Çağdaş Türk Edebiyatının Ayrıksı Yazarı Bilge Karasu’yu Neden Okumalıyız?

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Bilge Karasu, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun olduktan sonra Ankara Radyosu Dış Yayınlar Bölümünde çalışmıştır. 1974’te ise Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır. 1963 yılında D.H. Lawrence’ın The Man Who Died (Ölen Adam) kitabının çevirisiyle TDK Çeviri Ödülü’nü 1971 yılında Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı kitabıyla Sait Faik Hikaye Armağanı’nı, 1991’de Gece kitabı ile Pegasus Ödülü’nü ve 1994’te Ne Kitapsız Ne Kedisiz ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü almıştır.

  Bilge Karasu, Türkçe’yi kullanma biçimiyle, hayatı boyunca “ve” bağlacını hiç kullanmamasıyla, imgelerle yüklü anlatımıyla Çağdaş Türk Edebiyatı’nın ayrıksı ve özgün yazarları arasında yerini alıyor.

Neden Bilge Karasu Okumalıyız?

  Karasu, “Ne Kitaplı Ne Kitapsız” adlı denemesinde kendisinin ne için ve nasıl okuduğu üzerine tartışır. Dolayısıyla bunu okurken siz de birdenbire kendinizi ne için ve nasıl okuduğunuz üzerinde düşünürken buluverirsiniz. Denemesinin sonunda ise kitabın bir “nesne” değil bir “metin” olduğuna ve metinleri imgelerinizi zenginleştirmek amacıyla okuduğunuza ikna olursunuz.

  Bilge Karasu’nun neredeyse tüm eserleri imgelem üzerine kuruludur. Karasu’ya göre imge; iletilmek istenen şeyin öznelleştirilebilir ve en kısa yoldan üretilebilir bir halidir. Dolayısıyla bir metni ne kadar çok insan okursa, metin bu imgeler sayesinde yeniden ve yeniden üretilmiş olur. Öykü ya da roman Karasu’ya göre bir imge üretmek için veya var olan imgenin okuyucuya ulaştırılması için biçilmiş kaftandır. Öykü ya da roman gibi hem yazarın hem de okurun hayal gücüne dayanan “metinlerde” imgelem sonsuzluğa gider. Karasu’nun eserlerinde gerçeklik imgeler aracılığıyla yeniden üretilirken siz de imgelem dağarcığınızın sınırlarını zorlarsınız. Karasu’yu okurken bir okuma yapmaz bir okumayı deneyimlersiniz. Farklı imgelemlere yelken açarak yeni bir görme biçimi kazanırsınız. Hayal gücünüzü imgelerle beslerken, aktarmak istediği düşünsel süreçleri akıcı ve eşsiz bir anlatımla içselleştirirsiniz.

  Karasu’nun düz yazılarındaki şiirsellik onu adeta çağdaşları arasında farklı bir ekole mensup kılmıştır. Bilge Karasu, metinlerinde eğretileme ve çağrışımlardan yararlanarak inanç/inançsızlık, sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, ölüm gibi temaları alegorik olarak ele alır. Dolayısıyla yabancılaşma, bireyselleşme, varoluş gibi temalara sahip metinlerine felsefi tohumlar ekerek onları ustalıklı bir biçimde kurgularken okurunu hikayeye ve kendine dair düşünmeye zorlar.

Bilge Karasu Okumaya Nereden Başlamalı?

- Advertisement -

  Bilge Karasu kurguları ve Türkçe’yi kullanma biçimiyle eşi benzeri olmayan bir yazar. O’na göre dil, bilişimizi şekillendiren ve imgeleri söze dökerek canlandıran bir kavrama biçimidir. Bu nedenle dili farklı ancak oldukça özeldir. Yazın dilindeki farklılık ya da anlaşılamamazlık ona özgü bir yazma biçimi iken okuyucusu içinse farklı bir kavrayış deneyimidir. Karasu’ya göre her metin herkes için yazılmamıştır. Her metnin belirli bir alıcısı vardır. Ayrıca her iyi metin vericisi iyi bir alıcı bulamayabilir ya da tam tersi! Karasu’nun dilde kullandığı esneklik biçimleri metnin iletisini her okuyucu için ona özel kılmaktadır demek yanlış olmayacaktır.

  Bilge Karasu’yu ilk defa okuyacaklar için diline, romanlar, öyküler ve imgeler hakkındaki düşüncelerine aşinalık kazanmaları açısından Ne Kitapsız Ne Kedisiz adını taşıyan denemeler kitabı tavsiye edilebilir. Bunun akabinde Troya’da Ölüm Vardı, Karasu ile ilk kez tanışacaklar için yazarın ilk romanı olması özelliği ile uygun düşebilir. Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı ve Göçmüş Kediler Bahçesi de Bilge Karasu ile ilk kez tanışacaklara önerilebilir.

Tavsiye Edilen Kitaplardan Alıntılar:

“Bildikleriyle övünmekse, bilmediklerimizin –bir şeyler öğrendikçe daha da büyüyen- uçsuz bucaksız ummanı karşısında ne kadar zavallı bir çaba!” (Ne Kitapsız Ne Kedisiz, s. 13)
“Her ölümden sonra daha yoksul, her ölümü daha doğumundan hazırlıyarak, sürükleme içinde, sürüklendiğimi bile bile, ölümü en kısa gönenç içinde beklemek. Dost ölümdedir.” (Troya’da Ölüm Vardı, s.42)

“Kendini duymak, gücünü sınamak, istediğini yapmaya gücü yetebileceğini anlamak için güç yoldan gitmek, iyidir, gereklidir.” (Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, s.48)

“Ölüler her şeyi bilir; öğrenmenin yolu da ölmektir.” (Göçmüş Kediler Bahçesi, s.25)

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....