Gece Modu

Anayurt Oteli. Hem sinemamızda hem edebiyatımızda önemli yeri olan, Yusuf Atılgan imzalı eser. Bir roman. Kısa bir roman. Bilgi Yayınları’ndan çıkmış ilk iki baskısı, 1973 ve 1974 yıllarında. Sonra İletişim Yayınları basmış bu romanı. İki baskı da orada yapmış 1987-1989 arasında. Şu an elimde olan Anayurt Oteli ise otuz üçüncü baskı, Yapı Kredi’den. Günümüzde hala okunmaya devam ettiği için baskı sayısı artmakta olan bir kitap bu. Filmi ise Yusuf Atılgan hayatta iken, 1987 yılında çekilmiş. Zebercet rolünü ise izleyenlerin bileceği Muhteşem Yüzyıl’da Lala Mustafa Paşa olarak rol alan Macit Koper başarıyla oynamış. Yusuf Atılgan’ın kafamızda yarattığı otel tasviri ve Zebercet tasvirine bütünüyle uyan çok başarılı bir iş Ömer Kavur’un yönetmenliğini üstlendiği Anayurt Oteli filmi. Kitabı olan filmler genelde ön yargıyla yaklaşılan eserlerdir. Anayurt Oteli kitabının, filmiyle arasındaki tek fark birinin görsel, birinin yazılı iş olması. Farkı olmasının aksine, kitaptaki diyaloglar, bazı sahnelerdeki monologlar bile aynen aktarılmış.

Kitaba gelirsek, baş karakter Zebercet. Başka bir karakter yok diyebiliriz bu kitap için. Zebercet öylesine güçlü kurgulanmış, öylesine deruni çözümlemeleriyle verilmiş ki, kahraman anlatıcının yerine üçüncü kişili anlatım hakim olsa da romana, biz adeta Zebercet’in kelimeleriyle okuyor, onun iç dünyasını yaşıyoruz kendi içimizde. Bu bakımdan sakat bir kitap Anayurt Oteli. Daha doğrusu “sakat bırakma potansiyeli olan” bir kitap. Okuyan kişinin ruhunu, duygularını ve sinirlerini sakat bırakabilir. Kalıcı olmayan bazı hasarlar bırakabilir kişide. Belki abartıyorum ama edebiyatın ve özellikle toplumsal mesaj verme amacı çok fazla olmayan psikolojik romanların kişilerin üzerinde yarattığı etkiler değişebilir. Günümüzde bilgisayar oyunları yüzünden hayatını kaybeden gençler olduğunu bir kez daha hatırlatalım.

Gecikmeli Ankara Treniyle Gelen Kadın, kitabın bir diğer karakteri. Ne tam olarak var ne tam olarak yok. Zaten onun varlığının bu belirsizliği neden oluyor Zebercet’in ruh halinin kötülüğüne. Belki de onun var olup olmayışı net olsaydı, biz ana karakterin ruh durumundan bihaber olacaktık. En nihayetinde mutsuz insanların mutlu insanlara göre daha fazla anlatılabilecek veya belirtebilecek sıkıntıları, düşünceleri ve hisleri vardır.

Toparlamak gerekirse, Yusuf Atılgan’ın ikinci romanı Anayurt Oteli, son sahnesine konu olan durumda çok fazla işlenmeyen fakat araştırdıktan sonra fizyolojik bir gerçek olduğunu öğrendiğim ve burada söylemeyeceğim o “ince” ayrıntısı gibi çok nadide dokunuşlarla edebiyatımızda bıraktığı izi fazlasıyla hak eden bir kitap. Filmi yapılmış kitapların en iyilerinden biri. Eksik yönleri varsa bile yarattığı duygu yoğunluğu nedeniyle objektif bakmamı engellediği için göremediğim, gerçek hayatta da var olan bir otelin bilinç akışıyla yazılmış psikolojik romanı.

Bitirmeden bir not düşmek istiyorum. Bu roman, Manisa’da ”Anavatan Oteli” adlı bir otelden esinlenerek yazılmış. Yusuf Atılgan’ın dediğine göre, babasıyla Manisa’ya her gidişinde kaldıkları otel imiş Anavatan Oteli. Otelin sahibinin bu otelde nasıl bir hayatı olabileceğini düşünmesinin üzerine çıkmış bu roman ortaya.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin