Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“İnsanoğlu değişkendir, her zaman aynı olmaz. Bazen insan arasına karışmak ister, bazen yalnızlığı sever.”

Bizim hayatımıza Cem Yılmaz sayesinde giren bir kavram var;
“Gora”

Yönetmen, yapımcı bu kitaptan etkilenmiş mi bilmiyorum, ama sizin kafanızdaki Gora adının değişmesi gerektiğinin kanaatindeyim. İlk önce Hintlilerin milletçe devrime düşkün olduğunu, daha sonra aydınlanma çağının onlara oldukça geç değdiğini söylemek isterim. Hani milletleri millet yapan bir kitaptır derler ya, hani bizim Turgut Özakman’ımız vardır ya bizi dünyaya tanıtan, Hintlilerin mitsel ve gündelik düşüncelerini de en iyi yansıtan yazar Tagore’dur. Gora adı da onun kitabıyla ünlenmiştir. Gora, aslında hem bir mahallenin adı, hem de “ağaçlık yer” anlamına gelmektedir.

Hintlilerin aşık tipi, gerçeği arayan “felsefi aşık tipoloji”leri oldukça ünlüdür. Bununla Hint filmlerinde de karşılaşırız. Çoğu Hint filminde gerçek aşkı arayan, gerçek dostluğun peşinde koşan, hayatın sırrına ermeye çalışan birkaç karakter karşımıza çıkıyor. Şöyle diyebilirim ki, işte bunların ilk adımı Tagore’un yazdığı Gora kitabıdır. Aynı zamanda Nobel Ödülü de almıştır.(1913)

Roman, geleneksel Hindular ile çağdaş ve liberal düşünceye sahip Brahmanlar olarak bölünmüş Bengali topluluğunun yaşadığı Kalküta’da geçmektedir. Bu iki topluluk çelişkilerle doludur. Yazar toplumun keskin çizgilerine dikkat çeker ve bölünmeyi normalleştirmeden anlatmaya uğraşır. Hindistan’ın kast sistemi içindeki durumunu, değişen insanlık kurallarını anlatan muazzam bir romandır Gora. Aynı zamanda Hint Devrimi’ni gerçekleştiren çoğumuzun tanıdığı Gandhi’yi de derinden etkilemiştir.

Romanın konusu, kast sistemiyle hayatını sürdüren bir kasabada Gora adındaki gencin yaşadıklarıdır. Gora, Hinduizmin savunucusudur ve kendi dinini yaşamaktadır. Konuşma yeteneği ve etkileyici sesi ile doğal bir liderdir. Katı inançları onu saldırgan biri yapmıştır ama tüm kalbiyle huzurlu bir Hindistan hayali kurmaktadır.

Hindistan’ın mutlu olabilmesi için Hinduizm inancı içinde Hindistan’daki tüm kast sisteminin ortadan kalkması gerektiğine inamaktadır. Roman sonuna kadar aynı kasta ait olduğu kişi, roman sonunda çok farklı bir coğrafyaya ait olduğunu anlamaktadır. Bütün geçmişi, ailesi, değerleri yıkılacaktır. Bir yandan da Gora, artık evlenebilecekleri için de sevinir.

Gora, birden tüm geçmişini unutan hatta dinini de -doğal olarak- kaybeden karakter durumuna düşer. Çünkü Hint düşüncesinde kasttan çıkan, dinden de çıkmaktadır. Kırmızı çizgileri budur.- Bu Hintlilerin ruhi devrimi sayılabilmektedir. Budizm düşüncesine ithafen, kast sistemini yıkmış olan genç Gora, aslında Hintlilerin “arınmış insan” dediği karakterdir. Buradan varmak istediğim nokta Hintlilerin ve devrimlerinin hem fiili hem de ruhi olarak yaptığıdır. Şüphesiz Tagore, bunu başarılı şekilde başarmıştır. Kast sistemini de yoğun biçimde eleştirmiştir aslında;

“Kendi vatandaşlarını küçümseyenler hiçbir zaman büyük insan olamazlar; onlar da başkaları tarafından küçümsenirler.”

Tagore, Hintlilerin din ve düşünüş tarzını da ele alır, Ganj Nehri’nin mahremiyeti ve yarattığı iç huzuruna değinir. (Karakterler ruhî arınma için bu nehri tercih ederler.) Hintlilerin Batı konusundaki düşüncelerini de ele alan yazar, kendi fikirlerini karakterlerine konuşturur. Hint filmlerinin bugün bu kadar aynı çizgide ama bir o kadar da vazgeçilmez olmasının sebebi belki de Tagore’un felsefi başlangıcıdır diyebiliriz.

Alıntılar;

”Kutsal metinler bize, bir kadının yuvasına ışık verdiği için sayılması gerektiğini öğretir.” dedi Gora ısrarla. ”İngilizlerin yaptığı gibi sırf erkeği aşk ateşiyle yaktığı için kadına hayranlık duyarsak, buna saygı denmez.”

”Uzun zamandır Avrupalılarla çalışıyorum ve onları iyi tanıyorum. Yalancılıklarını anlata anlata bitiremem. Çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir şey onları durduramaz. İçlerinden biri bir yalan söylerse çakallar gibi ulumaya başlarlar. Göze girmek için bizim gibi kendi insanlarını ele vermezler. İnanın bana yakalanmadığınız sürece onları aldatmak günah değildir! ”

“Zamanı geldiğinde bir çocuk yetiştirirken ona sevgi vermeniz gerektiğini öğreneceksiniz.”

“Suskun kalan bir insan her zaman suçlu bulunur.”

”Öğrencilerimize manevi ve ahlaki değerler öğretilmiyor. Onun için İngiliz kültürünü özümseyemiyorlar. Bu nankörler her şeyi kuru kuru ezberleyerek öğrendikleri için İngiliz yönetiminin Tanrı’nın armağanı olduğunu anlayamıyorlar.”

”Bağnazlık.” dedi Pareş Babu, ”Bize insanın, yalnızca insan olduğu gibi basit ve açık gerçekleri bile unutturur. Toplum insanları Brahmo ve Hindu olarak sınıflara ayırırsa ve bu ayrım evrensel gerçekten daha büyük bir önem kazanırsa, o zaman bir karmaşa başlar. Ben de bir süredir bu yalan girdabının içinde çaresizce çırpınıyorum.”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin