Bir Yetimin Romanı: Kuyucaklı Yusuf

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Türk edebiyatının içerisinde belli yapı taşları vardır yahut olmazsa olamazlar. İşte o romanlardan biridir: Kuyucaklı Yusuf. Sabahattin Ali’nin ilk romanıdır aslında.
‎Kuyucaklı Yusuf’a bu ” Yetimin Romanı” yakıştırması Ahmet Oktay’ dan gelir. Arşivlerde yer aldığı anlatısına göre S. Ali, cezaevinde tanıştığı Yusuf’ un hayat hikayesini romanlaştırır. Aslında bu küçürek roman 3 seri şeklinde planlanır fakat yazarımızın zamansız bir suikastla öldürülmesi sonucu yetim kalır.

Romanın başkarakteri Yusuf, Balıkesir’ de yaşar. Roman da Nazilli ve Edremit ilçelerinde geçer. Bu ayrıntı dahi S. Ali’nin kendi yaşamından izler taşımaktadır.
Yusuf’ un öyküsü ilk başta anne ve babasının öldürülmesiyle, okuru sarsarak başlar. Yusuf gelenlerden Kaymakam Selahattin Bey tarafından evlatlık edinilir. Küçük kızları Muazzez ile büyür Yusuf. Sabahattin Ali, kendi fikri ve ideolojik yapılarını simgeleştirerek Yusuf’ta tek vücut halinde okura sunar. Muazzez’ e olan aşkı romanda gerçekçi aşkı her şeyden evvel barındıran unsurdur:

Halbuki Muazzez’e karşı olan hisleri büsbütün bambaşkaydı. Onu hariçte bir mevcut, yabancı ve başka bir insan olarak düşünmüyor; kendinin bir parçası, kolu, gözü ve yüreği olarak tasavvur ediyordu. Burada beğenmek veya beğenmemek, sevmek veya sevmemek, hayran olmak veya küçük görmek bahis mevzuu olamazdı; çünkü böyle şeyleri bir kere bile kafasından geçirmiş değildi. Muazzez’e dair içinde uyanan ve şuuruna varan his, onun kendisinden koparılması ihtimaline karşı duyduğu müthiş bir acı oldu.” (s.83)

Tabii ki romanda karşıt karakterler vardır ve bu isimler hep statü olarak üstün kişilerdir Fabrikatör Hilmi, Avukat Hulusi, jandarmalar, vali ve diğerleri .. Yusuf ile Muazzez ilişkisi kalp inciten nokta olarak karşımıza çıkar:

Yusuf:

‘Bak görüyor musun?’ dedi. ‘Gün doğmadan kalkan karım öğlene kadar gözünü açamıyor. Bana başka şeyler anlatma. Belki de senin dediğin doğrudur, ama söylediklerime dikkat et! Kıza yazık edersiniz ben dayanamam. Anası olacaksın, onu da, beni de dünyaya rüsva etme… Ne istersen yapayım, bu eve her gün sırtımla taş taşıyayım, fakat gönlüm rahat olsun. Gittiğim yerde burasını düşünmeyeyim…” (s.197)

Olayın dikkat çeken yönü Yusuf’un atına alır ve destansı, olağanüstü bir yapıyla hareket etmesidir. Edebiyat eleştirmeni Berna Moran bu yönüyle romanı İnce Memed ile ilişkilendirir.

Romanımızla ilgili Ahmet Oktay:” Anlatımın yalınlığı ve katılığı, roman dünyasının olaylarının nasıl bir acımasızlık içireceğim sezdirir. Farklı iktidar ilişkileriyle yüz yüze gelecektir okur. Bu coğrafyada insanal ilişkiler, ister istemez, egemen toplumsal kesimlerin, yani eşref ve mütagalibenin ekonomik gücünden olduğu kadar bu güç sayesinde edinilmiş bireysel gücün baskıcı uygulamalarından da etkilenir.
Kuyucaklı Yusuf, erdemleri, kusurlarıyla, bir yetimin, bir evlatlığın öyküsünden insanlık durumuna yükselmeyi başarmış bir yapıt olarak görülüyor hala.
” der.

- Advertisement -

Bu roman siz okuyucuları, okurken hem entrika ile heyecanlandıracak hem de romantik yapısıyla naif bir yer edinecektir.

Ayrıca Kuyucaklı Yusuf, Feyzi Tuna’nın yönettiği ve senaryosunu yazdığı 1985 yapımı film. Sabahattin Ali’nin aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır olmuştu. Bu da karısı Muazzez idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu., fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu.”

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....