Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



1-) “Sonbaharı çok severim, herhalde unutmamışsındır. Kasımpatılar açmayagörsün, etrafımda hazan melekleri görürüm, ince tüllere sarınmış, hayli mağmum, hayli küskün. Nağmeleri içli bir musiki işitirim. Daima kurşuni bir rüyada gibiyimdir.” (Sayfa 15)

2-) “Bir sabah bahçelerimizde iki üç meyve ağacı bahar çiçekleri açmıştır ve matmazelin penceresinden piyano sesleri gelmektedir! Durur, beyaz ve pembe bahar çiçeklerine dalıp gider, musikiyi dinlerdim. Bir feryattır, bilemezsin. Sanki ruhuma şifa verecek merhem sürülüyor.” (Sayfa 26)

3-) “Hayatın muayyen bir devresine girince, gençlikteki gibi nefes nefese kalışlar ancak hatıralardaki saadet günleriyle olabiliyor.” (Sayfa 27)

4-) “Geçen her yaz ömrümüzden dökülen yapraklardır.” (Sayfa 29)

5-) “Geçmiş günlerin acı hatıraları, hayal olmuş hakikatler arasındadır.” (Sayfa 31)

6-) “Mazide ki gibi, sonra da, hayatımın acılarla dolup taşacağını o gün keşfetmeliydim. Çocukluğun safiyetiyle düşünmemiş olmalıyım.” (Sayfa 33)

7-) “Yaşım ilerledikçe, bana bir şey söylendi mi, yapmayacaksın dendi mi, gözlerimi kaçırmayı, gözlerimi hemen yere indirmeyi öğrendim. Bugün de öyleyim ve kanaatime göre herkesin de öyle olması istenir, bu, adeta kelimelere dökülmemiş bir kanun gibidir. Kanunu çiğneyerek iki ayağımızın üstünde durmamıza imkan yoktur.” (Sayfa 41)

8- ) “Hissediyorum ki, ten kafesim yıprandıkça yıpranmaktadır, cenderedeyim, çengel çiçeğiyim. Ümitsizlik, korku peşimi bırakmıyor. Ne zaman kıstırıldım? Farkına varmadan ruhum o kalıpta sıkışıp kalmış, hayat beni yerle bir etmiş.” (Sayfa 67)

9-) “Kara fikirlerimi yenemediğim için bugün başımı kaldırıp yanımdaki masada oturan genç musahhih arkadaşım Hikmet’e “Bizi ne mahvetti biliyor musun?” dedim. Hikmet Bilinmeyen Şaheser’in provalarına dalmıştı. Bana baktı; “Bilmiyorum” dedi, “sizi kim mahvetti.” 

Aymaz çocuk! Halbuki genç nesil de -zannımca- avuntusuz, hayalsiz ve ülküsüzdür. Bunun üzerine hafifçe eğilip, Hikmet’in kulağına fısıldadım: “Bizi mahveden, büyük hamlelerden, yeni ufuklardan sonra küçük, cılız, kısır çekişmelerin esaretine düşmüş olmamızdır.” Sesim kısılmıştı, boğazımı temizledim. “Fikri hür, vicdanı hür nesiller hakikaten yetişsin isteniyor mu acaba? Bugünkü hayatımızı zapturapta alanlar, yeni enginlere yelken açılmasına taraftar değiller gibime geliyor. Belki de yine bir inkırazın eşiğindeyiz.” (Sayfa 82)

10-) “Yazdıklarımı ne olur oku; başkalarına, beni tanımayanlara yazmam imkansız! Kendime merhametim ağır basmasa yapmayacağım çılgınlık yok.

Beni oku, nefes almam için ümitler ver!” (Sayfa 84)

11-) “Kalabalığın o yersiz, lüzumsuz neşelerine,kahkahalarına aldırma. Hepimiz kavruk hayatlar yaşıyoruz. Bu sebeple maziye bütün bağlarımı koparmak, o maziyi küllemek istiyorum.” (Sayfa 88)

12-) “Beni nelerin kandırdığını, baştan çıkardığını tahlil etmek güçtür. İnanmıştım, hayallerle dolu, yolumda yürüyordum. Pişmanlık,gözyaşları,beddualar sonra. Onlar da yavaş yavaş. Ümitlerimi, hayallerimi tek tek söndürdüler. Saadet hissinin s’si bile kalmadı.” (Sayfa 94) 

13-) “Küçük, kıymetini bilemediğim sevinçlerimden birini doya doya yaşıyordum. İçimde bir ses “Derin nefes al!” diyor” (Sayfa 105)

14-) “Hayat yollarında sürüklene sürüklene yürüdükçe, çile arkadaşlarımızın azımsanamayacak kadar çok olduğunu gözlerimle gördüm. Fakat maalesef birbirimizi tanımıyorduk. Birbirimizin taa yakınından geçiyor, sonra hemen ayrılıyorduk; bir daha da karşılaşamıyorduk.” (Sayfa 131)

15-) “Bir kitap,bir eser,neşriyat nasıl, kimlerin emek verişleriyle, sabır verişleriyle vücuda getiriliyor, memleketimizde bilinmiyor, düşünülmüyor. Kitap nedir, galiba onu da bilen yok.” (Sayfa 141)

16-) “Onu ebediyyen kaybetmekten delicesine ürktüm. Kim saadet güneşinin batmasına göz göre göre katlanabilir?” (Sayfa 145)

17-) ” Her şeye rağmen ümitsiz değildim. Kainat kadar nihayetsiz ne olabilir! Kainat o kadar nihayetsiz ki, insanoğlu için daima çıkış yolu var. Mühim olan, ezeli ve edebi ümit fikrini kaybetmemektir.” (Sayfa 152)

18-) “İnsanın dili yalan söyler, fakat kalbi de yalan söyleyebilir mi? Söylüyordu işte, vicdansızların,kalpsizlerin kurum kurum kurumlanışıyla.” (Sayfa 166)

19-) “Büyük korkuları gidermenin tek çaresi, korkuyu vücuda getiren süjenin veya objenin evvela ortadan kaldırılması, sonra da korkan kişinin o süjenin, o objenin yerine geçmesi, ta kendisi olmasıdır.” (Sayfa 167)

20-) “Fakat zamanımızın maddiyatçı, hissiz, vicdanı tutuk, şefkati güdük dünyasında her acı buz kesiyor, yani her acıya buz kesiliyor. Elden ne gelir?” (Sayfa 192)

Selim İleri-Elimde Viyoletler/Beklenen Sevgili-Everest yayınları-2018

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin