Çağımızın Tedavisi Zor Hastalığı: Siber Zorbalık

Gece Modu

Sosyal medya 21. Yüzyılda hemen hemen her bireyin kullandığı bir platformdur. Kimi bireyler kişisel hesap açıp kullanırken kimi bireyler “fake” dediğimiz anonim hesaplar açarak sosyal medyanın içinde bulunurlar. Bireyler bu hesaplardan kendilerine ait düşüncelerini, fotoğrafları ve hatta videolarını paylaşabiliyorlar ve hatta bu platformlardan para kazanan, ticaret yapan bireyler de mevcut.

İlk bakışta zararsız gibi görünen ve özellikle son bir kaç yıldır yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusunda ciddi tartışmalara konu olan sosyal medya, hayatımıza şiddetin farklı bir türü anlamına da gelen yeni bir kavram katmıştır: Siber zorbalık.

Wikipedia’ya göre, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışları anlamına gelen siber zorbalık, teknoloji aracılığıyla bir kişiyi rahatsız etmek, taciz etmek, tehdit etmek, utandırmak veya hedef gösteren paylaşımların yapılması anlamı da taşır. Bildiğimiz zorbalık türlerinin aksine siber zorbalıkta yüz yüze gelinmesine, fiziksel güç uygulanmasına, sözlü iletişime geçmeye gerek yoktur. Bunun için sahip olunması gereken sadece internet bağlantısı ve internete bağlanabilen herhangi bir cihazdır. Bu cihazları kullanabilen her birey bu eylemi gerçekleştirebilir. Bu eylem en fazla Twitter, Instagram, YouTube, Facebook, Snapchat gibi uygulamalarda görülmekle beraber sms, e-mail yoluyla da yapılabilir.

Bireyin sosyal medyada dijital saygınlığını yitirmesine sebep olacak komik ve ya onur kırıcı görsellerinin paylaşılması, hakkında asılsız haberler çıkartılması ya da yapmadığı ve söylemediği bir şeyler yüzünden dijital ortamda suçlanması gibi durumlar siber zorbalığın birkaç çeşididir. Bunun yanında sosyal medyada en yaygın olay her gün ya da her hafta bir insanın giydiği, yediği, söylediği veya yaptığı bir şey yüzünden sürekli aşağılanması, dış görünüşü veya konuşma tarzı yüzünden hakaretler yağdırılması, inançları veya siyasi görüşleri üzerinden yargılanmasıdır. Bu duruma sosyal medyada “linç” denmektedir. Bahsettiğimiz bu linç kültürü siber zorbalığın en yaygın çeşididir.

 

Peki, bireyler bu eylemi gerçekleştirmeye, bir başkası üzerinde böyle bir zorbalığı uygulamaya neden ihtiyaç duyar?

Sanal ortam bireylere istediği kişi olma kimliğini açık tutar fakat dış dünya böyle değildir. Bireyler dış dünyanın onlara sunduğu kimlikle yaşamak zorundadır.  Bireyler bu kimlikten memnun değillerse ve sahip olmak istediği şeylere sahip olamıyorlarsa giderek yozlaşmaya başlarlar ve saldırganlaşırlar. Sahip olmak istedikleri hâkimiyet kurma gücü, beğenilme isteği, takdir görme ve birileri tarafından desteklenme arzuları onları siber zorbalık dediğimiz bu eylemin içine sürüklemektedir. Çünkü  “sanal ortamda, gerçek hayatta ulaşılması çok zor bir büyük kitle tarafından bu kadar kolay ve hızlı şekilde dikkate alınmak ve beğenilmek, bu bağımlılığı tetiklemektedir. Bu yüzden sosyal medya kullanıcıları, ciddi anlamda haz alabilecek bir sanal gerçeklik içinde yüzmektedir.” *  Bu haz onları daha fazla yozlaştırıp saldırganlaştırır.

Bu saldırganlığa maruz kalan bireyler giderek kendilerini toplumdan soyutlar. Öz güvenleri kırılır ve kendilerini yalnız ve değersiz hissetmeye başlarlar. Zorbalığı uygulayan kişinin umarsızca söylediği bir söz karşıdaki bireyi depresyona sokabilir ve hatta intihara kadar götürebilir. Ve  baktığımızda siber zorbalığın sadece günümüzün değil geleceğin de ciddi bir tehlikesi olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

KAYNAKÇA

Psikeart, Sayı 56, Kolektif

www.wikipedia.com

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin