Arthur Schopenhauer’den Aşkın Metafiziği

Yazarın Diğer Yazıları

Jonah Hill ve Joaquin Phoenix Netflix Belgeseli İçin Bir Araya Geliyor!

Ünlü oyuncu Jonah Hill, Netflix platformu için yeni bir belgesel hazırlığına girdi. Belgesel duyurusunu kamera arkası görüntülerle Instagram hesabı üzerinden gerçekleştirdi. Yapımla ilgili verilen...

Netflix’ten “Azizler” ve Diğer Yerli Yapımlar İçin Müjde!

Netflix, Azizler ve Bir Denizaltı Hikayesi gibi yerli birçok yapım için tarih duyurdu. Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de sansür uygulamasıyla gündeme gelen platform, uzun tartışmaları ve merakların...

Sinematografinin Erotizme Kurban Gitmesi: Çıplak

Yönetmenliğini Can Evrenol'un üstlendiği, senaryosu Merve Göntem'e ait olan internet dizisi Çıplak, 11 Haziran 2020 tarihinde BluTv platformunda yayınlanmıştı. Bölüm bölüm yayınlanan dizinin ardından...

Bu Ay Netflix’te Neler Var?

Ekim Ayında Netflix'te Neler Var? Ekim ayında gümbür gümbür gelen Netflix'te bu ay oldukça güzel dizi ve filmleri izleyebileceğiz. Özellikle çokça merak edilen Enola Holmes...

     Arthur Schopenhauer’ın Aşkın Metafiziği adlı eserinin Türkçe tercümesi Selahattin Hilav tarafından yapılmıştır. 1818 yılında yayımlandığı bilinen kitap birçok felsefi tartışma masalarının konuğu olmuş ve üstünde hala teorilerin atıldığı bir kitaptır. Peki Schopenhauer ne anlatmak istedi bize bu kitapta?

   Birçok insanın okurken tahammül edemeyip bıraktığı kitap kimileri için oldukça tutarlı ve makuldür. Shopenhauer, Aşkın Metafiziği adlı eserinde aslında aşkı tamamen fizik koşullarında yani ‘akılcı’ boyutuyla ele alarak bazı söylemlerde bulunuyor. Bu da bir erkeğin kadından beklentisini, bir kadının bir erkekten isteğini ana başlık alarak aslında herkesin kafasını karıştırıyor. Shopenhauer aynı zamanda aşkın tamamen insan geninin bir gerekliliği olduğunu ve üremenin ‘aşk’ diye tasvir edildiğini vurguluyor. Yani insan soyunun devamı için bilinçaltında kurgulanan her düşüncenin tamamen evrim biyolojisinde yer aldığını söyleyerek aşk terimini yerle bir eden ifadelerde bulunuyor. Ya da insanoğlunun aşk diye tanımladığı şeyi o tamamen biyolojik gereklilik olarak tanımlıyor. Bu elbette felsefede kesin bir yargıya varılmayacak bir kavram. Aslında insan türünün kendi iradesi altında olmadan tamamen bilinçsel gerçekleşen bu olay şartlarımızda ki bilim boyutunda gayet anlaşılabilir ve tartışılabilir. Çiftleşme isteğinin zamanla romantizm çerçevesinde değerlendirilerek aşk halini almış olmasına son derece basit moleküler tepkimelerin eylemsel gerekliliğini, evrimin oluşturduğu ve insanı köleleştiren bir durum olduğunu söyleyen Schopenhauer aynı zamanda “arzu” ilkesini ele alarak insanın neden kendisine benzemeyen birinin peşinden gittiğini, mutsuz olacağını bildiği halde neden sürekli aynı tercihlerde bulunduğunu “aşk” kavramı altında sorulan bütün sorulara bilimden yola çıkarak insanın kendinde bulunmayana gittiğini, iki genin ortaya çıkarabileceği tabiri caizse daha az kusursuz nesillerin devamı için istemsizce oluşturduğu bir davranış hatta belki de bir refleks olarak değerlendirir.

    İnsanların içgüdüsel davranışlarının esiri olduğunu farkında olarak ya da olmadan onlara teslim olduğunu iddia ederken doğanın beklentisini karşılamak olduğunu ileri sürüyor. Kadın ve erkeğin fiziksel özellikleri üzerinden belli çıkarımlarda bulunan Schopenhauer, “en sağlıklı çocuk” bilincinde yapılan davranışlar olduğunu özetlerken, bir aşkta beklenilenin entelektüel bir sohbetten daha çok, hayvansal içgüdülerin tatmini olduğunu belirtir. Negatif bir bakış açısına sahip olan Schopenhauer bu eseriyle kendinden hala sık sık söz ettirerek subjektif bir açıdan insanoğluna başarılı bir analiz-tezi hediye etmiştir.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....