Bir hikaye yaz dediler bana. Hadi bir hikaye yazayım da nasıl uzun mu, uzun yazamam aklıma uzun şeyler gelmiyor. Geldi mi de hiç iyi şeyler olmuyor. Kısa benim aklım normal gibi değil. Yetmez, bir hikaye yaz bana. Yaz. Bir hikaye yazmamı istediler. Bir de uzatma dediler. Neyi uzatmayacaktım hikayeyi mi?

-Anlatıcı bir hikaye yazacaktı iyi de neyin hikayesini? Durdu, eğilmiş bakışlarını aldı sağ tarafına çevirdi hooop düşünceleri de çevrildi. Kafanızı çevirdiğinizde düşünceleriniz de döndüğünüz yöne kayarmış. Bakış açısı dedikleri şey herhalde. Allah rahmet eylesin.
Bizim anlatıcı hikaye bilmezdi pek. Hikayeler böyle kolay yazılan şeyler miydi hele bunu hiç bilmezdi. Bildiklerini de bilmediklerini de ben bilirdim.-

Bir hikayeyi de ben mahvedeyim madem. İmleç 21. yüzyılın getirisiyle yanıp sönüyor.

Yarım yamalak yataktan kalktım. Durdum, kalktığım anda kaldım, bir insan dedim nasıl yarım yamalak yataktan kalkar? Ben hala nasıl yarım yamalak yataktan kalkarım? Zaman yalnızca penceremin ardındakiler için ilerliyor. Dışarda bir ananın rahminden kopan her şey suya karışıyor. Topraktan kaçıyor. Ben ise, ben ise pijama söküğünün altındaki deri olarak. Ben bir deriyim, rahimle ilgim yok.

Üzerime yapışmış lanet mi her neyse bak ilerleyemiyorum banyoya gidecekken paçam yere sürtüyor sinirleniyorum. Üzerime yapışmış lanet mi her neyse bak bu özlemin sancısı beni gün geçtikçe daha da kemiriyor rutubet kokuyorum. 
Ben bir konserve değilim. Durdukça çürüyorum.

Dişler fırçaladım, kahvaltılar yaptım. Hepsinde sanki bedenime tek tek çivi batırılmış -bak geliyor- o bir türlü atlatamadığım hüzün var. Geçmiyor. İyileşmiyor. Bu nedir biri de çıkıp bir şey demiyor burada çürüyorum, ağzım köpürüyor diş macunundan ya da acımın sancısından işte ne fark ediyor? Ya gel işte bölüşelim bu acı fazla bana, bari kahvaltılarda sen hüzünlen vallahi ben ileri medeniyetlerden çok uzağım. Zamanım geçiyor, benimkisi tersine geçiyor işte yine bayağı ilkelim. Mesela 1780’deyim, geri kalmışım. En önceyim ne birincisi. Yürüyemiyorum. Başa dönüyorum. Paçam yere sürtüyor. En azından, bari en azından bunu paylaşalım. Acımı diyorum haftanın üç günü sen çek. Kalan günler ben idare ederim.
Ne hafızaymış arkadaş, silinir gider diyenleriniz oldu aranızda ama benim zamanım geriye akıyor geriye en geriyeee siz neyin peşindesiniz? Berrak mutlu huzur dolu gülümsediğim sevdiğim ya deli gibi sevdiğim işte anlatamıyorum bunlar işte benim anılarım kaldı bunlar elimde, elime yüzüme bulaşmış derdim kaldı elimde ama bakın ben peynir yiyemez oldum o çok seviyordu diye. Yiyemez oldum.

Bir ceza ki bu işte bana esaslı bir hafıza olarak gönderilmiş, yönlendirilememiş acıdan haz duyan coşkun bir hafıza bu işte. Sadece işine hoş gelenleri hatırlayıp benim bir deri parçası olduğumu unutan hakiki bir hafıza. Düşüncelerimi durduramıyorum. Benim düşüncelerim neden durmuyorlar? Örneğin günümde unutmuş olsam -hani çok zor- gece beni buluyor derdim. Elime yüzüme bulaşmış derdim. Ne vardı sanki en mutlu anımıza saplı kalsaydık zamanı da çöpe atsaydık ölseydik ne vardı kime ne zararı vardı!

Bunlar diyor, bunlar diyorlar, bunlar hep birer tecrübedir. Bunlar hayatın acımasız yüzüdür ve bizleri büyütür. Acıdan büyür olgunlaşırız. Şimdi ben bu olgunlaşmayla bayağı lezzetli bir meyveyim. Harikayım. Büyüdüm. Kendimin ciğerimin en büyük yenilgisi ne sigarası. Harika büyüdüm ne sigarası. Siz şimdi geçer diyorsunuz ya, sizi dinliyorum. Başımı sallıyorum onaylıyorum hatta size bana destek olduğunuz için destek oluyorum. Yine sizi sevindiriyorum bak demiştim ben harika bir meyveyim. Geçmiyor en baştayım paçam yere sürtüyor. Hırşt hırşt.

Merhabalar,
Acımı unutacağım düzeyde kozmetik deneyleriniz için iyi bir kobay olduğumu düşünüyorum. Her şeyi deneyiniz. Ücretin önemi yok teşekkürler.

Merhabalar,
Canımın dilediğince acımı çekmek için 23 yıllığına bu bungalovu kiralamak istiyorum. Acaba krediyle ödeme imkanımız var mıdır? Ya da elden taksit yapabiliyor musunuz?

Geçecek tabi ki. Bunca yaşlanmış şu zahiri dünyada hangi acının yeri dolmamış taşana dek ki benim acım geçmeyecek? Geçecek elbette bilmez miyim, bilirim. Dur şu pijamamı bi’ giyeyim de öyle devam edelim.

İmleç 21. yüzyılın getirisiyle hala yanıp sönüyor. Şimdi bu bir hikaye mi? Yok bu görsel bir acziyet. Sizinkiler birer şölen. Haha siz dedim. Dur güzelce bunu da çöp kutusuna atayım orada daha iyi yazılıyor bazı hikayeler. Hikaye yazacakmışım. Uzatmayacakmışım. İyi de hangisini?

Anlatıcının tadı tuzu kalmamıştı. İçtiği bardaklarca çaydan bunalmıştı. Parmakları -biri yaralı- yeni yüzyıl aletlerine yorgun düşmüştü. Eski yüzyıl aletlerinde de parmakları yorulurdu tabi. Benim bile kafam karıştıysa anlatıcı ne yapsın? Ne yapacağını ben bilirim. Şimdi anlatıcıyı kaldırıp mutfağa gönderdim. Çay içecek. Paçası yere sürtüyor yine ve bir ömür yarım yamalak. Ne yapacağım biliyor musunuz?
Acısını asla bölüştürmeyeceğim.
Herkes geçer diyecek ve asla geçmeyecek.
Çünkü,
Çünküsü yok canım öyle istiyor.

Bitti.

zeynep seden

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin