Bir Kadın Siyaset Bilimci: Hannah Arendt

Tarihin belli safhalarında dünyaca ünlü pek çok kadın filozoflar ve kadın siyaset bilimciler yer almaktadır. Yaşamları sırasında insanlar üzerinde bıraktıkları etkinin yanı sıra ölümlerinin ardından da benimsemiş oldukları düşünceler ve bırakmış oldukları eserlerle pek çok insanı etkilemişler ve etkilemeye de devam etmektedirler. İşte onlardan biri de kendine felsefeci denilmesini asla kabul etmeyen felsefenin sadece “bireyin kendisine dair sorunlarla” ile ilgili olduğunu söyleyen yazmış olduğu birçok eserle hala kendinden bahsettiren, siyaset bilimine “kitle toplum” kavramını getiren Amerikalı siyaset bilimci Hannah Arendt’tır.

Hannah Arendt 14 Ekim 1906’da Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinin başkenti olan Hanover’de Yahudi ailesinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Tam adı Johnna Arendt’tır.  Üniversite eğitimini Marbug ve Freiburg üniversitelerinde tamamlamasının hemen ardından 1928’de doktora eğitimini yapmak üzere Heidelberg Üniversitesi’ne gitti ve eğitimini Kari Jaspers’in yanında tamamladı. Hannah Arendt felsefi düşüncesinin gelişmesinde hocası olan varoluşçu düşünür Jaspers’den çok etkilendi. Hitler’in iktidara gelmesi üzerine Nazi yönetiminde kaçarak 1933 Paris’e yerleşti.

Arendt’ın yöneldiği mesele temelde bir siyasi faaliyet alanı olan devletin, üretimin faaliyet alanı olan toplumlardan kopuşuyla ilgilidir. Arendt, çağdaş Batı toplumlarında kamu hayatı ile özel hayatın, devlet ile toplumun, pratik siyasi faaliyetler ile ekonomik faaliyetlerin, özgürlük ile refah gibi kavramlar arasında kesin ayrımlar olduğu öne sürer. Batı toplumlarının sahip olduğu liberal özgürlük anlayışını eleştiren Arendt gerçek özgürlüğün mutluluğu maddi refah ile özdeşleştiren, siyasal faaliyetleri toplumun refahı için araç olarak kullanan bir sistemde gelişmeyeceğini savunmuştur. Ona göre gerçek özgürlük siyasal katılmayla sağlanabilir. Arendt bu görüşlerini 1951 yılında yazdığı The Origins of Totalitanism (Totaliterliğin Kökenleri) adlı kitabında daha da geliştirmiş ve siyasal faaliyet dışında bırakılan kitle toplumunun, totaliterliğin oluşmasında gerekli ortamı yarattığını dile getirmiştir. Ona göre 20.yy da kitle toplumunda sınıflar kitle içinde erimiştir.

- Advertisement -

Arendt’a göre totaliterlik Batı’ 1933’te Hitler’in iktidara gelmesiyle Sovyetler Birliğinde ise 1921’de Stalin’in yönetimi ele geçirmesiyle kurulmuştur. Bu örneklerle bütünleşen totaliterlik klasik diktatörlüklerin çağdaş bir biçimini barındırmaz. Klasik diktatörlüğün temelinde yatan, sınıflar arası siyasal iletişi ve hareketliliğin durdurulmasıdır. Fakat totaliterliğin özü farklıdır. O özünde siyasal faaliyet alanının dışına itilmiş kitlelerin harekete geçirilmesi olayını barındırır. Arendt çağdaş toplumlarda siyaset alanının daralması sorununa getirdiği çözüm önerilerini On Revolution (Devrimin Üzerine)  adlı kitabında dile getirmiştir. Arendt, toplum ile siyasal yaşam arasındaki kopukluğu aşmak ve gerçek özgürlüğü sağlamak için varoluşçu bir anlam yüklediği “eylem” hareketini ileri sürmüştür.

Varoluşçu bir eylem ve özgürlük anlayışından etkilenen Arendt,  eşitlik ve özgürlük koşullarını toplumun maddi yaşam süreci içinde aramak yerine, kendini kamu yararına adamış erdemli kişilerin yürüttüğü siyasal etkilere bağlamıştır.

1940 yılında Alman şair ve felsefeci Heinrich Blücher ile evlendi.1941 yılında kocası ve annesi ile birlikte, ona ve yaklaşık 2500 Yahudi göçmene yasadışı vize veren Amerikalı diplomat Hiram Bingham IV yardımı ile ABD’ye kaçan Arendt New York’taki Alman-Yahudi topluluğun aktif bir üyesi oldu ve haftalık Aufbau için yazılar yazdı. II. Dünya Savaşı bittikten sonra Heidegger ile ilişkisini sürdürdü ve Almanya’nın Nazilerden arındırılması etkinliklerinde onun lehinde tanıklık etti. 1950 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin doğal vatandaşı ve 1959’da da Princeton Üniversitesi’ndeki ilk tam kadrolu kadın profesör oldu. 1975 yılında, 69 yaşında hayata gözlerini yumduğunda Annandale-on-Hudson, New York’ta kocasının uzun süre ders vermiş olduğu Bard Koleji’nin mezarlığına gömüldü.

 

 

KAYNAKÇA

www.wikipedia.com

Türk Dünya Ansiklopedileri

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Kader Gürcüoğlu
Kader Gürcüoğlu
bilmekten çok öğrenmeyi kendine amaç edinmiş, biraz da fazlaca meraklı sıradan bir birey.

Must Read

‘Edebiyatın Ters Direklerinden Biri’ Ece Ayhan

“Yersiz yurtsuzum; köyde ufacık, çatısı akan, camları kırık bir odası var annemin. Soğuktan ve halsizlikten hep yatakta yatıyor, 38-39 kilo kadın, halsizlikten oturduğu yerden...