17th June 1957, British mathematician and philosopher Bertrand Russell (1872 - 1970). (Photo by John Drysdale/Keystone/Getty Images)
Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Bir kitap okurun hayatını ne derecede yönlendirebilir? Bireyin yaşamına ne katar? Ya da çalışma hayatınızı etkiler mi? Bence psikolojik ya da sosyolojik bozuklukların çoğaldığı 21.yüzyıl günlerinde, masal anlatan bir kitaptan ziyade pusula misali yön verici kitaplara yönelinmeli. Kişisel gelişim kitaplarına devredilsin demiyorum asla, ama büyik ve aydın kesimin kaleminden çıkan kitaplara değer kazandırılmalı.
Bu kitaba başlamadan önce, şu soruları sormamızı istiyor; bu hayattan ne gibi beklentilerimiz var, ne için çalışıyoruz, nihai gayemiz ne? Hedef ve amacımız var mı? Az ve kullanılmış olanla yetinmek mi yoksa mal biriktirmek mi?  Gündelik ihtiyaçlardan kafi miktarla iktifa mı yoksa fuzuli alışveriş yapmak mı?

Aslında bu sorulara cevap vereceğini başında belirtiyor zaten Russell. Biraz kendisinden bahsedelim…

Russell, hayatını bilgelik üzerine inşa etmeye çabalamış bir insan. Hayattayken söylediği sözler, beyan ettiği fikirler, yazdığı metinlerden anlıyoruz bunu. Günümüz aydınları kendisini çokça seviyor ve anlıyor. Türkiye’de zirvede değil ama Avrupa’da en iyi yayın evleri tarafından basılıyor kitapları… Biz de basımı fazla olmasa da birkaç alıntıyı paylaşmalıyız diye düşündüm.
“Aşırı çalışmadan ötürü yorgun düşmüş öğretmenlerin çocuklara içgüdüsel bir yakınlık gosterebilmeleri ne yazık ki, tamamıyla olanaksızdır; bu gibi öğretmenler çocuklara karşı tıpkı, fasulyeden bıkıp da lokantada pilaki adı altında yine fasulyeyle karşılaşınca yemeğe kurşunu sıkan hikaye kişisinin bu yemeğe karşı beslediği duygunun aynını beslerler ister istemez. Ben o inançtayım ki, eğitim bir kişinin bütün mesleği olmamalıdır.Meslegi çocuk eğitimi olan bir insan bu işi günde en çok iki saat yapmalı, geri kalan saatlerini çocuklardan uzakta geçirmelidir.” (s.171)
“İnsanoğlunun tasarruf alışkanlığının net sonucu, parasını ödünç verdiği Devlet’in silahlı kuvvetler gücünü artırmaktan ibarettir.”
“Acıdan kaçmak için atılan adımlar insanları yüzeyselliğe, kendi kendini aldatışa, sınırsız kollektif efsaneler icat etmeye sürüklüyor.”
“Dünya kendine bir çeki düzen vermeye son derece hevesli; ama durmadan ona içki ikram eden nazik dostlarla çevrili ve bu yüzden her defasında yine kendini kapıp koyuveren bir ayyaş durumundadır. Bu örnekteki nazik dostlar, dünyanın bahtsız eğilimini sömürerek para kazanan adamlardır ve dünyanın kendine çeki düzen vermesi için atılacak ilk adım, bu dostlardan yakayı kurtarmak olmalıdır.”
“Yüzyıllarca, zenginler ve zenginlerin çanak yalayıcıları “namuslu emek” üzerine övgüler düzmüşler, basit yaşayışı övmüşler, yoksulların cennete gitme olasılığının zenginlerinkinden çok olduğunu aşılayan bir dini öğretmişler ve genellikle, tıpkı kadınların cinsel köleliklerinden özel bir soyluluk kazandıkları fikrine erkeklerin onları inandırmaya çalışmaları gibi, bedenleriyle çalışan işçileri, maddenin uzaydaki durumunu değiştirmenin onlara özel bir soyluluk kazandıracağı fikrine inandırmaya çalışmışlardır.”
“Gayet ciddi olarak şunu söylemek isterim ki, modern dünyada çalışmanın erdem olduğuna inanma yüzünden çok büyük zararlar doğmaktadır ve mutluluğa giden yol, refaha giden yol, çalışmanın örgütlü bir düzen içinde azaltılmasından geçer.”
“Şimdilik, bütün bunlar belki de yararlı olabilir. Doğal kaynakları zengin, koskoca bir ülke gelişmeye hazırlanmaktadır ve borç almadan gelişmesini tamamlamak zorundadır. Bu koşullar içinde çok çalışmak zorunluğu vardır ve bu çok çalışmanın ödülü de büyük bir olasılıkla, görülecektir. Ama uzun saatler çalışmak zorunda kalınmadan herkesin rahat edebileceği noktaya ulaşılınca ne olacaktır?”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin