Gece Modu
Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na (MÖ 1950-1750) ait, pişmiş topraktan yapılma zarflı tablet Kültepe’de bulunmuştur ve MÖ 19. yüzyıla tarihlenmektedir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara.

Anadolu’da MÖ 1.950 – 1.750 yılları arasındaki dönem Orta Tunç Çağı  ya da Asur Ticaret Kolonileri Çağı  olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde; Mezopotamyalı tüccarlar Anadolu şehirlerinin yakınlarında kurdukları küçük ticaret organizasyonları ile Anadoluyu bir ticaret merkezi haline getirmişlerdir. Zamanla Ticari ilişkiler ile doğru orantılı şekilde kültürel etkileşim de artmıştır. Tüccarlar beraberlerinde Anadolu’ya yabancı olan dillerini, çivi yazılarını ve silindir mühür geleneğini getirmeleri ile Anadolu da yazılı tarih çağlarına girmiş oldu. Asurlu Tüccarların beraberinde getirdikleri yazı  Anadolu kültürleri ışığında şekillenerek Eski Asur üslubunu oluşturmuştu. Asurlu tüccarların yazılı belgeleri sayesinde Anadolu topraklarındaki tarih daha belirgin bir biçim kazanmıştır. Erken Dönem yazılı belge açısından zengin bir alan olan Kültepe’de yukarıdan aşağıya doğru sayılmak üzere dört uygarlık katı bulunmaktadır. Üçüncü ve dördüncü kat tabletlerden yoksun olup tarih öncesi döneme aittir. İkinci tabakada, bugüne kadar on bini geçen yazılı tabletler bulunmuştur.

Asurlu tüccarlar gidiş ve gelişlerinde ulaşım aracı olarak, eşek kervanları kullanıyorlardı.
Anadolu’ya gelirken kullandıkları yol; Diyarbakır, Malatya, Urfa, Maraş ya da Adana’yı İç Anadolu’ya bağlayan Toros Dağları arasındaki geçitler idi. Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen verilere göre Erken Tunç Çağı’nın (MÖ 3000-2000) sonlarında bu topraklarda geniş bir siyasal birliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Anadolu’da bu dönemde, belirli bir bölgeyi kapsayan, etrafındaki daha küçük yerleşim yerlerini kontrol eden büyük ya da müstahkem mevkide oturan yerel beyler, yani şehir devletleri siyasi güç olarak bulunuyordu. Güçlü bir otoritenin olmadığı bu siyasal yapı, Asurlu tüccarların söz konusu ticaret faaliyetlerinde bulunmalarını kolaylaştırmıştır.

Ticaret kolonileri sistemli bir yapıya sahipti. Kurulan ticaret kolonilerinden büyüklerine “Karum”, küçüklerine ise “Wabartum” denilmekteydi. Asurca liman anlamına gelen Karum, büyük ticaret yerleşmeleri olup, Anadolu’nun belli başlı şehirlerinin yanında kurulmuş olanlardı. Wabartumlar ise, küçük yerleşmelerde ya da ticaret yolları üzerinde tüccarların konakladıkları, mal depoladıkları yerler olmalıydı. Bu dönem çivi yazılı kaynakları üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda şimdiye kadar yirmi iki Karum ve yirmi Wabartum ismi tespit edilebilmiştir. Koloniler içerisinde en çok dikkati çeken, şüphesiz Kayseri’nin yirmi kilometre kuzeydoğusundaki Kültepe olduğu tespit edilen Kaniş şehri yakınında kurulmuş olanıdır. Kaniş, Kültepe’de yani höyükte iken, bu şehrin hemen yanında kurulmuş olan koloni höyüğün dışındadır. Burası bir Karum ve aynı zamanda Asurlu tüccarların oluşturdukları ticaretin de merkezi durumundadır.

Kültepe’de yapılan ticaretin sürekliliği ve yoğunluğu olması nedeniyle düzenin sağlanması için bir takım kurallar geliştirmişlerdir. Kaniş Karumu’na bulunan bir mektupta şöyle denilmektedir: “ Altın hakkındaki karar halâ geçerlidir. Asurlular kendi aralarında altın alıp satabilirler. Fakat steldeki karar gereğince, kim olursa olsun, hiçbir Asurlu Akadlıya, Amurruluya veya Subarlıya altın satmayacak. Kim böyle yaparsa canlı kalmayacak. Bu kural mektup kendi ihtiyaçlarının dışarıya satılmadığını ve ticareti yapılan malların bir şekilde denetiminin sağlandığını göstermektedir. Satılan ya da alınan malların denetimi dışında ticaret yapılan alanların güvenliğinin sağlanması da Mezopotamya bölgesin Orta Tunç Çağında popüler ticaret merkezi haline getirmiştir. Ticareti yapılan ağaç, taş ve madenlerin alışverişinde kervanlar kullanıyordu. Mezopotamya kültürleri, kendi çevrelerinde bulunmayan gümüş, altın, bakır, dağ kristali, obsidiyen, serpantin, diorit, mermer ve kereste gibi ham maddeleri ticaret ile dışarıdan temin ediyordu. Bu ticaret kayıtlı, resmi bir şekilde yapılmış. genellikle takas usulü kullanılmıştır.

Asurlu tüccarlar beraberlerinde kendilerine ait bir çok faaliyeti de Anadolu ile tanıştırmıştır; silindir mühürler, madencilik, tapınak ve tanrı fikirlerini bunlardan bazılarıdır. Kazılarda bulunan ev ve mutfak aletleri, saray malzemeleri gibi eserler Anadolu’nun yerli sanatının Mezopotamya sanatının etkisi altında gelişerek kendine has yeni bir sanat anlayışını ortaya çıkışını yansıtmaktadır. Bu sanat daha da gelişerek Hitit sanatının temelini oluşturmuştur. Ticari faaliyetlerini nesilden nesille devam ettiren Asurlu tüccarlardan bazıları Anadolu’da ev, arsa ve köle satın almışlar, hatta yerli kadınlarla evlenerek hayatlarını Anadolu’da sürdürmüşlerdir. Yapılan kazılarda dönemin sosyal ilişkilerini yansıtan yazılı tabletler bulunmuştur. Boşanma, miras, nafaka ve evlat alma gibi aile içi hukukuyla alakalı belgeler, ticaret ile gelişen sosyal ilişkileri ve yeni tanıştıkları yazı ile kalıcı değerlere geçiş yaptıklarını göstermektedir. Yapılan kazılar sonrasında bulunan yazılı belgelerden birkaç örnek;

1-Anadolu’da ilk Hayvanat bahçesi;

Kültepe Kaniş’ini (Neşa) ele geçiren Kuşarra Kenti Kralı Anitta, M.Ö. 18’inci yüzyılda çeşitli yerlerden topladığı, aslan, leopar, yaban domuzu gibi yırtıcı, geyik, keçi gibi çevik hayvanları Kültepe’ye getirip korunaklı bir yerde muhafaza etmiş. Kültepe’deki bu hayvanların bir arada tutulduğu yer için kayıt olarak bildiğimiz dünyadaki en eski (ilk) hayvanat bahçesi.

2- 4 Bin Yıllık Kara Büyü Tableti:

 

Bu tabletler arasında kara büyüye, kötü ruhlara karşı yazılmış muska benzeri metinler de vardı. Bunlar daha çok hastalıklara ve kötü cine karşı koruma amaçlı yapılmış pozitif büyülerdir.

 

 

3-Dünyanın En Eski Vasiyeti:

Vasiyetname, Asurluların yaşadığı ve Anadolu’nun yazı ile tanıştığı ilk yer olan Kayseri’nin Kültepe bölgesindeki kazılarda bulundu. Vasiyet aynı zamanda bir anıt mezardan çıkan ilk çivi yazılı eser olma özelliği taşıyor. Vasiyet metninin üzerinde de bir babanın oğluna hitabı yer alıyor.

 

Asur ticaret kolonileri ile güvenli, sistemli ve sürekli bir ticari hayatın yaşandığı Anadolu Toprakları bu kolonilerden birçok açıdan karlı çıkmıştır. Ticari faaliyetler, Hitit egemenliğine kadar sürmüştür (M.Ö.1750). Bu süreçte yerli halk ile Asurlu tüccarlar arasında çok çeşitli ilişkiler kurulmuştur. En önemlisi kendi kullandıkları yazı sistemini Anadolu’ya tanıtarak Anadolu’nun yazılı çağa geçiş yapmasını sağlamıştır. Genellikle sosyal ilişkileri içeren mektup, vasiyet, sözleşme biçiminde yazılan tabletler Anadolu kültürü için kalıcı ve sistemli bir yapıya bürünmüştür.

KAYNAKLAR

GÜL KÜÇÜKBEZECİ,Hatice, “Asur Ticaret Kolonileri Çağında Asurlu Tüccarlar İle Anadolu Halkı Arasında İlişkiler” Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 26, Konya, 2011, s. 25-58.

GÜNBATTI, Cahit, Kültepe-Kaniş Anadolu’da İlk Yazı, İlk Belgeler, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri, 2017.

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/kultepede–ticaret–

 

 

 

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin