Beklediğimize Değecek Mi? – Peaky Blinders 5. Sezon

Yazarın Diğer Yazıları

Antik Mısır – Antik Yunan Sentezi: Fayyum Portreleri

Medeniyetin ilk yıllarından beri insanlık sanatın çeşitli kollarıyla uğraş halinde olmuş, kendisinden sonra gelen uygarlıklara pek çok yazılı ve sözlü sanat eserleri bırakmıştır. Tarihi...

Ben Bu Sokakları Biliyorum: Şiirimizde Mikro Mekan

Bazen izlediğimiz bir filmde başımıza gelir, bazen okuduğumuz bir romanda: bizi peşinden sürükleyen o başkarakter bir şekilde bildiğimiz bir caddenin köşesinden dönüverir. O andan...

Şairler Ölmez: Bir Karanfil Elden Ele

"Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır." Henüz bir ay önce kaybettiğimiz felsefeci ve şair Oruç Aruoba, Cemal Süreya’nın ölümünün ardından böyle demiş. Oruç...

Farklı Dünya Kültürlerinin Deniz Kızı Efsaneleri

En eski çağlardan beri yeryüzünün farklı noktalarında farklı milletler, üstelik farklı zamanlarda birbirine fazlasıyla benzer hikayeleri anlatmış ve bunları benimsemişler. Buna bir örnek de...
Tayfun Tatar
Tayfun Tatar
Gömlek cebinde şiir, fotoğraf ve biraz da sonbahar taşıyan bir basit adam

Umay’a teşekkürler…

Gelecek mi? Gelecek ama ne zaman? Yoksa gelmeyecek mi? Hayranları bütün bu soruların karmaşasında boğulmuşken yeni sezonu açıklanan Peaky Blinders, buna rağmen uzunca bir süre hayranlarının gözlerini yollarda bıraktı. Aylar öncesinden yeni sezon tanıtımı yayınlanan, sosyal medya hesaplarından zaman zaman yapılan paylaşımlarla izleyicilerinin heyecanını her geçen gün artıran dizi, nihayet 18 Temmuz Perşembe günü İngiltere’nin Birmingham kentinde yeni sezon galasını yaptı.

Peki yeni sezonda bizleri neler bekliyor? Sahi, önceki sezonlarda neler olmuştu ki? Ya da bu diziye hiç başlamamış olanlar için, neyi anlatıyor bu Peaky Blinders? Gelin bu sorulara birlikte yanıt arayalım. Bir yandan da dizinin aşağıya bıraktığım jenerik müziğini dinleyebilir, eğer halihazırda bu diziyi izliyorsanız yeni sezon öncesi tekrardan havaya girebilirsiniz.

Peaky Blinders Neyi Anlatıyor?

Peaky Blinders, I. Dünya Savaşı’nın hemen ardından gelen yılların İngiltere’sini, hatta özel olarak Birmingham şehrini konu alan bir dizi. Olayların merkezinde Shelby ailesi var. Bu aile, savaş sonrasındaki buhran yıllarında bahisçilik ve soygunculuk yapan gangster bir çete. Kanlı ve yasa dışı bir aile işi yani aslına bakarsanız. Ancak ailenin liderliğini üstlenen Tommy Shelby (Cillian Murphy) ile birlikte çetenin sınırları Birmingham sokaklarını, yaptıkları işler de rutin bahis ve soygunculuğu aşıyor. Çünkü Tommy Shelby’nin hayallerinde çok daha fazlası var.

Shelby ailesinin ana karakter Tommy dışında 6 üyesi daha var: Tommy’nin ağabeyi Arthur, küçük erkek kardeşleri John ve Finn, küçük kız kardeşi Ada, teyzeleri Polly ve onun oğlu Michael. Tabii dizinin diğer başrolünü, diziyi hiç izlememiş olanlarınız için tat kaçırabilecek bir bilgi olabileceğini baştan belirterek, Grace Burgess’ı da unutmamak lazım. Tabii çete savaşları ile geçen bir dizide çok fazla yan karakter olduğunu tahmin etmek, bu bilgiye sahip değilseniz bile, zor olmasa gerek. Bu karakterlerin başını ise bana kalırsa diziye sonradan dahil olan Alfie Solomons (Tom Hardy) ve Luca Changretta (Adrien Brody) çekiyor. Dizi, güçlü oyuncu kadrosunun harika oyunculuklarının yanında sinema filmi kalitesinde çekimleri ve müzikleri ile de izleyicisinin gönlünde taht kurmuş durumda.

Bu arada, bilmeyenleriniz varsa söyleyeyim: Peaky Blinders hikayesi gerçek bir hikaye üzerine kurgu. İngiltere’de o yıllarda gerçekten Peaky Blinders adında bir çete Birmingham sokaklarında hüküm sürmüş. Hatta dizide sıkça gösterilen “şapkanın kenarına takılan jiletle düşmanı kör etme” de bu çetenin imza hareketi denilebilir. Bir rivayete göre çetenin adındaki “blinders” (kör ediciler) de buradan geliyor. Birmingham sokaklarındaki ilk faaliyeti Sloggers çetesiyle rekabete girip Small Heath bölgesinde üstünlük kurmak olan çete, zamanla tüm Birmingham şehrine yayılmış. Dizide de olduğu gibi asıl gücünü ise bahis oyunları aracılığıyla kazanmış. Bildiğim kadarıyla çetenin en azından bu sıralardaki yöneticileri ise Shelby adında bir aile değil, yani bu aile bir kurgu. Çetede öne çıkan isimler ise Thomas Gilbert ve Ernest Bayles. Ancak dizide yer verilen bazı karakterler birebir gerçekten uyarlama, örneğin İtalyan mafya ailesi Sabiniler. Aşağıda çetenin gerçek üyelerine ait bir fotoğraf da görebilirsiniz: soldan sağa Henry Fowler, Ernest Bayles, Stephen McHickie ve Thomas Gilbert.

- Advertisement -

Geçen Sezonda Neler Olmuştu?

Baştan uyarmakta fayda var, eğer dördüncü sezonu henüz izlemediyseniz bu kısım sizin için tadınızı kaçıracak bilgiler içeriyor. Bu durumda bu kısmı atlayıp “Yeni Sezonda Bizleri Neler Bekliyor?” kısmından devam edebilirsiniz. Merak etmeyin, o kısımda anlatacaklarımı mümkün olduğunca üstü kapalı, bilgi vermeden anlattım :).

Peaky Blinders’ın geçen sezonu bana kalırsa şu ana kadarki en güzel sezondu. Bunda yukarıda isimlerini saydığım, oldukça güçlü yan karakterler Luca Changretta ve Alfie Solomons’un bir arada dizi kadrosunda bulunmalarının etkili olduğunu düşünüyorum.

Hatırlarsanız bir önceki sezon, Shelby ailesine vurulan büyük bir darbeyle sonlanmıştı. Dolayısıyla dördüncü sezon da buradan başlamış ve Shelby ailesinin üyelerinin idamdan son anda kurtulduklarına ve ailenin farklı yerlere dağıldığına şahit olmuştuk. Aileyi tekrar bir araya getiren şey ise İtalyan mafyası olmuştu. Babası Shelby ailesi tarafından öldürülen mafya lideri Luca Changretta, Noel zamanı Shelby ailesinin bütün üyelerine Noel kutlaması için “siyah bir el” göndermişti, bunun anlamı ise İtalyan mafyasında savaş ilanıydı. Bunun üzerine mecburen bir araya gelen Shelby ailesi hem aralarındaki gerginlikle İtalyan mafyasıyla savaşmıştı. Luca ve Tommy’nin birbirlerine karşı kurdukları zekice tuzaklara ve iki tarafın da zaman zaman bu tuzaklara yakalanıp zaman zaman kurtulmalarına şahit olmuştuk. Luca aile içi gerginliği kendi lehine kullanmaya çalışıp Polly’nin Tommy’ye ihanet etmesini sağlayabileceğini sanmış, ancak Polly onu ters köşeye yatırmıştı. Herkesin birbirinin arkasından binbir türlü oyun çevirmesinin ardından kazanan yine Tommy Shelby olmuştu. Changrettalarla olan savaşında son bir kez ustaca bir plan kurup Arthur’un Luca’nın kafasına sıktığı kurşunla bu savaşı kazanan Tommy, sezon finalinde ise İşçi Partisi’nden parlamentoya girmişti.

Yeni Sezonda Bizleri Neler Bekliyor?

Yeni sezon özelinde şu ana kadar kulislerde konuşulan bilgileri vermeden önce sizlere bir müjde vereyim: dizinin senaristi Steven Knight ilk başlarda dizinin beş sezon olarak düşünüldüğünü, ancak çok sevilmesi üzerine altıncı ve yedinci sezonlarının da planlandığını ve çekileceğini söyledi. Tommy Shelby karakterini canlandıran Cillian Murphy’nin ise daha fazla sezon için hevesli olduğu söyleniyor. Karakteri bizim kadar o da sevmiş anlaşılan :). Beşinci sezon için bu kadar beklemişken yedinci sezonu ne zaman göreceğimizi kestirmek zor, ancak beklemekten başka çaremiz sanıyorum ki yok.

İlk olarak, beşinci sezonun, artık yılların da ilerlemesiyle birlikte, 1929 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz üzerine yoğunlaşacağı, Tommy Shelby’nin de bu krizde tabii ki her zamanki gibi krizleri fırsata çevirerek daha da yükseleceği düşünülüyor.

Dizinin kadrosunda ise iki yeni isim dikkat çekiyor: Açlık Oyunları filmiyle tanınan Sam Claflin ve Split filmindeki başarısıyla dikkat çeken Anna Taylor-Joy. Ne tür karakterleri canlandırdıkları konusunda henüz bilgimiz olmasa da kadroya katıldıkları kesin.

Ayrıca son olarak şunu da belirtmekte fayda var, bu izleyici başarısından dolayı Peaky Blinders’ın bir de uzun metrajlı filminin yapılması gündemde. Hatta Steven Knight’a göre bu film, dizi bitmeden bile gelebilir.

Artık gerçek anlamda eli kulağında diyebileceğimiz yeni sezondan önce neler olduğuna ve nelerin bizi beklediğine dair böyle bir hatırlatma bana da gerekiyordu, umarım size de yararlı olmuştur. Bu sezonun beklentilerimizi karşılayacağına ben güvensem de tabii ki sezonu görmeden kesin bir şey söyleyecek durumda değilim. Bu yüzden hep birlikte bekleyeceğiz mecburen, “By order of the Peaky Blinders!”

Son bir not olarak, Peaky Blinders şarkılarından sevdiklerimi şöyle bir Spotify listesinde topladım. Dinlemek isteyenler için buraya bırakayım:

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....