Gece Modu

 

     Eylül ayının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde havaların da soğumasıyla beraber melankoli zamanlarına da girmiş bulunuyoruz. Dökülen yapraklar, yağan yağmurlar, sisli havalar derken kendimizi şiirin ve olmayacak aşkların büyüsüne kapıldığımız zamanlarda buluyoruz . Durum tam da böyleyken sizlere Amin Maalouf’tan bir kitap önermek istedik. Yazarın, Uzaktan Aşk ismini verdiği librettosu böyle havalarda kısa fakat bir o kadar da melankoli dolu okumalar yapmayı sevenlerin gönüllerini fethedecek bir kitap. Libretto nedir diyenlere de hemen sözlük tanımını verelim.

Libretto: Opera, operet, oratoryo, bale, müzikal, mask gibi müziksel sahne eserlerinin metinlerine verilen ad.

 

“Dur, bekle, adını söyleme!
Daha değil!
Önce gözlerinin rengini söyle bana.”

 

     Bazılarımız için görünen birine duyduğumuz aşktan öte bir şey vardır: Aşka aşık olma. Böyle insanların istediği; sevmek, hislerini karşı tarafa söylemek, vuslata ermek gibi bir amaç gütmeden sadece aşkı tatmaktır. Acısıyla sevinciyle iliklerine kadar aşkı hissetmek… Uzaktan Aşk kitabında da aşık olma isteğiyle yanıp tutuşan bir Jaufre çıkıyor karşımıza. Blaye Prensi olan Jaufre I. Perde’de “Mutluluktan söz etmeyi öğrendim, nasıl mutlu olunur bilmedim” cümleleriyle giriyor sahneye. Yaşadığı hayattan sıkılan prensimiz uzaklara ve aşka özlem duyuyor. Yıllar öncesinde yaşıyor olsa da şu anki bizden pek farkımız yok çünkü hepimiz hiç bilmediğimiz diyarlara gitmeye ve aşık olmaya özlem duyuyoruz. Bazen görmediklerimiz gördüklerimizden daha çok çeliyor kalbimizi. İşte Jaufre bu arayıştayken bir gezgin ona Trablus’ta bulunan bir kontesten bahsediyor. Adı Clemence olan bu güzel daha ilk cümlelerde derinden bir yer ediniyor Jaufre’in kalbinde. Nasıl olsa insan aşık olmak istedikten sonra rüzgarın esişinde bile anlam bulabiliyor kendisine.

 

“Bana ne yaptın, Gezgin?
Suyundan hiç içmeyeceğim pınarı gösterdin,
Hiçbir zaman benim olamayacak, biliyorum, o uzaktaki kadın, ama ben onunum artık, sonsuza dek ve bir başkası daha olmayacak yaşamımda.”

 

     Kitabın bundan sonraki kısmında olaylar hakkında pek detaya girmek istemiyoruz ancak melankoli sevenler için derinlere dalıp saatlerce gökyüzünü izleyecek birçok satır bulunduğunu belirtmemizde fayda var.

 

“Sevdan çıkmıyor aklımdan
Uyanıkken ya da düşte
Ama ben düşü yeğlerim
Düşte yalnız benimsin sen!”

 

      Kitap ile ilgili bir diğer nokta ise, başladığınız ve büyüsüne kapıldığınız an da bitiyor olması. Ama battaniyenizi alıp hayaller kurmak için birebir. Uzaktan aşkın büyüsüne kapılıp kendini deniz aşırı yolculukta bulan Jaufre kadar aşık olmasak da hepimiz bir şekilde aşığız aşka. Kitaba dönecek olursak karakterlerin diyalogları ve libretto olması sebebiyle arada koronun cümlelere girmesi kitaba ayrı bir tat vermiş. Varlığından bile emin olmadığı birine aşık olan Jaufre’e uyarılar yaparak koro ve geçmişten beri hiç değişmeyen halkı seslendiriyorlar aslında. Çünkü her devirde aşıklara deli diyen  birileri olmuş. Kitabı okurken, ‘Yan yana olsaydı bu aşıklar böyle güzel cümleler yine dökülebilir miydi ağızlarından ve aşkı aşk yapan kavuşamamak mı aslında?’ gibi sorular beliriyor zihninizde. Şimdi bu soruları zihinlerinize bırakıyor ve Amin Maalouf satırlarıyla bir an önce tanışmanızı temenni ediyoruz. Hoş geldin melankoli mevsimi!

 

“Aşktan yana gülmesin yüzüm
Kavuşmayacaksam o uzaktan aşka”

Amin Maalouf, Uzaktan Aşk

Yapı Kredi Yayınları

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin