Gece Modu

Hepimizin sokağın dilini edebiyata taşıyan “adam” olarak tanıdığı Hüseyin Rahmi Gürpınar, yazı hayatına 1889 yılında Şık romanıyla atıldı. O da tıpkı Ahmet Rasim gibi dönemin edebiyat cemiyeti olan Servet-i Fünun topluluğunun dışında kalmayı tercih etti. Hüseyin Rahmi’nin eserlerini incelediğimizde, yazdığı eserlerin pek çoğunda Türkiye’nin Tanzimat ve öncesinden beri geçirdiği kültür ve medeniyet değişimleriyle ilgili yanlış batılılaşma, alafrangalık, batıl inanç, sosyal sefalet, eski ahlâk kaidelerine, örf ve adetlere isyan konularını yoğun olarak işlediğini görüyoruz. Onun eserleri hem muhteva bakımından hem de üslup bakımından Servet-i Fünun yazarlarından ayrılmaktadır. Hayatı boyunca gazetelere roman yetiştirmek için durmadan yazı yazmak mecburiyetinde olan Hüseyin Rahmi, biraz da halka ve halkın sorunlarına hitap etmesi dolayısıyla eserlerinde üslup ve yapıya fazla itina etmemiştir. O, romanlarında karakter oluşturmak yerine genel-geçer tipler oluşturur. Bu tipler aracılığıyla anlatmak istediği şeyi, yani derdini -çünkü onun için yazarın bir derdi olmadılır- ,okuyuca esprili diyaloglar ve bazı kelime oyunlarıyla anlatır.

Hüseyin Rahmi ilk romanı Şık’ta, Şöhret Şatırzade tipi üzerinden alafrangalık ve yanlış batılılaşma sorununu gözler önüne serer. Şöhret Şatırzade, şıklığı taklitçilikten öteye geçemeyen, süse ve düzene fazla meraklı, beli korsalı, yüzü pudralı şıklardandır. Kendisini dünya güzeli zannetse de çok çirkin bir tiptir. Batı’nın her konuda en yukarıda olduğunu düşünür ve onun basit gösterişlerine hayran kalır. Süse ve göz önünde olmaya o kadar meraklıdır ki soyadı bile yapmacıktır. Şatırzade soyadını daha sonradan, sırf soylu bir aileden geldiği sanılsın diye almıştır. Şöhret’in bir de hayran olduğu metresi Madam Potiş vardır. Madam Potiş uzun boylu, şişman, endamca çirkin, tatsız tutsuz, otuz beşini geçmiş bir kadındır. Aslında Fransızdır. Zaten bizim Şöhret de, onun Batı kültüründe yetişmiş olmasına ve anadilini çok düzgün konuşmasına hayrandır. Onun yanına gidebilmek için annesinin küpelerini bile çalar. Fakat Madam Potiş onun zannettiği kadar masum bir kadın değildir. Madam Potiş’in derdi Şöhret gibi safdilleri yolmaktır. O, romanda Mehmet Kaplan’ın makalesinde tasnif ettiği gibi “Alafranga tipini sömüren Fransız fahişesi” konumundadır. Şöhret’in Batı’ya olan bu tutkusunu çok iyi şekilde kullanır, bir sokak köpeğini ona güya çok nadir bulunan bir süs köpeği olarak aldırır, parasını çarçur eder. Romanda yazar, Şöhret Şatırzade’nin tam zıttı bir karakteri oluşturarak okuyuca doğru kişiyi vermeye çalışır. Maşuk genç, yakışıklı, çalışkan ve sevmenin değerini bilen bir karakterdir. Çok zor bir zamanında Şöhret’e yardım eder fakat Şöhret bu yardıma onun evini soyarak karşılık verecektir. Kitapta baştan sona kadar Şöhret’in düştüğü trajikomik durumları, gülünç sahneleri görüyoruz. Bu kadarı da olmaz dedirtecek diyaloglarla kurulu Hüseyin Rahmi’nin kitabı. Hüseyin Rahmi Gürpınar okumaya başlamak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı olacaktır.

 

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin