Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



1. “İnsan bir başkasının hikayesidir. En çok da anne ve babasının. Genetiği geçtim, bu ruhen böyledir. Hiç istemezken onlar gibi olursunuz. Özünde yani.”     (s.15) 

2. “Acılar dönmeyen bir kilit gibidir. Sizi zorlar. Sonra işte siz her şeye rağmen döndürünce bu kilidi, kendinizi güvende hissettiğiniz kısacık bir anda dökülüverirsiniz benim gibi.”     (s.19)

3. “Boyun eğmek sonunda herkesi çileden çıkarır. Mutlaka başkaldırırsınız. Hep birilerinin dikte ettiği gibi geçmez hayat.”     (s.23)

4. “İnsan dünyaya niye geliyor? Anlatacak bir hikayesi olsun diye. Kimimiz hikayenin sonuna gelmeden, kimimiz sonunu epey geçtikten sonra, kimimiz ta en başta ölüyoruz.”     (s.28)

5. “Hayatım boyunca yalnız kalmak ve içe kapalı yaşamak beni olgunlaştırmıştı. Ama fazla olgun olmak bir meyvenin dalında fazlaca olgunlaşıp çürümesi gibi bir şeydir. Ben de çürüyordum. Ruhum çürüyordu. Ölüyordum.”     (s.38)

6. “Ama insan ancak böyle var olabilir. Başkalarını anlatarak. Başkalarının karanlığında kendini görerek ve bundan korkarak. İnsan sevdiklerinden çok sevmediklerinin hikayelerinde gizlidir. Zaten o yüzden sevmez onları. Küçük bir yer değiştirmeyle o hikayelerin kahramanı olacağını bildiğinden.”     (s.46)

7. “Hayat aklımızın ucundan bile geçmeyenlerle, ihtimal vermediklerimizle şekilleniyor, ne acı.”     (s.48)

8 “Zaman bir şeylerin ilacı değil anahtarıdır. Zamanla hatırlar, düşünür, içi hatırlayamadığımız şeylerle tıka basa dolu her kapıyı açarsınız.”     (s.55)

9. “Aynaya bakmak gibidir yazmak. Ama aynada gördüğümüz yüz bize ait değildir. Anlattıklarımız bize ait değildir ama bizim en derinimizden gelmektedir.”     (s.58)

10. “Bir kadının, içindeki asilikle, özgürlükle, güçle, kaldırma kuvvetiyle baskılanması trajedidir. Her şeye isyan et, diren, bağır; şair olmak varken, resim yapmak varken sana dayatılana boyun eğ! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.”     (s.69)

11. “İnsan anlatmaya başladığında duygular konuşur artık, akıl değil. Zaten bütün mesele budur. Akıl çok konuştuğu zaman işe yaramaz. Çünkü akıl insanı iyileştirmez.”     (s.75)

12. “Kalbin şuranda pıt pıt, tık tık atıyorsa bir hikayen var demektir. Hissettiğin her şey, hayatın, düşlerin, hayallerin, karanlığın, hepsi senin hikayendir aslında.”     (s.123)

13. “İnsanın kusurlarını başkası itiraf ederse bu sıkıntı olur. Güneşin önüne geçen bulutlar gibidir gerçekler.”     (s.125)

14. “İntihar ederken altındaki tabureyi kendi tekmeleyen bir insanın kararlılığı vardı üzerimde. Siz hiç yaşamaz mısınız böyle duygular? Öldürseler gitmem, öldürseler aramam. Böyle kafa tutmalar? Nedenini tek sizin bildiğiniz, sizin hissettiğiniz şeyler vardır hayatta. Mantıksız, boş, nedenini bir tek sizin anlayabileceğiniz şeyler. Başkalarına izahı, açkılaması yapılamaz şeyler. Başkaları için manasız, sizin için epeyce anlam yüklü, mana dolu şeyler.”     (s.137) 

15. “Erkek şiddeti duman gibidir. Her yere süzülür. Devlet ve toplum onun bütün evlere girmesine, çöreklenmesine, kadınları zehirleyip yavaş yavaş öldürmesine, yaşayan ölüler haline dönüştürmesine yardımcı olur.”     (s.140)

16. “Hayatınız sizden başka herkesindir ve siz başkalarının hayatına göbekten bağlısınızdır. Demek istediğim, herkes bir başkasının hikayesidir.”     (s.150)

17. “Herkes özgür olduğunu düşünür ama değildir. Çünkü özgürlük istediğini yapabilmek değildir. Yanlış biliriz özgürlüğü. Ayrıca tutsak olmak için illa bir yere kapatılmak gerekmez. Bazen elimizi kolumuzu sallayarak gezerken, istediğimiz yere giderken bile tutsak olabiliriz. Her şey kafamızın içindedir. Bütün bir dünya.”     (s.156)

18. ” Zira acılar anılara dönüşünce güzelleşir. Kömürün elmas olması gibi.”     (s.159)

19. “Herkes kaybolmuş, dalından düşen yapraklar gibi savrulmuş, bir tek ben kalakalmıştım sanki bu dünyada. O kadar yalnız ve terk edilmiş hissediyordum kendimi.”     (s.170)

20. “Hayatta en çok yaralanan, en çok yaralayan olur. Kendine şefkat göstermesi, kendini sevmesi için ne kadar yaralandığını, nasıl yaralandığını başkasının üzerinde görmeye ihtiyacı vardır. Bunu bizzat kendisi yapar. Nasıl incitildiyse öyle incitir.”     (s.175)

21. “Keşke insan zihninin şu banyo musluklarından farkı olmasa. Bir çevirişte kapansa. Hatıralar sel olup akmasa. Evet hatıralar atak bileklerime kadar gelmişti.”     (s.178)

22. “Umut etmek hiç bitmiyor. Hikayenin sonu aslına bakarsanız ölümle bile gelmiyor. Yaşadıklarınız anlatılıyor ve siz anlatılanlarla var olmaya devam ediyorsunuz. Siz ölseniz bile ardınızda kalan manzaralar gibi.”     (s.192)

23. “Aynaların göstermediği gerçek bir suret vardır çoğu zaman. Hayat bilmediğiniz şeylerden oluşur. Tahmin edemeyeceğiniz şeylerden.”     (s.201)

24. “Ben hep düşündüm. Hayatım boyunca düşündüm. Düşünmekten yaşayamadım. Böyle işte.”     (s.222)

25. “Niçin ağlıyorsan ağlama. Yalnız gelir, yalnız gideriz. Bunu bil, bunu düşün ve ağlama. İnsan hep yalnızdır. Yanında onu seven biri olsa bile.”     (s.247)

26. “Çünkü bazı sevgiler biz ölmeden içimizden sökülüp gitmez. Sevdiklerimizi kaybetmiş olsak bile. Onlar biz ölünce ölür.”     (s.250)

27. “Belki de tek ihtiyacımız olan şey, sevdiğimiz insanlarla huzurlu bir evde istediğimiz şarkıları söylemek, istediğimiz kadar kahkaha atmak.”     (s.251)

28. “Gökyüzünü görmek, bulutları görmek umuttu. Peki benim umudum var mıydı?”     (s.289)

29. “İnsan kendini korkutan şeylerden kaçmak için çalıların arasına dalıyor. Yan yollara. Denize inen kontrolsüz dik patikalara.”     (s.300)

30. “Eğer bir coğrafyada gençler, kadınlar ve çocuklar acı çekiyorsa orası boktan bir yerdir arkadaşım.”     (s.327)

Can Yayınları 1.Baskı

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin