Gece Modu

“Ağlamakla, inlemekle ömrüm gelip geçiyor.

 Devası yok, garip gönlüm günden güne, ah, eriyor.

 Feryâdıma, efgânıma kimse ses vermiyor.

Devâsı yok garip gönlüm günden güne eriyor.”

Her bir yaprağını incitmeden sevdiği, bir bir hâlini hatrını sorduğu çiçekleri ile Muhsin Bey, o narin duruşuyla, komşusu Sevda Hanım’a bakışıyla yaşadığı döneme ayak uyduramayan biri. Ofisini kapatmak zorunda kalıp kıraathanenin bir köşesinde tutunmaya çalışır hayatına, sonraları hep köşede kalacaktır aynı çiçekleri gibi. Hep aynı yerde duruyor olmasına rağmen solacaktır. Umudu vardır bir anda karşısına çıkan Ali Nazik’e dair. Kıyamaz ona, kaset yapmak için varını yoğunu ortaya koyar.

Muhsin Bey eski bir İstanbul beyefendisidir. Son derece naif ve prensiplerine bağlıdır. O, Beyoğlu’na takım elbisesiz çıkılmayan dönemin insanıdır. Rant için birbirine çelme takan dolandırıcı adamlarla yarışamaz. Bir müzik organizatörüdür Muhsin Bey, arabeskin yükselişine karşı sanat musikisi ile doyurur ruhunu. Öyle ki eski musiki sanatçılarından Afitap Hanım’ı şöhreti sona ermiş olsa dahi ziyaret etmektedir. Tutkundur Afitap Hanım’a; hem müziğine, hem mikrofonu tutuşuna… Belki de bu yüzden hep bekar kalmıştır. Ona göre bir şarkıcının nota ve solfej bilgisi olmalıdır. İşte tam da bu yüzden ayak uyduramaz hoyratça arabesk söylenen bu devre… Bir çatalı mikrofon yaparak Ali Nazik’e nasıl sanatçı olunacağını öğretir Muhsin Bey. Ali Nazik ise bir türlü beceremez çataldan mikrofonu tutmayı.

Muhsin Bey, masumiyetinin hatırına Ali Nazik için gidebileceği tüm kapıları çalar. Ali Nazik, Muhsin Bey’in aksine arabesk tutkunudur. O dönem arabeskin önlenemez yükselişi söz konusudur. Tüm umutların tükendiği anda çatının en uç köşesine çıkar Ali Nazik, yanık bir türkü söylemeye başlar. İntihar etmeye karar vermiştir. Muhsin Bey takip eder onun sesini. İkisi de yüksekten korkuyordur, Muhsin Bey elini uzatır Ali Nazik’e. Birbirlerine sarılır, gözlerini sımsıkı kapatırlar. “Şimdi adımlarımız birbirine uymalı. Ben geri geri gideceğim, sen ileri.” der Muhsin Bey.

Artık miadını doldurmuştur Muhsin Kanadıkırık, ondan geçmiştir artık. Devir arabeskin devridir, devir öylece alelade ve hoyratça söylenen şarkıların devridir. Muhsin Bey’in rüyalarında ise hâlâ sisler içerisinde zarif bir kadın sanat musikisi icra eder. Bu film esasında Müzeyyen Senar’lara, Safiye Ayla’lara bir saygı duruşudur.

Geçmişin o buruk tadı damağımızda, Türk sanat musikisi dilimizde, yüreğimizde ince bir sızı… Ah be Muhsin Bey! Böyle olmasaydı. Çıkmasaydı umutlar boşa, hüzne boğmasaydı rüyalar bizi. Uyumasaydı Sevda Hanım’ın kızı pavyon köşelerinde, yıkılmasaydı Beyoğlu’nun evleri, Madam terk etmeseydi bu diyârları, aldatmasaydı Ali Nazik seni, solmasaydı çiçeklerin.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin