Gece Modu

1-“Bir Salı sabahı uyandım.

Bütün gazeteler hayatta en çok sevdiğim kadının bir cinayet işlediğini yazıyordu.

Bunu hiç beklemiyordum.

Beynimden vurulmuşa döndüm.

İç dengelerim şiddetle sarsıldı. “

(S. 9)

2- “Biz insanlar çelişki dolu tuhaf yaratıklarız. Baksana halimize, kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz. – adına ev, aile, akraba, töreler diyerek.. Sonra bu duvarların arasında boğulup çıldırıyor, ama yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz…”

(S.11)

3-“ Sormak.. sormak cesaret ister! Sorabilmek bağımsız olmayı gerekli kılar Ve işte bizde eksik olan bu cesaret ! Göğsümü jiletlemeyi, ölüme koşarak gitmeyi ben cesaret saymıyorum, o ancak bir cinnet olmalı! “

(S.33)

4- “Bildiklerimiz ancak yaşanmış olanlardır.”

(S.42)

5- “Iğdır’dan erzak paketi geldiğinde annem öyle sevinirdi ki, ben annesi mutlanan her çocuk gibi aslında bu sevincin etkisiyle coşardım. Ağabeyim Aras benim sevincimi gelen yiyeceklere yorardı, ama doğunun bu güzel lezzetlerini hala sevmemin asıl nedeni belki de annemin sevincidir.”

(S.49)

6- “ Erkek tek başına bunca kanın ve ölümün günahını yüklenebilir miydi? Yo hayır, hayır öyle şey olamazdı… çocukların ve kadınların da kendi iç savaşları vardı ve savaş, insan denen canlının buluşuydu. Yalnızca insana özgüydü, kadın , çocuk fark etmezdi. “

(S.51)

7- “ Tuna bekliyordu. Birçok insan gibi beklerdi o da. Beklemek bu çağın yazgılarındandı nasılsa. “

(S.55)

8- “ Onu ilk gördüğümde yaşantımda çok önemli bir yer tutacağını ben anlamıştım, ama henüz o, bunu bilmiyordu. Anlamasın diye elindeki taşa sakladım gözlerimi. Bunu hissetmiş olmalı ki, taşı bana armağan etti ve aslında gözlerimi bana geri verdi.”

(S.71)

9- “ Belki de insanoğlu ve insankızının kırmızı renge olan tutkusu, ölüme kafa tutuşun bir simgesi olarak ortaya çıkmıştı?”

(S.72)

10- “ Uyanınca kabusun hala bitmediğini görmek, en kötü kabustur.”

(S.89)

11- “ Çok özlenen ve sevilen, aniden karşısına dikildiğinde insanın sevinçten  nutku tutulabilir. Öyle de oldu.

(S.96)

12- “ Peki ya içindeki o çok güçlü “Bekle! Bekle bitecek!” korkusuna ne demeli?”

(S.134)

13- “ Yazar, insan denen hayvanların en yalnızıdır.”

-Lawrence Durrell

(S.146)

14- “ Birbirlerini yenmekten aldıkları zevk kadar, yenilmiş olmanın yarattığı bir sonraki didişmeye hazırlık safhasından da ayrı bir haz duyduklarını hissediyordum.”

(S.167)

15- “ Ben Ada’ya üzerinde MABEL yazan çikletlerden bir kutu alırdım doğum günlerinde. Bu, aramızdaki en büyük sırdı ve beni zengin çocuklarla zaten kaybedeceğim bir armağan yarışına girmekten korurdu.”

(S.172)

16- “ Onu eleştirenlere hep acıdım. Çünkü onlar Ada gibi biriyle tanışmak bir yana, yeryüzünde böyle zengin, böyle lezzetli bir ruhla yaşayan bir kadın olabileceğini bile düşlemekten yoksun kişilerdi.”

(S.176)

17-“ Aşk acı verir dedi.

Aşkın her çeşidi acı verir.

Sustu.

Bekledim.

Bekledik karşılıklı. “

(S.219)

18- “Sanmak, içinde umutlar, düşler ve heyecanlar vaat eden çok boyutlu bir kavramken, olmak gerçeğin sert, kalın, köşeli ve katı üç boyutunu taşır yalnızca..”

(S.223)

19- “ Ölüm, hayat enerjisinin bitmesi demektir. Radyonun fişini çekerseniz, müzik biter. İşte ölüm tıpkı böyledir. Bir gün, bir yerde fiş çekilir çekilir ve doğduğunuzda bağlanan enerji cereyanı kesilir. Hayat bitmiştir. “

(S.235)

20- “ Meriç ağlıyor, Ada öfkeleniyordu.

Dedemin ölümünü hep böyle hatırlıyorum.

Hatırlarım. “

(S.245)

Kumral Ada Mavi Tuna- Buket Uzuner- Everest Yayınları

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin