
Ragıp yalpalaya yalpalaya yürüyordu caddede. Saat gece yarısını geçeli çok olmuştu. Yürüdükçe, aynı hızla kendisine yaklaşan birisinin olduğunu fark etti. Karşıdan gelen kişi de aynı onun gibi yürüyor, saçlarını onun gibi taramış ve onun gibi giyinmişti. Bir adım daha atsa çarpışabilirlerdi. Durdu ve karşısına dikilmiş adama bakmaya başladı. Gözleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu adam. Yüz ifadesinde öyle bir ilkellik vardı ki yaşadığı her şey asırlar öncesine dayanıyordu sanki. Ateşin bulunuşundan haberi yokmuşçasına kat kat giyinmiş, tekerleğin icadına karşı çıkarcasına çok yol yürümüştü belliydi ayakkabılarının yırtıklarından. Kulağını tırmalayan korna sesiyle gözlerini adamdan ayırdı ve aynaya çarpmamak için karşı caddeye geçti Ragıp.








































