Bir Kadın Mücadelesi: Suffragette!

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Yüreklendirme: Mutsuz Olmak | Kitap İncelemesi

"Kim istemez mutlu olmayı Ama mutsuzluğa da var mısın?" Cemal Süreya Pandemi nedeniyle günlük yaşamlar neredeyse tamamen değişmişken her yerde "şunları yaparak evde mutlu ol" gibi...

Bir Dönemin Belleği: Kent Müzeleri

“Gerçek müzeler, Zaman’ın Mekân’a dönüştüğü yerlerdir.” Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk Müze kavramı TDK tarafından “Sanat ve bilim eserlerinin veya sanata ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek...

Hatıralarla Yüzleşmenin Hikayesi: Kaybolan | 27 Alıntı

Günümüz Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden olan Tarık Tufan eylül ayı itibariyle yeni kitabı Kaybolan'ı biz okuyucularıyla buluşturdu. Doğan Kitap etiketiyle basılan kitap Hakan, Hakan'ın...

Oğuz Atay’dan Hikayeler: Korkuyu Beklerken | 22 Alıntı

Edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz Oğuz Atay'dır. Yaşadığı dönemde tam olarak hak ettiği değeri görememiş olsa da her eseriyle okuyuculara eşsiz bir...
İrem Nur Kaya
İrem Nur Kaya
“Yarayla alay eder yaralanmamış olan”

Bazı filmler vardır ki izlemeye başladığınız andan itibaren sizi içine alır ve siz bu ‘içine alma’ durumundan rahatsız olursunuz çünkü anlattığı şey bir nevi sizin de hikayenizdir. Bir kadın gözüyle filmi izlediğinizde çok daha farklı şeyler hissetseniz de filmde anlatılanların sizi etkilemesi için kadın olmanız gerekmiyor, insan olmak bu acıyı hissetmeniz için yeterli. Bir tarafın haklarını savunurken cinsiyet ayrımı gibi bir hataya düşmemek gerektiğine inanıyoruz çünkü. Şimdi emekçi kadınlara adanmış bu günde ki onlar bizim gözümüzde her gün kıymetli, sizlere kadın direnişini konu alan bir filmi anlatacağız.

Suffragette yani Diren filmi Birinci Dünya Savaşı patlamadan hemen önce 1912 İngiltere’sinde kadınların yaşam şartlarına bakma fırsatı sunuyor bize. Filmin yönetmen koltuğunda Sarah Gavron oturuyor. 2015 yapımlı filmin senaryosunu bu tarzdaki işleriyle bilinen Abi Morgan yazmış. Filmdeki temel konu ise kadınların aslında sahip olmaları gereken ama onlara verilmeyen oy kullanma hakkı.

Film çocukluğundan beri çamaşırhanede çalışan Maud Watts’ın hayatı üzerinden kameraları döneme çeviriyor. Maud Watts karakterini An Education, Drive ve The Great Gatsby’den tanıdığımız Carey Mulligan canlandırıyor. Filmde aynı zamanda Helena Bohem Carter, Meryl Streep gibi başarılı oyuncular da yer alıyor.

Konusuna gelecek olursak Maud, işi ve ailesi arasında zorluklarla savaştığı sırada yolunun tesadüflerle kesiştiği süfrajetlere katılır. Kadınların oy verme hakkıyla ilgili mücadele veren bu kadınlarla birlikte seçme hakkı için mücadele etmeye başlar. Tabii bu mücadele sırasında erkekler tarafından özellikle de eşinden engellemelerle karşılaşır. Eve getirdiği parayı hemen eşine veren ve eşinin sözünden çıkmayan bir kadınken oy verme mücadelesine gönül vermesi eşinin kabul edilemeyeceği bir durumdur zira. Aynı zamanda bir oğlu olan Maud bu mücadeleyi verirken büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kalır.

20. yüzyıl başlarında Viktoryen dönem sonrası Sanayi Devrimi’nin de getirdiği bazı koşullarla kadınlar ağır şartlar altında çalışmak zorunda kalır. Oy verme mücadelesi anlatılmadan önce kadınların o dönemde nasıl kötü şartlarda çalıştığı, ne şekilde muamele gördükleri de detaylı bir şekilde anlatılır filmde.  Maud’un çalıştığı çamaşırhanede kadınlar erkeklerden daha az ücret aldığı gibi onların çirkin hareketlerine de maruz kalmaktadırlar. Sessiz bir karakter olan Maud ise genç bir kızın burada gördüğü muameleye dayanamayıp tepkisini koyarak yaşadığı hayatı kabullenmediğini de bizlere sezdirir filmin başında.

Filmin senaryosu kadınları aşağılayan, onlara oy hakkını ve hatta neredeyse yaşama hakkını  bile layık görmeyen bir topluma karşı direniş hareketinin nasıl başladığını hiç bilmeyenlerin bile anlayacağı şekilde hazırlanmış. Bu sayede olayları kolaylıkla takip edebiliyorsunuz. Bu hareketlerin temelinde ise Suffragette denilen Türkçesi ile süfrajetler yer alıyor. Emmeline Pankhurst, İngiltere’deki mücadelenin büyük öncülerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Filmde yaptığı birkaç dakikalık konuşmasıyla gözüken karakter birçok kadına güç veriyor. Buradaki kadınlar direnişlerinin başında şiddetsizlik teorisini savunarak barışçıl yöntemlerle haklarını aramışlarsa da, karşılaştıkları güçlükler sonrası daha radikal ve militan bir yolla doğrudan eyleme geçmek zorunda kalmışlardır.

- Advertisement -

Başlarda daha çekingen bir karakter olan Maud maruz kaldığı tepkiler sonrası harekette daha etkin bir rol oynamaya başlıyor. Bu filmin en güzel detaylarından biri ise bu mücadeleyi baş karakterlerinden biriyle değil de günlük yaşamda alt sınıflardan birinden olan bir kadını temel alarak ilerlemesi. Çünkü bu hareketi başlatan kadınlar toplumda daha iyi yerlerdeyken bu mücadeleye girişiyorlar. Filmde direnişi kırmak için çabalayan dedektifin sahnelerinin de çok iyi kurgulandığını söylemeden geçmeyelim. Bu dedektif ile dönemin güçlerinin kadınlara bakışını izlemek mümkün.

Filmin sonunda hangi ülkelerde kadınların oy verme hakkına sahip olduğunu yazmaları ise filmin etkileyici detaylarından biri. Türkiye’nin ise bu konuda birçok ülkeden önce davranmış olması kesinlikle gurur kaynağımız. Umuyoruz ki kadınlar bu mücadeleleri vermek zorunda kalmadan her hakka eşit şekilde ulaşabilirler.

 

Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....