Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Azil, Arapça’da ayırmak ve uzaklaştırmak anlamına gelen bir kelime. Hakan Günday, 2007 yılında yazdığı bu kitabına adını veren karakteri de kitabın ismiyle uyuşacak biçimde ve başarıyla kurgulamış. Kendisinden okuduğum beşinci kitap olmasından ötürü olsa gerek, dil kullanışı ve okuru yakalayışı şaşırtmıyor beni. Şaşırtan ise önceki okuduğum dört kitabında koruduğu kaliteyi bunda da göstermiş olması. Bu da kendisinin bugünden on yıl önce yetkin bir yazar haline geldiğini gösteriyor. Günümüzde kendisini yaşından dolayı ‘’genç yazarlar’’ arasına dahil edenler var. Ülkemizde genç olmanın tecrübesiz olmakla eşdeğer olması ve bunun da öğrenecek çoğu şeyi olmakla yorumlanması nedeniyle belirtmek isterim ki Günday, öğrenecek değil öğretecek çok şeyi olan bir yazardır.

Kitaba geçmemiz gerekirse ana karakterimizin delilik ile deha arasında seyrettiğini kitabı tanıtan cümleleri gördüğümüzde anlayabiliyoruz. Karakter gelişimi üzerinden kitabın baş kısımlarında felsefi içerikli söylemler yer alıyor. İnsanı düşünmeye, sorgulamaya iten bu söylemler arkası boş olmadığını, bir temel üzerine kurulu olduğunu hissettiriyor okuyucuya. Bunun yanında kitabın boşlukta kalan kısımları da felsefi sorgulamaların bitmesiyle başlıyor. Biraz farklı bir konu seçimi ve farklı bir yazar tarafından yazıldığı için Azil, açıklığa kavuşmayan kısımları mevcut. Ama yer yer sinir bozucu, yer yer anlamsızca bağlayışı gibi özellikleriyle bu açıklığa kavuşmayan kısımları karanlıkla buluşturuyor kitap.

‘’Asil’in Mektubu’’ olarak başlıklandırılmış ilk kısım, ‘’Bu cümle, yazmayı öğrendiğimin kanıtıdır. Bu cümleyse, okumaya devam ettiğinin kanıtı. Birlikte, iki kanıtı olan bir suç işleyeceğiz. Bir hayata son vereceğiz. Ancak korkma. Do­ğum yeri belli olmayan ölümün serpilişi o kadar yavaş olacak ki ölenin kim olduğunu anlamayacaksın, işlediğin bir suçtan ötürü, belki de ilk kez pişmanlık duymayacaksın. Belki de o gün geldiğinde, bir hayata son vermenin suç olmadığına inanacaksın. Ancak şimdi titrediğini biliyorum. Elindeki kâğıdı tutmayı sürdürmekle yırtıp atmak arasında hangi hızla gi­dip geldiğini rüzgârından hissedebiliyorum. ‘’ cümleleriyle gayet sert başlıyor. Bunun yanında kitapta sıkça geçen ‘’yokavar’’ epey güzel bir kelime. Anlatmak istediklerini sahneleri geldiğinde gayet net anlayabileceğiniz bir kelime bulmuş Hakan Günday.  Azil, fazla sayıda aforizma ihtiva etse de aforizma kaygısıyla yazılmamış, aforizmaların kitabın önüne geçemeyeceği bir kitap olmuş.

Kitapla ilgili yapılan yorumlara şöyle bir göz atmamız gerekirse çoğunluk, ana karakterin ne kadar deli olduğu veya deli olup olmadığı üzerinden bir değerlendirme yapmaya çalışmış. Bazı kişiler yazarın iyi derecede fizik bildiğini bu kitap sayesinde anladıklarını ve ilk sayfalarda verilen felsefi kısımların yazarın fizik bilgisiyle temellendiğini söylüyorlar. Bunun yanında filminin çekilmesini isteyenler de mevcut.  Kinyas ve Kayra’yı çok seven kitle ise Azil’in bir Kinyas ve Kayra olamayacağını söylüyor. Ama ondan sonra yazdığı en iyi kitabı olduğunu iddia edenler de var. Genelde bu kitap değerlendirilirken Malafa’ya gönderme yapılmasına şaşırmamak gerekir. Çünkü Malafa çıktıktan iki yıl sonra yayımlamış Hakan Günday Azil’i. Ve ben Malafa’nın çok kaliteli olduğunu düşünmediğimden ötürü Azil’i o yıllarda da hazırladığını, Malafa’yı bir ara ürün olarak verdiği düşüncesinden yanayım.

Toparlamak gerekirse, Azil epey rahatsız edici ve uyku kaçırtma potansiyeli olan bir kitap. Ama yetenekli bir yazara kendinizi teslim etmek istiyorsanız iyi bir tercih olacaktır. Kitap içinde iki kitap yazılan kitap olmasıyla da filmlerde çekilen film çekme sahnelerini anımsatıp tebessüme neden olmasını bekleyiniz.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin