Kültür - SanatBir Dönemin Belleği: Kent Müzeleri

Bir Dönemin Belleği: Kent Müzeleri

-

“Gerçek müzeler, Zaman’ın Mekân’a dönüştüğü yerlerdir.”

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk

Müze kavramı TDK tarafından “Sanat ve bilim eserlerinin veya sanata ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı” olarak tanımlanmaktadır. Müze kavramından yola çıkarak kent müzelerini tanımlayacak olursak kent müzeleri; kentlilik bilincini vurgulayan, kentsel belleğin korunmasını ve nesiller boyunca aktarılmasını sağlayan mekânlardır. Ancak kent müzelerindeki önemli nokta kenti anıtsal bir korumacılıktan kurtararak müzeyi kentin sorunlarını kolektif bir bilinçle çözme amacı güden interaktif bir eğitim mekânına dönüştürmesidir.

Bir kent müzesi, “Kentliler kimlerdir?” sorusundan başlayarak kente ve kentli olma durumuna dair birçok soruya cevap arar. Bu müzeler; topluluğun tarihi, sosyal hayatı, dini yaşantısı, ekonomik verileri gibi çok katmanlı faktörler ışığında kenti anlamayı sağlar.

“Bir kentin hayatı nedir ki…
Kendisinden başka kim anlatabilir geçmişini ve
şimdisini ve geleceğini kendi tarihinin,
tanıklığından başka…”1

Kent Müzelerinin Odağında Müzelerin Tarihi

Müzeler tarihsel süreçte kendine farklı tanımlar ve amaçlar edinmiştir. Örneğin 18. yüzyılda koleksiyonları koruma, sergileme gibi amaçlarla anılırken, 19. yüzyılda milliyetçilik akımının da etkisiyle daha ulusal bir kimlik kazanmaya başlıyor.

İlk kuşak kent müzeleri 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında, arkeoloji ve etnografya müzeleri odağıyla ortaya çıkıyor. Dönemlerin değişen ihtiyaçlarıyla beraber kent müzelerinin işlevleri de gelişmiş ve kentin hafızasını kentlilere aktaran mekânlara dönüşmüşlerdir. Kent müzelerine ilginin artmasıyla beraber ICOM 2004 yılında “Kent Müzeleri Aktiviteleri ve Koleksiyonları için Uluslararası Komitesi”ni (CAMOC) kurmuştur. Bu komite kent müzelerini şu şekilde tanımlamaktadır: “Kentin geçmiş, bugün ve yarınına dair orijinal materyalleri toplamak, korumak, halka sunmak ve kent kimliğini güçlendirecek, kentin gelişimine katkı sunacak çalışmalarına destek olmak, teşvik etmek.”2

Çanakkale Kent Müzesi

Neden Kent Müzesi?

Günümüzün hızlı akan hayat koşullarında bireylerin çevresini anlamlandırma süreci sekteye uğramaktadır. Bu nedenle kentte yaşayanların kente aidiyetini güçlendirmek ve kentin ortak kültürünü benimsemelerini sağlamak için bir mekân ihtiyacı doğuyor. Kent müzeleri arkeoloji müzelerinden farklı olarak kenti bir bütün olarak ele alıyor. Bu sayede salt bir şekilde elinde bulunan koleksiyonu sergilemek yerine bir veri tabanı oluşmasını ve müzenin eğitim alanına dönüşmesini sağlıyor.

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi

Yeni Nesil Kent Müzeleri

Son 30 yılda kent müzeleri; toplumun bir kesimine hizmet eden, saygı gösterilen tapınakvari mekânlar olmaktan uzaklaşarak, kentin sorunlarını odağına alan eğitim ve iletişim mekânlarına dönüşmeye başlamıştır. Bu bağlamda eserlerin yan yana konarak sergilendiği yerler yerine, insanı odağına alan ve ona hikayeler anlatan mekanlar kurgulanıyor. Salt gezme eylemi yerine interaktif sunum teknikleri ve farklı duyulara hitap eden deneyimlerin kurgulanması tercih ediliyor. Geçici sergiler ve farklı sergi alanlarıyla müzelerin her yaştan kullanıcıya hitap etmesi sağlanıyor. Kentsel yaşamın tüm yönleriyle yansıtılabilmesi adına kentsel tarihi anlatma amacı güden enstitüler, vakıflar ve özel sektör aktörleriyle iş birlikleri yapılıyor. Bu yeni nesil kent müzeleri ayrıca lisans, yüksek lisans, doktora ve benzeri şekilde araştırma faaliyetleri yürüten kişilere önemli bir veri akışı sağlıyor. Akademik kurumlarla yapılan iş birlikleri sayesinde de kentlilik bilincinin farklı gruplarda oluşturulması amaçlanıyor.

Kent belleğinden bir envanter oluşturulması gerektiği için büyük ailelerin ve kurumların albümleri, yazılmış hatıratlar gibi kaynaklara başvurulması da kent müzelerinin onları özel kılan yönlerinden biri. Farklı etkinliklere ve seminerlere ev sahipliği yapan kent müzeleri aynı zamanda toplum için kapsayıcı ve birleştirici bir yer olma özelliğine de sahiptir. Konuyla ilgili yazılan bir makalede geçen “sivil üs” kavramı kent müzelerini tanımlamak için kullanılabilecek kavramlardan biridir.

2005 yılı Kasım ayında Amsterdam’da yapılan Uluslararası Kent Müzeleri Derneği’nin son konferansında “Sivil Diyalog Merkezleri Olarak Kent Müzeleri” başlığının seçilmiş olması bu durumu kanıtlar niteliktedir.

Özetle yeni nesil kent müzeleri obje sergileyen müze konumundan çıkarılmış; kentlileri ve kent belleğini bir çatı altında toplayan, gruplar arası iletişimi güçlendiren, kent sorunlarını gündeme getiren mekânlara dönüştürülmüştür. Bu kapsamda Bristol, Roma, Boston, Chicago ve Singapur gibi şehirlerde daha önceden var olan kent müzeleri, yeni nesil kent müzesine dönüştürülmek amacıyla yeniden düzenlenmektedir.

Türkiye’de Kent Müzeleri

Türkiye’de müzeciliğin tarihsel gelişimine baktığımızda kent müzelerinin diğer ülkelere oranla çok daha geç bir zamanda, 1990’larda gündeme geldiği söylenebilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Halkevleri kapsamında bir müze anlayışından bahsedilebilecekse de kent müzeleri tam anlamıyla karşılığını bulamamıştır.

Esas kent müzesi tartışmaları Tarih Vakfı’nın İstanbul’un belleğini bir araya getirecek bir müze kurulması için gösterdiği çabalarla başlamıştır. Vakıf bu kapsamda İstanbul’un tarihini anlatan birçok çalışmaya imza atmıştır.

2000’li yıllarda Konya, Kastamonu, Kayseri, Bursa ve İzmir’de ilk kent müzeleri kurulmuş ve bu müzeler farklı şehirlerde müze kurma girişimlerine neden olmuştur.

Bursa Kent Müzesi

İlk kuşak kent müzeleri girişimlerinin ardından yeni nesil kent müzelerinin Türkiye’de nasıl şekilleneceği konusu da gündemde yerini alan konulardan biri. Umuyoruz ki çağın ihtiyaçlarına karşılık verme amacıyla yapılan girişimlerin sayısı artar.

Kaynakça

1 http://www.fotografya.gen.tr/issue-9/mardin.html
2 http://network.icom.museum/camoc/about/about-camoc/

Güncel Kent Müzesinin Dinamikleri Üzerinden Bir Gelecek Öngörüsü: Bir Çağdaş Kent Müzesi Model Önerisi, Elif Gökçen TEPEKAYA, Ulusal Tez Merkezi

 

- Podcast -
İrem Nur Kaya
İrem Nur Kaya
“Yarayla alay eder yaralanmamış olan”

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

[PODCAST] Rönesans Ressamları #2- Michelangelo

Eğer yukarıdaki bağlantıdan podcastimiz açılmıyorsa buradan dinleyebilirsiniz.Bu podcastimizde Michelangelo hakkında bilinen - bilinmeyen birçok konuya değindik. Rönesans Ressamları serimiz...

Karantina Sürecinde Okuyabileceğiniz Kitaplar

Bu yazımızda hazır karantinadayken, her biri farkı tür olan ve hemen bitebilecek kitapları listeledik. İyi okumalar! 1- Normal İnsanlarYazarı Sally...

Toplumun Tekinsizliğinden Doğan Kitap: Müge Koçak, Yankı

"Toplum olarak yaralıydık sanırım. Amaçsızlığmız sürekli birilerinin yarasına dokunuyor gibiydi. Kimse bizim hiçbir fikre bağlı olmaksızın sırf şaklabanlık olsun...

Ihlamur Günlükleri – Başak Buğday | 20 Alıntı

“Bir şiir, öykü ya da roman okurken "işte aynen böyle  hissediyorum", "sanki ben yazmışım gibi" deyip altını çizdiğiniz tüm...
- Reklam -

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar – 23 Alıntı

Nietzsche'nin ilk akıl hocası olan Schopenhauer, Alman felsefesinin de ilk düşünürlerindendir. Felsefesi, rasyonalizmin temele oturtulduğu felsefe tarihine yeni bir bakış...

Gelincik: Netflix’ten 90’lı Yıllara Bir Bakış

Yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı ve başrollerinde Ahmet Mümtaz Taylan ile Kaan Yıldırım’ı gördüğümüz Gelincik filmi, 90’lı yıllarda gerçekleşen faili...

2021 Brit Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Britanya'nın en prestijli müzik ödüllerinden biri olarak gösterilen Brit Ödülleri 41.kez sahiplerini buldu!Ödüller, her sene olduğu gibi bu sene...

Elçiler: Kuzey Rönesansı’nda Dünyevi Olmayan Bir Gizem

Kuzey Rönesansı'nın en önemli isimlerinden biri Hans Holbein'ın 1533 yılında yaptığı Elçiler (The Ambassadors) eseri, yaşadığımız dünyaya ve inanılan...