Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Her şeyİn geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?”

Barış Bıçakçı’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz adlı kitabı bu şekilde başlayarak aslında sesimizin dışarıda olan çocuk seslerinin arasında olmamasının büyük çaresizliğini anlatıyor.

Dışardan bakıldığında bir genç kız ve biri göbekli, diğeri kel iki orta yaşlı adamın arasında geçen yaşamları ve iki yakın arkadaşın da aynı kadına aşık olması olarak gözükse de bu roman aslında geçmişe, çocukluğa yakılan bir ağıt. Nefes alır gibi su içer gibi yazan Barış Bıçakçı’nın naif cümlelerinde kaybolarak bir solukta bitirebileceğiniz bu kitap da kendi büyük çaresizliğimizi düşünmemize yönlendiriyor.

Okul yılları İstanbul ve Ankara sokaklarında geçen iki yakın arkadaşın hikayesinde kendinizi onlardan biri olarak hissederken kendi yakın arkadaşlarınızla birlikte kendinizi onların yerine koyabiliyorsunuz. Bu romanla arkadaşlığı,sevmeyi,sevilmeyi,geçmişi bir arada topluyor, bazen beklenmedik durumlara nasıl kucak açılacağını gösteriyor Barış Bıçakçı.

Ayrıca Bizim Büyük Çaresizliğimiz isminde de 1 saat 42 dakikalık filmi olan bu kitabı dilerseniz ilk kitabı okuyup filmini izleyerek dilerseniz de filmi izledikten sonra bu iki orta yaşlı adamın muazzam arkadaşlıklarına tanık olabilirsiniz.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin