında yazılmış edebi derinlikli bir roman arıyorsanız, okumalısınız.

 

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin