Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



 

 

gururlu İnsanlar kenDilerine sadece keder yaratırlar

Emily Bronté 1818 yılında, tarihte “Bronté” Kardeşler” olarak bilinen 6 kardeşin 5.si olarak dünyaya gelmiştir. O dönemde kadın yazarlara karşı büyük bir ön yargı olması sebebiyle kitabı unisex bir isim olan “Ellis Bell” olarak yayımlar. Emily öldükten sonra ablası Charlotte, kitabı “Emily Bronté adıyla tekrar yayımlar.

Yayımlandığı dönemde eleştirmenlerden çok büyük eleştiriler alsa da günümüzde İngiliz edebiyatının klasikleri haline gelmiştir. Tutkulu fakat gururlarından da asla ödün vermeyen iki insanın hastalıklı aşkının nefret, kibir ve intikam arzusuyla ne hale geldiğini somut bir şekilde ortaya koyuyor Emily Bronté.

Hikaye, Trushcross Çiftliği’ne kiracı olarak taşınan  Bay Lockwood’un Uğultulu Tepeler’deki ev sahibine konuk olduktan sonra merak ettiği bazı konuları hizmetçisi Nelly’e anlattırmasıyla başlıyor.

Catherine ve Hindley adında iki çocuğu bulunan Bay Earnshaw, Uğultulu Tepeler’e Heatcliff adında bir çingene çocuğunu getirir. Bu çocuğa büyük bir ilgi ve sevgi gösterir.

Bay Earnshaw’ın, Heatcliff’in üzerine çok fazla titremesi Hindley’de ona karşı bir nefret uyandırır ve tüm hayatı boyunca ona eziyet eder. Öte yandan Catherine herkeste tiksinti uyandıran bu çingene çocuğuna büyük bir tutkuyla bağlıdır.

Bay Earnshaw’ın ölümüyle artık Hindley evin efendisi olmuştur. Artık Heatcliff’e apaçık  eziyet etmeye başlar. Catherine ise Heatcliff’i çok sevmesine rağmen Heatcliff ile evlendiği takdirde konumunun alçalacağını düşünmektedir. Bu yüzden Trushcross Çiftliği’nde yaşayan zengin ve yakışıklı Edgar Linton ile evlenmek istemektedir. Catherine’nin bu düşüncelerini öğrenen Heatcliff, evi terk eder. 3 yıl boyunca ondan haber alınamaz.

“…o yüzden de onu nasıl sevdiğimi asla bilmeyecek o… Ve ben onu yakışıklı olduğu için sevmiyorum Nelly. Onu benden daha çok bana benzediği, benden de öte bir parçam olduğu için seviyorum. Ruhlarımızın neyle yoğrulduğunu bilmiyorum ama onun ve benim ruhum kesinlikle aynı hamurdan.” (syf. 118)

Catherine ve Edgar Linton evlenir. Catherine’nin huysuzlukları ve kaprisleri biraz sorun çıkarsa da evlilik genel olarak sorunsuz ilerler. 3 yıl sonra Heatcliff zengin bir adam olarak geri döner. Catherine ve Heatcliff karşılaşınca aralarındaki tutku yeniden alevlenir. Fakat bu tutkuya artık kin ve nefret de eklenmiştir.

“Bana ne kadar acımasız olabileceğini öğrettin sen.Hem acımasızsın hem yalancı! Neden beni hor gördün? Neden kendi yüreğine ihanet ettin?” (syf.231)

Catherine’i çok sevmesine rağmen onu kendisine layık görmediği için, içinde ona karşı büyük bir nefret vardır. Fakat Catherine artık hastadır. Aklı bir gidip bir geliyordur. Ölüm onun için kaçınılmazdır. Catherine, kendi adını taşıyan kızını doğurduktan sonra ölür.

Ben sevdiğim Heatcliff’i yine eskisi gibi sevmeye devam edeceğim ve onu beraberimde götüreceğim çünkü o benim ruhumda…” (syf.230)

Heatcliff, Edgar Linton’dan intikam almak için onun kardeşi İsabella ile evlenir. İsabella’ya çok kötü davranır ve İsabella bu duruma daha fazla dayanamayıp ondan kaçar. Gittiği yerde Heatcliff’in bebeğini doğurur. Adını Linton koyar ve kendisi de bir süre sonra ölür. Linton ise babasıyla yaşamak zorunda kalır. Heatcliff kendi oğlundan bile nefret etmektedir ve onu sevgiden uzak büyütür.

Aradan 20 yıl geçer fakat Heatcliff’in içindeki nefret bitmiyordur; hem Earnshawlar’dan hem de Lintonlar’dan intikamını almak adına öldürücü darbeyi vurur. Hasta oğlu Linton ile Edgar ve Catherine’nin kızı Cathy’i zorla evlendirir. Böylece hem Earnshawlar’ın hem de Lintonlar’ın bütün mal varlığının sahibi olur.

Hindley’in geçmişte kendisine yaptıklarının intikamını almak adına o öldükten sonra oğlu Hareton’a yıllar boyunca kötü davranmış onu cahil, saygı ve sevgiden uzak biri olarak büyütmüştür.

Oğlu öldükten sonra Heatcliff de hayata gözlerini yumar. Onu ait olduğu kişinin yanına Catherine’nin yanına gömerler. Kimse onun soyadını da doğum tarihini de bilmediği için mezar taşına tek bir şey yazarlar:Heatcliff…

“İçimde tek bir arzu var. Tüm benliğim ve tüm melekelerim ona erişmek için çırpınıyor. Onun hasretini öyle uzun zamandan beri çekiyorum ve gerçekleşmesini öyle yılmadan bekliyorum ki , çok yakında ona erişeceğimden hiç kuşku duymuyorum,çünkü bu arzu benim bütün benliğimi paramparça etmiş durumda…”

Kaynakça: Uğultulu Tepeler kitap, edebiyatvesanakakademisi.com

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin