“İnsan bulutlara baktıkça onları istediği biçime sokar, değişen şekillerden istediği şeyi düşünebilirdi. Yeter ki neyi görmek istediğini bilsin!”

Ana karakterin (Mümin Dede’nin torunu -ismi anılmıyor-) hayalleri üzerine inşa edilen kitap, Kırgızların meşhur Maral Ana inancını da konu edinmiştir. San-Taş Vadisi ve Issık Göl etrafında hayat bulan hikaye Mümin Dede’nin cefakarlığı ve Orozkul’un gaddarlığı ile okuyucuyu hüzünlendirirken, baskıcı rejimin etkileriyle düşündürüyor.
Anlatının kahramanı yedi-sekiz yaşlarında bir çocuktur. Çocuk; saflığın, bozulmamışlığın ve geleneğin sembolüdür. Aytmatov, çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu oluşturmayı başarır. Ona göre çocukluk, gelecekteki insan karakterinin tohumudur. Çocukluk kişinin dilini öğrenmeye ve çevresindeki insanlarla, tabiatla ve özellikle kültürle bağlarını hissetmeye başladığı dönemdir.

Beyaz Gemi, bir Kırgız romanıdır. Fakat Cengiz Aytmatov; bu romanla, bu gemiyle dünyaya açılmış, yeryüzüne seslenmiştir. Çünkü Beyaz Gemi; umudun, hayallerin ve bekleyişin romanıdır. Bu yönüyle romantik bir anlatıdır. Fakat gelenekler, ana dil, yozlaşma gibi satır arası incelikleriyle politik bir anlatının gereken özelliklerini de karşılamaktadır.

Dramatik bir şekilde son bulan kitap, yazarın severek yazdığını söylediği bir eserdir.

Beyaz Gemi’de zamanın düzenlenişi de enteresandır. Aytmatov bu anlatısında zamanı muğlaklık üzerine kurmuştur. Bu kurgu alegorik anlatımın bir parçası, masalsı evrenin yaratılış biçimidir.

Cengiz Aytmatov bu romanında, tarihin temellendirdiği mitik evreni, şimdinin şekillendirdiği roman türünün anlatım imkânlarıyla birleştirerek zamanımızın çıkmazlarına çözüm yolu aramaktadır. Geçmişin ve halin bu karşılaştırılmasında tarihin olmadığı yerde insan talihinin trajik durumu vurgulanmaktadır. Bu romanda, mitik evrenle millet hayatının şekillenmesi arasındaki yakınlıklar simgesel düzlemde ele alınarak sorgulanmaktadır.

“İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin