Breaking Bad’i Farklı Kılan Özellikler Nelerdir?

Eğer Breaking Bad’i yayınlandığı dönemde izlememişseniz şimdilerde neden bu kadar insanın, hala iki met pişiricisinin acayip halleri etrafında dönen bu diziden büyülendiğini merak ediyor olabilirsiniz. Hayranları ise kuşkusuz her seferinde bir tek cümlede bu dizinin neden iyi olduğunu açıklamada zorlanmaktadırlar.

Breaking Bad, senarist Vince Gilligan tarafından tasarlanmış bir drama dizisidir. Dizi başta 16 Emmy Ödülü olmak üzere birçok ödül almıştır dahası en çok reyting alan dizi ünvanıyla Guinness Dünya Rekorlar kitabına da girmiştir.

Breaking Bad kelime olarak; ters gitmek, kötü yola sapmak, kıyameti koparmak gibi anlamlara sahiptir ve senarist tarafından, başrol karakter Walter White’ın geçirdiği sıradışı dönüşümü anlatabilmek için özellikle seçilmiştir.

Bir Kötü Yola Sapma Öyküsü 

- Advertisement -

Hepimiz bir bakıma benzer olarak insanların ikisini bir arada barındıramayacak kadar iyi ya da kötü insanlar olduklarını düşünmeye eğilimliyiz. Psikolojik açıdan yaklaşacak olursak herkes kötülüğe ve iyiliğe eğilimlidir ve bunu belirleyecek olan uygun şartlar sağlandığında her birey hırsızlık yapabilir, cinayet işleyebilir kısacası ‘kötü yol’a sapabilir. Daha açık şekliyle söyleyecek olursak bireyi haklı çıkarabilecek şartlar gerçekleştiğinde -intikam, meşru müdafaa, kıskançlık, öfke- kötü bir eylemin yapılma olasılığı da artmaktadır.

Birçok çalışma göstermektedir ki sosyal eşitsizlik suç oranlarını da artırmaktadır. Fakir ve zengin kişilerin birbirlerine yakın yaşadığı yerlerde yasalar bozulmaktadır. Sosyal kıyaslama genellikle suçlanır. Kısacası kurban olduğuna inanmak, bireyi suç işlemeye yaklaştırmaktadır. Birçok izleyici Walter’ın kötü davranışlarının suçunu hastalığına, aşağılayıcı işine, aile hayatına, ve çalışma arkadaşlarıyla ilişkilerine bağlamaktadır. Dahası kaybedecek hiçbir şeyinizin olmadığını düşünmek de normalde yapmayacağınız riskli almaya yönlendirebilir sizi. Bir noktadan sonra artık duramayacağınıza inanmak ise kararınızdan dönmemenizin önündeki bir diğer engel olabilir.

En temel açıklamasıyla da dizi; etliğe sütlüğe pek karışmayan kendi halinde bir karakterin tehlikeli bir bireye dönüşümünü konu almakta. Bu dizide Walter karakterinin dönüşümü, zincirleme bir etkiden söz edebileceğimiz bir değişimi izleyerek, çevresindeki herkesin de değişimine yol açacaktır.

Lisede kimya öğretmenliği yapan ve ek iş olarak araba yıkama yerinde çalışan Walter White zaman zaman kendisini çileden çıkaran geçindirmekle yükümlü olduğu bir aileye sahiptir. Oldukça zeki ve bir o kadar da çekingen görünüşe sahip bir adamdır. Bu özellikleri sebebiyle çevresine yeterince dahil olamadığından biraz da dışlanmış bir karakterdir aynı zamanda. Walter’a tedavisi mümkün olmayan bir akciğer kanseri teşhisi konur. Öldükten sonra ailesi için para bırakabilme isteğiyle daha çok para kazanabilmek için uyuşturucu işine girmeye karar verir. 50 yaşından sonra kötü yola sapan Walter eski öğrencisi ve uyuşturucu satıcısı olan Jesse ile ortaklık kurar.

 

Bu diziyi özel kılan noktalardan belki de en önemlisi karakterlerin ‘kahraman’dan kötü karakterlere yavaşça dönüşümlerini sergilemesidir.

Öyle ki; başta sevimli bulup sempati beslediğiniz karakterler zalim, açgözlü, benmerkezci insanlara dönüşümlerini izlemek oldukça ilgi çekici.

Başta sakin bir Kimya Öğretmeni oluşuyla tanıdığımız Walter’ın gittikçe acımasız bir karaktere dönüşümüne sempati duymak, diğer karakterlere oranla daha kolay olmaktadır diyebiliriz. Eğer Walter hasta, ürkek bir baba olarak değil de baştan kötü karakter olarak tanıtılsaydı, seyircilerin onun hareketlerini anlamaları veya haklı çıkarma çabaları da daha zor olacaktı. 

Dizideki sürpriz olaylar seyirciyi sık sık hazırlıksız yakalamakta.

Dizi beklenmedik karakterlerin ani ölümleriyle özellikle akıllarda kalıcı bir yer ediniyor. Neredeyse her bölüm bir bedel ödeme ve intikama şahit olarak ekrana kilitleniyor izleyici.

Karakter ve konunun ince ayrıntıları izleyicide ne kaçırdığınızı anlamak adına geri dönüp yeniden izleme isteği uyandırıyor.

Bazı bölümlerde kısa ve küçük bir role sahip bir karakter diziye giriyor, birkaç bölümde görünüp sonra yok olarak dikkatleri fazla üzerine çekmiyor. Yönetmen Gilligan sıklıkla bu tarz karakterleri, olay örgülerini veya bazı nesneleri geri getirerek konuyu birbirine bağlıyor, tabii keskin gözlü izleyiciler bunları birbiriyle ilişkilendiriyor sık sık da geri dönerek parçaları birleştirme isteği duyuyor. 

Oyunculuklar bu diziyi bu kadar iyi kılan diğer bir unsur

Walter rolünü üstlenen Bryan Cranston, sıradışı zekaya sahip bir karakteri canlandırıyor. O, bir aile babasıyken uyuşturucu satıcısıyla tişörtünü değiştirdiği an dönüşebilen, adeta bir şekil değiştiren.

Bunun yanında Jesse Pinkman karakteri canlandıran Aaron Paul daha önce herhangi bir oyunculuk eğitimi almamasına rağmen hayranlık verici bir oyunculuk sergilemektedir.

İki başrol oyuncusunu oldukça iyi destekleyen ikincil karakterler destekliyor. Anna Gunn’ın canlandırdığı Walter’ın eşi Skyler, birçok derinliğe ve karışıklığı barındıran bir yandan da sevgi dolu ve güçlü bir karaktere sahip bir kadın.

Dizi mizahi bir sahneden hızlıca karanlık bir sahneye geçebilmekte

Jesse ile Walt’ın çalkantılı ilişkileri seyircileri ekranın başına kilitleyen diğer bir unsur diyebiliriz. Zaman ilerledikçe Walter, Jesse’ye öz oğlundan daha yakın bir noktaya geliyor. Öyle ki Walter bir defasında oğluna Jesse diye sesleniyor.

Dizi tamamen drama ve gerilimden ibaret değil. Kimi zaman oldukça komik de olabiliyor. Walter ile Jesse arasındaki ilişki dinamikleri, bazen gergin bazen de esprili olabiliyor. Kendilerini buldukları durumlar sıkça çaresiz ve bela içerse de, bazen gerilimin arasında seyirciyi güldürdüğü anlar da mevcut. Jesse sık sık Walter’ın içine düştüğü durumlarda ise koruyucu bir tavır üstleniyor.

Breaking Bad severler için şimdilerde Jesse’nin, dizinin final bölümünden sonra yaşadıklarını konu alan El Camino adlı yapımın ve Saul adlı avukatın dizi öncesi hayatını anlatan Better Call Saul isimli dizinin Netflix’te yer aldığını da hatırlatalım! Breaking Bad’in yaratıcısı Vince Gilligan, El Camino’nunda senaristliğini üstlenmiştir.

Kaynakça:

https://www.insider.com/ + https://tr.wikipedia.org/

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

57. Altın Portakal Film Festivali İçin Geri Sayım Başladı!

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 3-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 57. Altın Portakal Film Festivali için geri sayım başladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın...