Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Murat Gülsoy’dan bahsediyoruz tabii ki. Fakültede Ebru Burcu hocamızın anlatımlarıyla tanıştığım ve “Günümüzün Oğuz Atay’ı ” olarak atfedilecek nitelikteki yazarımız. Murat Gülsoy, okurlarını birçok yönden takip etmelerini ve aydınlatmasını sağlayan velut yazarımızdır. Onun bu müstesna çalışmalarını sayarsak ;yaratıcı yazarlık dersleri veren, dergicilik faaliyetleri yürüten ( Hayalet Gemi) , programlar düzenleyen ( Açık Şehir) ve elektronik yayınevi olan (altkitap) yazarımızdır.
Eserlerine baktığımızda müstesna kişiliği üretkenlik anlamında yine karşımıza çıkıyor ; Bu Kitabın Kötü Adamı Benim/ Bu Kitabı Çalın/ 602. Gece/ Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık/ Sevgilinin Geciken Ölümü/ Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul / Baba,Oğul ve Kutsal Roman…

POSTMODERN EKOLDE MURAT GÜLSOY

Modernist yaklaşımı kendisi şöyle ifade eder 602. Gece adlı kitabında:
“Modernist edebiyat tarihin belli bir döneminde ortaya çıkmış ve birçoklarına göre İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte sonra ermiş bir edebi adımdır. Benim katıldığım yaklaşımsa , modernist edebiyatın şekil değiştirerek günümüze kadar geldiği ve bundan sonra da devam ettiği yönündedir.” (S.31)
‎Postmodenist edebiyat tabiri post- modernizm post kelimesi ilerlemiş aşırı anlamına gelen bir takıdır. İleri modernizm olarak adlandırılır. İkinci Dünya Savaşı sonrası var olan Varoluşçuluk etmenleriyle oluşan bir edebiyattır. Postmodern yaklaşımlara bakarken bu edebiyatın belli teknikleri var onlardan bahsedelim.

‎ POSTMODERN ANLATIM TEKNİKLERİ

‎1. METİNLERARASILIK (PALİMPSEST)
Bu tekniğe göre her metin kendisinden önceki metinlerin izlerini taşır. Eski zamanlarda yazılan parşömen kağıtlarının hikayesinden bu teknik oluşur. Hikayeye göre her yazar eserini parşömen kağıdına yazar ve kendisinden sonraki de silip yazısını onun üzerine yazar. Ve böylece her yazı bir önceki yazıdan izler taşır.
Murat Gülsoy:
” İkinci kitabımı yayına hazırlarken yıllardır kafamı kurcalayan bu sorunlar gündemimdeydi. Abbie Hoffman’ ın ‘ Steal This Book’ adlı kitabından ilhamla ‘Bu Kitabı Çalın ‘ başlıklı bir öykü yazdım. Önsöz havasında bir üslupla kaleme almış olduğum bu öyküyü kitabın en başına koymam yetmedi, bir de kitabın adı olarak yayıncıma önerdim.
(Bu Kitabı Çalın-s.18)

Şimdi de bir mutasavvıf gibi seslenir okurlarına Murat Gülsoy bir Yunus Emre edasıyla:

İnsanların başkalarında aradıkları sır aslında kendi kafalarının içinde ya da ruhlarının bir yerinde gizli. Başkasını didikledikçe kendinden uzaklaşır insan. Kendine dönmelisin. Kendi içine. Her şeyin sırrı senin o heyecanla çarpan kalbinin tam içinde. Başka bir yerde değil.
(54. Numara’ nın Sırrı – s. 80)

2. ÜSTKURMACA ( OKURU YAZIYA DAHİL ETME)
Ben buradayım sevgili okurum sen nerdesin? diyen Oğuz Atay gibi diğer Postmodenistler de ” kurmaca içinde kurmaca” sloganıyla neyin oluşturdular. Önemli unsur okurdur ve okura bir şekilde o hikayesinin bir kurmaca olduğu aktarılır.
‎” İşte, öyküyü yazmaya beni iten merak sonunda tatmin olmuştu. İşte metinle sözleşme yapmayı reddeden bir okur!
‎ ( Bu Kitabı Çalın- s.20)

3. PASTİŞ

Bir metnin kendinden önceki metinle şekil yönünden yakın oluşuna verilen isimdir. Murat Gülsoy bu tekniği Binbir Gece Mektupları’ nda karşımıza koyar.


“Bellek denilen şey esrarlarla dolu bir garip lunapark işte. Bazı olaylar bize olduklarından daha büyük ya da daha küçük ya da daha renkli görünüyorlar. Hatta bazen hiç olmamış olayları, hatta insanları anımsadığımızı sanıyoruz. Belki de uydurduğumu ya da kurguladığımı sandığım öykülerin birçoğu gerçekte yaşayıp da unutmuş olduğum şeyler. Ya da tam tersi.. Belki de her şey büyük bir anımsama anından başka bir şey değil. Bunu kim bilebilir ki ? …( Bu Kitabı Çalın- s. 26)

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin