
“Sevdiğimizin kokusu geldiğinde, ciğerlerimizdeki kelebekleri bilime kanıtlamak için röntgen çekeceğiz de konumuz aşk kim uğraşacak röntgen möntgenle?”
Kenar mahalledeyiz, ölümün sıradanlaştığı ve her gün ölü haberleriyle uyanılan, kaçak çayın Allah’ın kitabında “içki” içmek haram dendiği için o boşluğu doldursun ve az biraz acımızı dindirsin diye bol bol içildiği bir coğrafya.
Kışları, annemin saçları kadar kadar kara (o saçlardaki karanın tonu bence kimse de yok. Herkesin annesinin saçlarının karalığının tonu farklıdır.) kömürlü ve bol karbonmonoksitli, yazları bol klimalı geçiyor. Aşklar da kenar mahallelerdeki o ağır abilere yakışacak kadar ağır ve hastalıklı. Çiçek midir o ağır hastalığın adı, çocuklarda görülen? Sanırım adı çiçek. Sevimli bir adı olsa da bir o kadar da can yakan bir şey. O hastalık kadar ateşli yani aşklar. Hain üretme makinesi (televizyon) nasıl gösteriyorsa aşkı, tam tersidir buralarda. İnsanlar hala sevdiklerine bir hediye almak için koca koca beton yığınlarının altına, tuğlaların altına giriyor. Fabrikalarda gece vardiyasında çalışıp, o hiçbir şeye yetmeyen asgari (nasıl da küfür gibi cümle asgari) maaşı aldıklarında ilk sevgiliye hediyeyi koyuyorlar listenin başına. Kira, faturalar, anneye babaya verilen paraları çıkınca işte o geriye kalan parayla sevgiliye hediye alınıyor. Mortosbağa, kadınkülübü, zımbırtı.net gibi sitelerden tez elden ve zevksiz hediyelerden alınmıyor. Bol kadın bedeninin kullanıldığı zevksiz hediyelere hele hiç bakılmaz. Parfüm falan almak hakaret sayılır, aşk acısı rekortmeni (bazı rekor denemeleri için Guinness’e bile başvurulmuş fakat bu acılar intiharla sonuçlandığından kayda geçmemiş) Kazım Abi “sevdiğimin kokusu gelse, ciğerlerimde kelebekler uçuyor. Lan röntgen çeksem bilim bile görecek o kelebekleri” diyor. Kelebekleri görenler yoksa da herkes o kelebeklerden haberdardır.
Hayatında kenarında bırakılmış, hatta on milyon yılllık kalkınma planlarında dahi olmayan mahallemizde aşk, koca koca cümlelerle işlenir ve büyük bir yer kaplar, “çünkü aşk umutsuzların düşüdür”.
Not: C.S.Y: Can Sıkıntısı Yazıları demek ve ilki Allah’da seni unutmamı istiyor adlı yazım. Neden böyle bir şey yaptım? Sanırım bazı suni yazılardan sıkıldım. İnsanın hayatın tam içinde olanları böyle küçük küçük not edip paylaşması lazım. Hem kimse uzun uzun yazı okumuyor.








































