
Ne kadar da mor bir gece,
Kaybolur mu bu yalnızlık sen uzaklardan gelince?
Masallardan koşarak uzaklaşmış bembeyaz bir at var kabuslarımda.
Üstünde sen,
Gittikçe yaklaşıyorsun.
Masmavi bir denizde kaybolmuş hüzünlü prensesin en güzel hatıraları.
Söylesene, hangi prenses deniz kestanelerinin içine saklar anlatamadığı masalları?
Bense yüzmeyi bilmeyen kara kuru bir çocuk,
Saçlarım bağlı,
Kalbim temiz o masallarda.
Atım da kayıp,
Gördünüz mü onu, caddelerde, sokaklarda?
Ne kadar da mor bir gece,
Deniz kestanelerini bulur muyum atım bana gelince?
Beyaz bir at var kabuslarımda, üstünde sen.
Atımı bile almışsın benden.
Yaklaşıyorsun.
Aman diyeyim!
Yaklaşma.
Toplarsam şayet, deniz kestaneleri batar ayağına.
Beyaz atlı prenslerle mutlu olamam ben hiç bir gelecekte.
Yalnız, kara kuru bir kız çocuğu gör sen de rüyalarında.
Beyaz bir atı olsun.
Uzaklaşsın içinde sen olan bütün anılardan.
Yaklaşma!
Ay bile tutulur sen olursan yanımda.
Güneş doğuyor.
Boş ver,
Zaten geceler uzun, hayat çok kısa değil mi düşününce?
Ben deniz kestanelerini toplamaya gidiyorum.
Sen de geri dön masallarına.
Prenses kaçmış diye duydum hem.
Derin denizlerde kaybettiği anılarını arıyormuş.
Ya da sen ne yap biliyor musun,
Hiç gelmemiş olduğun o güzel günlere git.
Ne de olsa soğuk, yalnız, mosmor bir gece.
Zaten masalın sonu da mutlu sonla bitmeyecek sen yanıma gelince.








































