Aşkın Tuvaldeki İzleri: Tablolarda Aşklar

Aşk; filmlerin, şarkıların, şiirlerin belki de hayatın yegane gereksinimi… Hal böyleyken benzersiz sanat eserlerinde de bunu görmek son derece doğal. Bu yazımızda sizlere usta ressamların aşkı tuvallere yansıtmasını gözlemleyeceğiz. Siz en çok hangi aşk dolu fırçayı seveceksiniz?

Hayez, Öpücük

Francesco Hayez, Öpücük / El Beso , 1859, Pinacoteca di Brera: Milano, 2020

Öpücük, Batı sanat tarihinin en tutkulu betimlemeleri arasında yer alıyor. İtalyan romantizminin sembolü olarak kabul edilen Öpücük, bu akıma ait olan tüm özellikleri kendinde barındırıyor. Eserde birbirlerini öperek kucaklayan bir çift resmedilmiş. Erkek sanki her an gitmek için hazırlanıyor gibi ayağını merdivene koymuş şekilde, kız ise geriye doğru eğilmiş bir pozisyondadır. Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor. Erkeğin kafasındaki şapka onun yüzünün görünmesini engelliyor. Kadın bu eylemin kısa süreceğini ve sevgilisinin kısa süre sonra gideceğini hissediyormuş gibi elini hafiften erkeğin omuzuna koymuş. Tablonun odak noktası, kompozisyonun merkezinde resmedilen öpüşen çift olsa da, bu çiftin kimliği belli değil. Eser 19. yüzyılda yapılsa da, tablodaki ortam 14. yüzyılı yansıtıyor.

Tuvalin sol kısmındaki gölge birinin geldiğine ya da çifti izleyen birinin olduğuna işaret ediyor. Çiftin üzerindeki Orta Çağ’a mahsus kıyafetlerin rengi, resmin aslında siyasi bir olayın tuvale yansıması olduğunu ortaya koyuyor. Ressam, Fransa ve İtalya’nın İkinci İtalyan Bağımsızlık Savaşındaki birliğini resmetmiştir. Kadının üzerindeki mavi ve beyaz renklerden oluşan giysisi, erkeğin ise kırmızı ve yeşil renkli giysisi her iki ülkenin bayrağındaki renkleridir.

Klimt, Öpücük

- Advertisement -

Sanata Başla! » Sanata Yeni Başlayanlara » ÖPÜCÜK “THE KISS” – KLIMT

Gustav Klimt, Öpücük , 1908, Belvedere: Viyana, 2020

Gustav Klimt, altın, düz bir arka plana karşı samimi bir kucaklamada kilitli olan çifti tasvir ediyor. İki figür, kadının açık ayaklarının altında biten çiçekli bir çayır parçasının kenarında yer almakta. Adam geometrik desenler ve ince kıvrımlar ile basılmış bir elbise giyiyor. Kadın çiçekten yapılmış bir taç takarken, o bir sarmaşıklardan yapılmış bir tacı takıyor. Kadını çiçek desenleri ile akan bir elbise içinde görüyoruz. Adamın yüzü izleyicilere gösterilmiyor ve bunun yerine, yüzü kadının yanaklarına bir öpücük kondurmak için aşağı doğru bükülmüş ve elleri kadının yüzünü tutuyor. Kadının ise gözleri kapalı, bir kolu erkeğin boynuna sarılmış, diğeri hafifçe eline dayanıyor ve yüzü adamın öpücüğünü karşılayacak şekilde kalkıyor.Resimdeki desenler Art Nouveau tarzını, Arts and Crafts akımının organik formlarını göstermekte. Aynı zamanda, arka plan Degas ve diğer modernistlerin çalışmalarının iki ve üç boyutluluk arasındaki çatışmasını çağrıştırıyor. Öpücük gibi resimler fin-de-siecle ruhunun görsel tezahürleridir, çünkü zengin ve duyusal görüntülerle taşınan bir çöküşü yakalarlar. Altın varak kullanımı, ortaçağ “altın zemin” resimleri, ışıklı el yazmaları, eski mozaikler ve kıyafetlerdeki spiral desenler Bronz Çağı sanatını ve klasik sanattan önce Batı sanatında görülen dekoratif dalları hatırlatıyor. Adamın başı, resmin basitleştirilmiş kompozisyonunda olduğu gibi, Japon baskılarının etkisini yansıtan geleneksel Batı kanonlarından bir çıkış olan tuvalin tepesine çok yakın bitiyor.

Klimt’in altın kullanımı, 1903 yılında İtalya’ya yaptığı bir geziden ilham almış, Ravenna’yı ziyaret ettiğinde San Vitale Kilisesi’nde Bizans mozaiklerini görmüş. Klimt için, mozaiklerin düzlüğü ve perspektif ve derinlik eksikliği sadece altın parlaklığını artırmış ve kendi çalışmasında benzeri görülmemiş altın ve gümüş yaprak kullanmaya başlamış.

Bu resimde Klimt’in, Apollo’nun Ovid anlatısının başkalaşımından sonra Daphne’yi öptüğü anı temsil ettiği de iddia ediliyor.

Toulouse-Lautrec, Yatakta Öpücük

İn Bed- The Kiss – Yatakda-Öpücük 1892 Ressam Henri de Toulouse ...

Henri Toulouse-Lautrec, Yatakta Öpücük , 1892-93, Özel Koleksiyon, Kaynak: WikiArt, 2020

14 yaşında hastalığı sebebiyle ayaklarının uzaması duran ressam aslında aristokrat köklü bir aileye sahip olmasına rağmen çağdaş bohem yaşam tarzının bir temsilcisidir  19.yy Paris’i özellikle Montmartre’nin kabareleri, kafeleri ve genelevlerini resmetmiş.

Resimde büyük bir ihtimalle aynı kabarede çalışan iki kadın ( o dönemde kabarelerde çalışanlar yer sıkıntısından aynı yatağı paylaşırdı ) öpüşüyor. Ressam bu sahneyi  “Duygusal Hazzın Özü”  olarak adlandırmış. Resmi yorumlayanlar sahnenin erotik olmaktan çok duygusal bir sahne olduğu konusunda çoğunlukla aynı fikirde.

Gérôme, Pygmalion ve Galatea

Dosya:Jean-Léon Gérôme, Pygmalion and Galatea, ca. 1890.jpg - Vikipedi

Jean-Léon Gérôme, Pygmalion ve Galatea , ca. 1890, Metropolitan Sanat Müzesi: New York, 2020

Fransız ressam Jean-Leon Gerome kendi döneminin en önemli ressamları arasında yer alır (1824-1904) genellikle tarihi ve mitolojik temaları konu almasıyla bilinir.

Bu resim Yunan mitolojisinden Pygmalion ve Galatea’nin hikayesidir. Pygmalion adlı bir heykeltıraş bazı kaynaklara göre fildişinden bir kadın heykeli yapar. Heykel o kadar etkileyici olur ki kendi yaptığı heykele aşık olur. Artık onun yanından ayrılmaz olur ona Galatea ismini verir. Heykeltıraşın umutsuz haline acıyan Aphrodite heykeli canlandırır.

Pygmalion çok şaşırır sonra seviçten canlanan heykele sarılır ve onu öper. Gerome bu sahneyi canlandırmış.  Resimde dikkat ederseniz heykel canlanmaya baslamış ayak bolumu hala fildişi heykel durumunda.

Magritte, Aşıklar

Sanata Başla! » Sanata Yeni Başlayanlara » AŞIKLAR “THE LOVERS ...

René Magritte, Aşıklar , 1928, Modern Sanat Müzesi: New York, 2020

Modern sanatın belki de en konuşulan işlerinden biri olan bu tablo, Magritte ile içkin kabul ettiğimiz temel sürrealist ögelerin neredeyse hiçbirini içermiyor. Bu, Les Amants(Aşıklar) ismiyle anılan bu tabloyu, sürrealist sanatın haricinde mi ele almamız gerektiği sorusunu akıllarda canlandırmakta. Buna hayır cevabını vermek çok doğru olmazdı, zira resmi konumlandırmamız gereken temel noktaların, kaynağının çoşumcu veya gerçekçi ögelerden beslenmediği açık. Sorulması gereken soru şudur: Kompozisyonun temelinde oturan öge hangisi? Elimizde üç adet öge var. 1) Aşıklar. 2) Öpüşme. 3) Örtü. Bu üç temel ögeden bir tanesini, kompozisyonun asli ögesi olarak değerlendirmekte yarar var, böylelikle Magritte’in bu resim ile uyarmak istediği duyguların neler olduğunu daha kolay tayin eder, ve resmi Magritte sanatında daha sağlıklı bir yere oturturuz. Öncelikle temel ögenin öpüşme olduğunu düşünmüyorum. Sebebi ise, bunun sanat tarihinde karşımıza çıkan ve öpüşmeyi temel noktaya alan diğer eserlerden çok ciddi bir farkla bezenmiş olması. Tabii ki, yüzlerinin örtülü olması. Hayez’in, Rodin’ın öpüşmelerinde yoğun bir romantizm, Toulouse-Lautrec’in öpüşmesinde izlenimce bir gerçekçilik, Klimt’in öpüşmesinde ise soyut bir sembolizm var. Bunları üç ana kategori olarak değerlendirirsek, bu resmi hiçbirinin yerine koyamamız, öpüşme ögesinin başka diğer ögeler tarafından arka plana atıldığının göstergesi. Tabii ki, her ne kadar ismi Aşıklar da olsa, tablonun temel ögesinin aşıklar olduğunu söylemek de çok doğru olmaz. Friant’ın yine Aşıklar olarak çevirebileceğimiz Les Amoureux eseriyle bu tablo, ortak bir paydada kolaylık buluşmuyor. Geriye kalan tek nokta, yüzlerinin durumu. Resmi sürrealist bir anlatım içerisine sokan da hakeza bu. “Aşkın gözü kördür” tarzı bir alt-metin arayışına girmek resmin iyiliği açısından çok doğru olmaz, fakat yine de anlatılmak istenenin basit bir aşk veya bildiğimiz bir öpüşme sahnesi olmadığı kesin. Sorulması gereken soru, bana kalırsa “Yüzleri neden kapalı?”dan ziyade, “Yüzlerinin kapalı olmalarına rağmen neden öpüşüyorlar?” olmalıdır. Demek ki, her iki tarafın da istediği ve buna rağmen sürdürdüğü bir işlem söz konusu. Peki, biri diğerinin de yüzünün kapalı olduğunu biliyor mu? En sonunda elimizde yalnızca “Kim ihanet etmiştir?” problemi kalıyor.

Kaynakça: 1, 2, 3, 4

 

 

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Nazlı Yaren Atabey
Nazlı Yaren Atabey
"...gövdemde sonsuzluğun dilsiz ayini. tanrı kirpiklerinden yürüyordu canıma" -Söylenti Dergi Genel Yayın Yönetmeni-

Must Read

Filme Uyarlanan 10 Gerçek Hayat Hikayesi

Çoğu zaman vakit öldürmek için film izleriz ama bazıları bizi fazlasıyla etkiler hatta bir şeyler öğretir. Bu listedeki biyografik filmlerin bazılarından bir şeyler öğreneceğiz...