Amok Koşucusu – Stefan Zweig

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Öylesine sevmeli insan,
Zweig’in Amok Koşucusu gibi.
Ve öylesine ölmeli bu yolda,
Hiç sevilmemiş biri gibi.

Hollanda’nın Doğu Hint Adaları’nda görev yapan bir doktor zamandan mekandan ve insanlardan soyutlandığı küçük dünyası içinde karmaşık duygularından koca bir evren yaratır. Söylenmemiş şeyler suskunluğunda boğabilir bir insanı. Ve yalnızlık beraberinde anlatacak bir sürü hikaye yaratır. İnsan psikolojisi ne denli yoğun ve ne denli basittir. Yaratılmış mutluluklar ve mutsuzluklar hayatımıza bir anlığına dokunan her insanın izlerini taşır. 

Amok Koşucusu’nun tanrısından biraz bahsetmek isterim. Her yazar kitabında yarattığı dünyanın tanrısıdır benim için. Avusturyalı yazar ve muhabir olan Stefan Zweig  de neredeyse bütün dünyayı dolaşmış, 2. Dünya Savaşı sırasında kitapları yakılmış, zamanla bu durum bir kovalamacaya dönüşmüş ve en sonunda savaşın ruhunda yarattığı enkazın altında ezilerek karısıyla birlikte intihar etmiştir.

Nefes almaya ürktüğüm bu altmış sayfa, Amok koşucusunun  kalbindeki parmak izlerini seriyor gözler önüne, Stefan Zweig’in yalın anlatımıyla. 

Uzak Doğuda görülen bir cinnet halidir Amok. Bir sarhoşluktan fazlasıdır, kudurmasıdır insanın büyük bir inat ve tutku haliyle. Zamanı bile elinizden alır bu sürüklenişin geride bıraktıkları. 

Ve şöyle sesleniyor Zweig Amok Koşucusunun ağzından okurlarına,

“Kim bir kez kendini bulduysa, artık bu dünyada hiçbir şeyi kaybedemez.
Ve kim kendi içindeki insanı kavramışsa, bütün insanları kavrar.”

- Advertisement -

Bir gün içimizdeki insanı kavramak ve koşmak dileğiyle hayallerimize, sağa sola bakmaksızın.

Bir Amok koşucusu gibi.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Yıl 1993: Çağdaş Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar

Edebiyatımızda yetmişli yıllarda çok dikkat çekici bir kadın yazarlar patlaması oldu. Hemen hemen çeyrek yüzyılını tamamlamak üzere olan bu patlama, Türk edebiyatına, özellikle de...

Virginia Woolf Hakkında 5 Madde

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Virginia Woolf Tam adı Adeline Virginia Woolf...

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...