Biz İnsanlar – Peyami Safa | 30 Alıntı

Peyami Safa Türk Edebiyatı’nın çok değerli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Mütareke yıllarının İstanbul’unda geçen Biz İnsanlar kitabını da diğer kitapları gibi psikolojik tahliller ile ilmek ilmek işleyerek bizlere sunan yazar, o günlerin gündem konularına değinmeyi ihmal etmiyor. Türkçülük, materyalizm, sosyalizm gibi konuların halktaki etkilerini hikâyenin içinde çok detaylı bir şekilde işleyen Peyami Safa, bu konuları iki aşık üzerinden kurguluyor. Vedia ve Orhan’ın hikayesini okumanızı tavsiye ederek sözü kitaptan alıntılara bırakıyoruz. Keyifli okumalar Söylenti ailesi!

  1. “-Ah, ben Vedia’yı bu kadar… Sevmeğe ait bir kelimeyi söylemekten çekinerek, ağzından çıkan iniltinin ele verdiği zaafı telafi etmek isteyen bir diklikle doğruldu.” (s. 14)
  1. “Başlangıcında önü alınmazsa, bütün ruhu kaplayarak iradeye nüzul indirmesinden korktuğu bir derin hassasiyetin baskınına uğrayacağını anlamıştı.” (s. 61)
  2. “Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa benziyorum; aklım ve mantığım, topal bir kâhya gibi, gayri iradi hareketlerimin peşinden koşuyor.” (s. 91)
  3. “İleride aklımı mesul etmeyeyim diye, içimden bir ses bekledim. Bu da hissin sesi olacaktı. Nitekim öyle oldu. Ve her yerde, her zaman, hep öyle olunca en ziyade inkâr etmeğe çalıştığım bir kuvvetin bana daima hâkim olduğunu sezdim.” (s. 112)
  4. “Münakaşa, dedi, küçük burjuva münevverinin bayıldığı şey! Münakaşa! On paket sigara içer ve beş gün, beş gece münakaşa eder. Sonra dünyayı ıslah ettiğine kanidir, mağrurane başını kaldırır ve susar, bitti. Başka iş yok. Bizse ‘bütün insan’ fonksiyonlarını birbirinden ayırmayız. Fikir gövdeden, müstakil değildir. Hareket fikir devam ettirir ve tamamlar.” (s. 121)
  5. “Merak ediyordu. ‘Fakat merak basit bir duygu mudur? İçine anlamak ihtiyacından başka arzular karışmaz mı? Merak saikasıyla tasarruf etmek istediğimiz şey yalnız hakikat midir?’ diye düşündü.” (s. 173)
  6. “Benim için büyük ve küçük şey yoktur.” diyordu. Hâlleri de öyle değil mi? Ehemmiyetsiz şey, onun üstünde en ehemmiyetli şey kadar tesir ediyor. (s. 175)
  7. “Belki aşk sevmek ve aldatmak korkusundan da doğar. Üstünde ne düşünülürse aynı zamanda hem doğru, hem de yanlış olabilecek, hayat kadar geniş mevzudur bu. Fakat ben senin ciddi surette sevdiğini çok görmek isterdim.” (s. 179)
  8. “Dudaklarının etrafında görünen neşe ile gözlerinin içindeki hüzün yüzünün manasını ikiye bölüyordu. Bunlardan hangisi doğru?” (s. 207)
  9. “Yengemin bir felaketi de kadın olmak, anlayan bir kadın olmak.

-Değil mi? Bizim.. bizim memlekette anlayan bir kadın olmak felakettir.” (s. 213)

  1. “Kendisi de birçok defalar sevginin ruhu doldurduğunu, hiçlik şuurunu ve sıkıntısını varlığın büyük neşesine çevirdiğini tasavvur etmemiş miydi?” (s. 215)
  2. “Bu iki şey: Kafa ve karakter yan yana çok az geliyor. Ben böyle bir adama hemen hemen hiç rastlamadım gibi bir şey.” (s. 219)
  3. “Yeni tanışanların konuşmaları zordur. Neden bahsedecekler? Yalnız açık fikirli insanlar uzun uzun konuşabilirler. Ben Halim’le evlendiğim zaman hep o söylerdi, ben susardım. Sonra onun huyunu aldım. Fakat tuhaftır, başkalarının yanında hep onun gibi konuşurmuşum. Söylerlerdi. Onun yanında onu taklit etmezmişim.” (s. 224)
  4. “Dertlerin en beteri nedir? Verem mi? Razıyım, kanser mi? Ona da razıyım. Tek, etrafımda ahlak veremine, seciye (karakter) kanserine tutulmuş görmeyeyim.” (s. 261)
  5. “Sevmek, belki de bir tek ihtirasın lehine bütün diğerlerini bastırmak değildi; bilakis aşk, sevilen şeyin içine bütün diğer ihtiraslarımızı doldurmağa benziyordu; bir insanın şahsında bütün ümitlerimizi, iştiyaklarımızı seviyoruz. Hayatımızın müspet ve menfi hadiselerinden gelen bütün hazlarımız ve kederlerimiz bu aşkın bahanesi içine sıkışarak büyüyor; aşkta; bir şey değil, her şeyi istiyoruz, bir şeye değil her şeye kin besliyoruz, ümitlerimiz ve korkularımız gibi bütün heyecanlarımız da bir tek mevzuun içine dolarak bizden karışıklığını gizliyor.” (s. 264)
  6. “Belki bütün sevgiler bahanedirler, dedi, ruhumuzun çalkalanmasına bahane. İçinde ne varsa onu dışarıya doğru savururlar.” (s. 265)
  7. “Ben muammayı sevmem. Küryozite bence sevgi değildir. Misterin verdiği pasyon aşk değildir. Bilmek arzusudur bu. Hayır. Sevildiğimizi bilmek sevmeğe mani olmaz. Fakat bizi sevmesini istediğimiz adam tarafından.” (s. 280)
  8. “Fakat haberim olmadan ölürsem, tabii daha iyi olmalı bu. Ölmek, ölümü düşünmekten çok daha kolaydır, değil mi?” (s. 282)
  9. “Ben kederli anlarımda yürümeyi çok severim. Büyük bir tesellidir. Hareket ne kadar olsa insanın içindeki zehirleri dağıtıyor.” (s. 293)
  10. “Karışık şeylerin hepsi hayata benzemez mi? İçinde her şey var. Daha doğrusu peşine hayat kelimesini taktığımız ne varsa hayat içinde, bir hayattır: Aile hayatı, mektep hayatı, askerlik hayatı… Bütün bu hayatların hulasası şudur: Hayat ve manası da şudur: İçinde zindan, bahçe, cennet, cehennem her şey olmak.” (s. 302)
  11. “Orhan ömründe ilk defa uğradığı bu duygu fesadına şaştı. ‘Bütün sevenler böyle midirler?’ diye düşündü. Ağacı ve duvarı bile sevgilileri mi zannederler? Hiç sevmemiş olmanın eksikliğini şimdi anlıyorum; en canlı ruh tecrübesinden mahrum kalmışım. Fakat ben sevmeğe başladım mı? Ne çabuk! Yoksa bu ilk hummanın şaşkınlıkları mıdır?” (s. 306)
  12. “Sevdiğimiz biri ölürse, ona yaptığımız bütün haksızlıkların azabı da matemimizin içine dolar; hatta ölümün kederi geçtiği halde bu pişmanlıktan çok devam eder.” (s. 318)
  13. “Her şeyi istersek hiçbir şey bulamayız, diye korkarım. Henüz sizin eksiklerinize dikkat etmedim. Bende de pek çok var. Bunlar birbirini tamamlamalı mı? Birbirinin aynı mı olmalı? Bilmem ki. Aradaki farklar mı iyi, yoksa benzeyişler mi iyi? İkisi de mi lâzım? Ne kadar? Bilmem ki. Böyle düşüne düşüne de insan bir şey yapamaz değil mi?” (s. 353)
  14. “Her şeye ve herkese bir yabancı duruşun var. Kimsenin hatırını kırmıyorsun. Böyle durmaktansa kır, daha iyi. Acı bir şey şöyle. Müdafaa eder. Fakat hem böyle düşün, hem belli et, hem de müdafaaya fırsat verme, olur mu canım?” (s. 360)
  15. “Senin ruhun kanatsız bir kuşa benziyor. Bütün hevesi uçmak. Çırpınıyor, çırpınıyor, vücudunun parmaklıklarına kendini vura vura yorgun düşüyor. Uçmak, hiçbir yere bağlı olmamak. Fakat vücuduna bağlı evvela.” (s. 370)
  16. “İşte, Vediacığım, sevmesini bunlar biliyorlar. Susarak sevmesini. Erkek susar, kadın da. ‘Beni seviyor musun?’lar yok. “Daha az mı çok mu?’lar yok. Maziden ve istikbalden şüpheler yok. Emniyet yüzde yüz. Fedakârlık bitirmiş. ‘Ben seninim sen benimsin. ‘ O kadar: “Sözlüyüm” diyorlar. Bitti. İki taraf da ölünceye kadar öteki için parçalanmayı göze alıyor. Sessiz. Aşk mektupları, sitemler ve tehditler yok. Mutfakta bir tıkırtı. İclâl, Mustafa’sının çorbasını pişiriyor. Hep onu düşünüyor. Yirmi sene, elli sene hep onu düşünecek. Mustafa eşikte görünüyor. Sessiz. Dil dökmüyor. Dil olmayan yerde yalan olur mu? Onun bir İclâl’i var. Dünya o. Mağrur, susuyor.” (s. 373)
  17. “Tanıdığım bütün insanlar bana yalansız yaşanmayacağını söylüyor. Aldatmak ve aldanmak şartmış. Bazı kere buna isyan ediyorum. Bazı kere hissediyorum ki, bütün felaketlerimiz, hakikati söyleyeceğimiz yerde, yalanı tercih ettiğimiz içindir. Bu bana en büyük budalalık gibi geliyor, budala insanlar bunu marifet sanıyorlar, asıl aldatırken aldanıyorlar, başkalarını aldatırken kendilerini aldattıklarını bilmiyorlar.” (s. 375)
  18. “İnsan nerededir? En dolu, en gergin, en tam halinde insan, yalnız ölüm karşısındadır.” (s. 389
  19. “Haykır, niçin olursa olsun, haykır, etrafına daima birkaç insan toplanacaktır: haykır, seni anlar gibi olacaklardır, haykır, anlamasalar da haklı bulacaklardır; haykır, büyük ses büyük ruhun ifadesidir, haykır, haykır, ne söylemek için olursa olsun, haykır, ah, haykır!” (s. 396)
  20. “Fakat ölümün de içini biz boşaltır ve biz doldururuz ama doldursak da, boşaltsak da ölürüz.” (s. 397)

Peyami Safa, Biz İnsanlar

Ötüken Neşriyat

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

İrem Nur Kaya
İrem Nur Kaya
“Yarayla alay eder yaralanmamış olan”

Must Read

Dönemine Damga Vurmuş Beş Usta Sanatçı

Pablo Picasso, Tarsila do Amaral, Salvador Dali, Frida Kahlo ve Remedios Varo'yu kapsayan beş usta sanatçıyı çocukluklarıyla, kariyerleri ve eserleriyle sizlere tanıttık. 1. Pablo Picasso Pablo...