Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Samuel Beckett ( 1906-1989)

‎MUTLU BİR ÇOCUKLUK
‎İrlanda’ da koyu Protestan bir ailede doğan Beckett, ailesinde mutlu bir çocukluk dönemi geçirir. 1931′ de Fransızca öğretmenliği yaparken Trinity College’ a asistan olarak yerleşir. Üniversitede öğretim üyeliğine aday olarak gösterilen Beckett’ a bu akademik statü çekici gelmez ve ülke ülke gezmeye başlar. Almanya’ dan sonra Paris’ e geçer ve oraya yerleşir.
‎2.DÜNYA SAVAŞI VE İNANÇLARIN SORGULANIŞI
1940’ta Almanya nın Nazi işgaline karşı Fransızların yanında yer alır. Daha sonra bu direniş vasıtasıyla iki ödül alır. Beckett 2. Dünya Savaşı’ nın tüm ağırlığını hissetmiştir. Savaştan sonra gerek Türk gerek Dünya edebiyatında sorgulanan Tanrı var mıdır? Tanrı varsa savaşa neden engel olmuyor? Tanrı bizi Dünya’ ya bıraktı ve gitti gibi düşünceler oraya çıkar: ” Acı, anlamsızlık ve ölüm dolu bir dünya yaratan, üstelik de bu dünyada yaşamaya mahkum insanı, doğuştan, güzellik, mutluluk ve tutarlılık kavramlarıyla donatan bir Tanrı. Bu Tanrı ancak insanlarla alay eden, akıl almayacak kadar arsız ve zalim bir Tanrı’ dır. (…) Eğer Tanrı yok ise o zaman da bunun sorumlusu kimdir?” ( Richard Coe, The God of Samuel Beckett, s.6)
‎ Dünya Savaşları sonrası Dadaizm, Letrizm( Harfçilik), Egzistansiyalizm ( Varoluşçuluk), Fütürizm ( Gelecekçilik), Sürrealizm ( Gerçeküstücülük) gibi edebi akımlar ortaya çıkar ve burada çoğu düzen reddedilir savaş sonrası ortam eleştirisi yapılır.
‎Bu akımlar ışığında oluşturduğu en çok dikkat çeken eseri : Godot’yu Beklerken’ dir.
GODOT’YU BEKLERKEN

‎Tüm bu anlattığımız ortamda oluşan bir eser olan Godot’yu Beklerken ismiyle ve içeriğiyle dikkat çeken adeta bir başkaldırı eseridir.
Eserin çevirmeni ‎Hasan Anamur şunları paylaşır: ” Bu yapıtta var olan, tüm genel nitelikleri ve temel beklentileriyle, Birey’ dir: doğumla ölüm arasında, yerle göl arasında sıkışmış kalmış, ayakları gittikçe daha fazla yere gömülen, göğe ulaşmanın olanaksızlığının, dolayısıyla varoluşun anlamsızlığının bilincine varmış Birey ; yenilgisinin bilincine varmış olan Birey; bir karabasan içinde yaşayan Birey. Beckett in yapıtı, Birey- Yaşam ilişkilerinin en geniş anlamıyla evrensel düzeyde, sürekli sorgulanmasıdır.”
Estragon ve Vladimir adlı iki kişinin asıl karakter olduğu ve bu iki kişinin ne beklediklerini bilmeden bir kişiyi beklemeleri çevresinde geçen bir türdür. Edebiyatımızda asıl tartışma yaratan konu şudur: bu kişiler kimi bekliyor? Bazı kişilerce İsa beklenir, bazı kişiler beklenilenin Tanrı olduğunu savunur:” Godot’yu Beklerken’ de Godot = Tanrı simgesi olarak düşünülürse (Godot=God= İngilizce = Tanrı) geleneksel simgelere uygun aksakallı bir Tanrı.” ( H. Anamur)
Her ne kadar kitapta Tanrı sorgulanıyor olsa da- bu en güçlü olasılık- dini ögelerin yoğun şekilde yer tuttuğu bir eserdir:
“Estragon: Ne olsun adı Habil! Habil!
Estragon: … Ötekinin adı da belki Kabil’dir. Kabil! Kabil! “(s.97)
Tanrı’ya bir yakarış vardır çoğu kısımda bu savaşın etkisiyle olmalıdır:
“Estragon: Tanrı beni görüyor mudur? Ne dersin?
Vladimir:Gözler kapalı olacak.
Estragon: Tanrım acı bana!
Vladimir: Ya bana?
Estragon: Bana! Bana! Acı Bana!”
(s.89)
Tüm bu bekleyişin içinde dönemin koşulları sebebiyle kendini asmayı düşünen birey, doğduğuna pişman olan birey ve sorgulamaları devam eden birey younlukla anlatılır. Bu anlatımı Beckett absürt tiyatro çevresinde yazar. Bu beklenilen Godot, mmetnin içinde en az 33 defa geçer.
Okuyucu oradan boşluğu kendi zihniyle ne bekliyorsa ona göre dolduracaktır.
Not: Metnin diğer alıntıları ayrı bir içerikte sunulacaktır.
FİLMİ YAPILAN EDEBİ ESERLER KERVANINDA GODOT’YU BEKLERKEN

2001 senesinde Amerikalı yönetmen Michael Lindsay-Hogg tarafından çekilen ve oyuncularını Barry McGovern, Johnny Murphy, Alan Stanford, Stephen Brennan, Sam McGovern gibi kişilerin oluşturduğu 120 dakikalık filmdir. 2 defa Emmy ödüllerine de aday gösterilmiştir.

Yazımızı kitabın çevirmeni ve ön sözün yazarı olan Hasan Anamur’ un şu sözleriyle bitirelim:
“Hepimiz Estragon ve Vladimir’ le birlikte aynı soruyu soruyoruz, gerçekte çekip gitmek istiyoruz, ancak nereye gideceğiz? Bir şey bekliyoruz, hepimiz, ancak neyi beklediğimizin bilincinde miyiz? Bizi ne bekliyor,biliyor muyuz?”

Metin oluşturulurken Can Yayınları,Beckett Samuel,Godot’yu Beklerken kitabından alıntı yapılmıştır.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin