Antik Mısır’ın Güçlü Kraliçesi Nefertiti’nin Büstü ve Gizemli Gözleri

Yazarın Diğer Yazıları

İstanbul’a Sanatçı Saype’nin Eli Dokundu

Söz konusu sanatsa sanatçının neyi tuval olarak seçeceğini tahmin etmek zor olabilir. Çünkü sanat, bazen çıkmaz sokaktaki tuğla duvarda bazen de her gün yürüdüğünüz...

Deliler Neden Huni Takmakla İlişkilendirilmiştir?

Nesneler, yan yana getirildiklerinde arka planında yaşanan deneyim ve olaylar zinciri bilinmeden kolay kolay çağrışım yapılamayacak pek çok şeyle ilişkilendirilmiştir. Örneğin genellikle sıvıların aktarımında...

Kadının Gücünü Heykelleriyle Anlatan Sanatçı: Emel Vardar

Beden olumlama; bireyin bedenine atfedilen hiçbir kalıba sığmak durumunda olmadığının ve dış görünüşün hiçbir bireyi sınıflandırmak adına kullanılamayacağının bilincine varmamızı sağlayan önemli bir harekettir....

Her Güne Farklı Bakmak: Minyatür Takvim Projesi

Daha önce herhangi bir nesneyi bambaşka bir düşünceyle yorumladığınız oldu mu? Bir brokoliyi ağaç olarak, bir defter yüzeyini kayak pisti olarak, bir patatesin yüzeyini...

Gözler ruha dönük aynalardır. Birçok ünlü insan bakışlarındaki anlam ve ifade ile bütünleşmiştir. Güzellik, cesaret, acımasızlık, asalet ve daha nice beden şifresi hakkında gözler tarih boyunca birçok ipucu sağlamıştır. O ihtişamlı portreler ve heykeller…Peki ya o meşhur Nefertiti büstü bize nasıl seslenir? Aslında seslendiği de yoktur; insanlar onun gözlerine bakmış ve çeşitli varsayımlar ileri sürmüştür. Sonuçta bakışlar sesleri örtebilecek fısıltılara sahiptir.

BÜST NASIL BULUNDU VE HANGİ DÖNEME AİTTİ?

Nefertiti Büstü

Nefertiti’nin büstü 1912 yılında, bir Alman kazısı sırasında Amarna’da arkeolog Luswis Borchandt tarafından bulunmuştur. Büst Akhenaton’un hükümranlık dönemine (MÖ 1375-57) aittir. Bu dönemde sanat ve din gibi birçok değerde değişim yaşanmıştır. Akhenaton ve Nefertiti  yönettikleri  ülkenin merkezini Amarna’ya taşımakla kalmamışlar aynı zamanda rahiplerin elindeki gücü alarak, eski  Tanrı heykellerini yıkmışlar ve halkın bundan böyle sadece güneşe tapacağı yeni bir din kurmuşlardır. Bu değişimde büyük rolü olan Nefertiti öteki ilahlara tapan rahipler tarafından lanetlenmiştir. Ruhban sınıfı Neferititi’nin cezalandırılacağını söylemiştir. Nefertiti’nin gizemli ölümü sonrasında tarihçiler ve arkeologlar çeşitli araştırmalar yaparak Nefertiti’nin mumyasına ulaşmaya çalışmışlardır. İsimsiz mezarlar peşinde iz süren tarihçilerden Mısırbilimci Dr.Joann Fletcher da ortaya atılan bir tez üzerine Nefertiti’ye ait  olabileceği düşünülen mezarı incelemiştir. Yaptığı incelemeler sonucunda bulduğu en dikkat çekici bilgi, 30 yaşlarında bir kadına ait olduğu düşünülen mumyanın sol kulağındaki çift küpe deliği bulgusu olmuştur. Firavun dönemi Mısır’ında Nefertiti’nin bu şekilde kulak deldirmiş tek kadın olarak bilinmesi bu bulguları dikkat çekici kılmıştır. Daha sonra hazine avcılarının vahşetine uğrayan mumya zarar görmüştür. Bunun üzerine eğer mezar ona aitse, yıllar önceki bir lanetin Nefertiti’yi mezarında yakalamış olduğu söylenebilir miydi? Mısırlıların Ölüler Kitabı korkunç bir lanetten söz eder; bir mumya zarar görürse Tanrılar onu tanıyamaz. Yaşam sonrası dünyaya ulaşamaz; canlılar ve ölüler dünyası arasında mahsur kalır.

GİZEMLİ GÖZLER LANETİN İZLERİ OLABİLİR Mİ?

Mezarında ya da onu temsil edecek her şeyde…Farklı bir açıdan bakarsak; Nefertiti’nin muazzam büstünün sol göz bebeği kayıptır ve belki de hiç var olmamıştır. Peki bu kayıp göz bebeğini referans alarak bir lanetin gerçekleştirilmeye çalışıldığını söyleyebilir miyiz? Onu temsil eden her parçanın bir kısmının eksik olması, onun dünyevi gücüne vurulmak istenen bir darbe olabilir mi?

- Advertisement -

Büst, dünyada var olmaya devam edebilecek bir ruhu açığa çıkarabilecek gizeme sahiptir. ‘Firavun’un karısı Kraliçe Nefertiti, on sekizinci hanedanlığa özgü ve ondan başka yalnızca Akhenaton’un  annesi Kraliçe Tay’ın başında görülen peruk misali bir taç takmaktadır. Büst kireç taşı ve diğer plastik katkılarla boyanmıştır, göz yerine bir kristal yerleştirilmiştir. Kulakları ve alnındaki mukaddes yılan ise kırılmıştır.’ (Paglia,2014:76)

Adının anlamı gibi (güzellik geliyor ) büstünde bile mükemmel hatlara sahip ve çeşitli duygular doğuran bu Kraliçe, Mısırlı tarihçilerin gizem avcısı olmasını haklı kılacak niteliktedir. Ayrıca büst kraliçeyi tüm dünyaya tanıtmıştır.

BÜSTÜN İZLERİ

Berlin müzelerinin Mona Lisa’sı olarak bilinen büste Hitler de büyük değer biçmiştir. Birçok araştırmaya ve kitaba konu olan Nefertiti, Camille Paglia’nın Cinsel Kimlikler adlı kitabında da ele alınıyor. Paglia, büstün hiçbir zaman tam anlamıyla yeniden üretilemeyeceğini, onu kopyalamaya çalışanın onu yumuşatacağını, kadınsılaştıracağını ve insanileştireceğini ifade ediyor. O, büstü tahammül edilemeyecek denli keskin hatlara sahip olarak yorumluyor. Bu yazıda bir gizem olarak ifade ettiğim kayıp sol göz bebeği hakkında Cinsel Kimlikler kitabının ‘Batılı Gözün Doğuşu’ adlı bölümünde bazı hipotezlerde bulunuyor. Eklenmeyen göz bebeğinin bir modelde gereksiz olabileceğini ya da hiçbir zaman yerleştirilmemiş olabileceğini söylüyor. Ama bence en çarpıcı yorum, düşmanları tarafından nefret edilen rakibin varlığını yadsımak ve ölümden sonraki hayatını söndürmek için kullanılan bir yöntem ya da hamle olabileceği yönündeki açıklamasıdır.

Paglia’nın kitabı, betimlemeleriyle hem düşündürüyor hem de bir yaratıcının üretim aşamalarını yakından izlemeyebilmek gibi bir düşünce gücü veriyor. Ama yıllarca algılarımızın kapısını çalıp kendisini bize gösteren büstü hem kısa bir tarih turuyla hem de güzelliğin gizemiyle betimliyor:

‘Bize göre Nefertiti büstü sanatsal ve ritüel anlamda bütünsel, yüce, haşin ve yabancıdır. Amarna döneminin natüralizmi ile Mısır geleneğinin ruhani formalizmini kaynaştırır. Amarna dışavurumculuğu groteskle sonuçlanır; bu büyük sanat eserlerinin en az teskin edici olanıdır. Popülaritesini, yanlış anlaşılması ve eşsiz özelliklerinin açığa vurulmamasına borçludur. Nefertiti büstüne verilebilecek en yerinde tepki, korkudur. Kraliçe bir androit, üretilmiş bir varlıktır. O yeni bir Gorgon, ‘bedensiz korkunç bir baş’tır. Felç olmuştur ve felç edicidir. Tahta çıkan Kefren gibi, Nefertiti de tatlı ve naziktir. Uzaklara bakar, insanlar için en iyisinin ne olduğunu görür. Ne var ki, bir kedininkini anımsatan sürmeli gözleri soğuktur. O, kendi kendine tanrısallık atfeden otoritedir.’ (Paglia,2014:77-78)

SANATI YARATAN SANATÇININ YORUMUDUR

Tarih ve sanat binlerce farklı  yoruma ev sahipliği yapabilecek kadar misafirperver ve cömerttir. Biz tarih yolcularına sunabileceği çok şey vardır. Sunduğu her şey apaçık ortada olamayacak kadar gizemlidir. Thutmose’un stüdyosundan bizim zihnimize ve düşünce alanımıza kadar ulaşan, müzelerde yolculuğu son bulan ama gizemi için yazılacak kitapların mürekkebinin hiç kurumayacağı Nefertiti büstünün, yapılacak diğer heykelleri için bir model olarak yapıldığı; sanki tamamlanması hiç planlanmamış gibi yarım bırakılmış olduğu izlenimini verdiğinden ileri sürülmektedir. Üstelik sağ gözüne kakılan taşın da bir kraliçenin büstünde kullanılmaya değer olmadığı yönünde yorumlar mevcuttur. Yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler ne olursa olsun bir çift göz, üstelik yarım kalmış olsa bile tartışılmaya değer olduğunu ve ne çok şey ifade edebileceğini sanatın her köşesine sinerek bize anlatmıştır. Bu yazı boyunca büstü birçok yönden ele aldık ama sanatçının farklı sanatsal yöntemler kullandığı ve Mısır’da ki birçok esere göre duyguyu yakalayabilecek bir canlılıkla sanatını icra ettiğini de söylemeliyiz. Belki de bazı duyguları hissetmemize yol açabildiği için bu eser paha biçilemez bir ruha büründü. Ben onun alçıdan ya da çeşitli renklerden ibaret olmadığını düşünüyorum. Çünkü gözler sadece görmez, onun fısıltıları sessiz olduğu için duyulmaz ama gözler sanatın en güçlü ifade biçimlerinin yaratıcısı ve anlamıdır.

Kaynak: Paglia, Camille. Cinsel Kimlikler
Ankara: Epos Yayınları, 2014.

Daha fazla

1 YORUM

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Yıl 1993: Çağdaş Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Edebiyatımızda yetmişli yıllarda çok dikkat çekici bir kadın yazarlar patlaması oldu. Hemen hemen çeyrek yüzyılını tamamlamak üzere olan bu patlama, Türk edebiyatına, özellikle de...

Virginia Woolf Hakkında 5 Madde

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf Tam adı Adeline Virginia Woolf...

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...