Adı Fazla Duyulmamış Nobel Sahipleri – Günter Grass (1999)

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Bu kez daha yakın bir tarihten, biraz daha bilinen bir yazarı kattık dosyamıza. Günter Grass genç okurların Yaşar Kemal’in ölümünün ardından yazdığı yazıyla, bizimse Teneke Trampet’deki cüce Oscar’la tanıdığımız bir yazar. 1999 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş. Önce hayatı tabii ki.

1927’de şu an Gdansk olarak Polonya sınırlarında bulunan ama iki dünya savaşı arasında Versay Antlaşması gereğince yarı bağımsız bir şehir devleti olarak kurulan Danzig Serbest Şehri’nde doğmuş Günter. Babası Alman, annesi Polonya asıllı. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında, 17 yaşında Nazi Panzer Tümeni’ne kaydolmuş ve savaşa katılmış. 1945’te yakalanmış ve bir yıl Amerikan esir kampında yaşamış. Bu savaş hikayesini 2006’ya kadar açıklamamış.

Savaştan sonra adaptasyon süreci, madende geçmiş Grass’ın. Daha sonra burada aldığı duvarcılık eğitimi ile devam etmiş, arada heykeltıraşlıkla da uğramış savaş sonrası Almaya’da. Arada karaborsacılık, caz davulculuğu, mezar taşı imalatçılığı da yapsa da 1950’lerde heykeltıraş ve grafik tasarımcı olarak çalışmış çoğunlukla, yazı yazmaya da bu dönemde başlamış zaten. 1954’te evlenip çoluk çocuğa karışmış deyip yazarın hikayesini bitirebilirdim burada. Ama o yazdıklarını 1959 yılında yayınladığında yeni bir dünya açılmış Grass’ın önünde.

Danzig Üçlemesi bir şey ifade etmez belki çoğunuza, ama 1959’da çıkan ilk kitabı çoğunluk bir yerlerden duymuştur. Oscar Matzerath isimli küçük insanın İkinci Dünya Savaşı sırasındaki öyküsünü anlatan başta bahsettiğim Teneke Trampet kitabı Günter Grass’a Alman edebiyatının en önemli yazarlarının arasında sokmuş. Büyüyemeyen bir çocuğun belki hastalıklı ama mükemmel anlatımı, güvenilmez anlatıcı kavramını pekiştirmenin yanı sıra, savaşın acımasızlığı ile büyülü gerçekliği bir yerde birleştirmiş. Belki de Pan’ın Labirenti gibi filmlere öncül olmuş.

Kitabın 1979 yılında Volker Schlöndorff tarafından çekilen filmi de kitapla benzer bir şekilde rahatsız edici ama bolca da bağlayıcı. Film, bazı sahneler yüzünden ABD’nin birkaç eyaletinde “çocuk pornosu” etiketiyle yasaklansa da o yıl en iyi yabancı film Oscar’ı ve Altın Palmiye dahil birçok ödül kazanmış. Bu kitabı üçlemenin diğer kitapları olan Kedi ve Fare (1961) ve Köpek Yılları izlemiş. Yazarın diğer önemli eserleri arasında Pisi Balığı, Kafadan Doğumlar, Yüzyılım, Yengeç Yürüyüşü ve Dişi Fare bulunmakta.

- Advertisement -

1980’lerden beri aktif olarak politikanın da içinde olan Günter Grass, görüşlerini korkusuzca dile getirmekten hiç kaçınmamış. Almanya’nın birleşmesi sırasında, tarihe bakıldığında ayrı kalmanın daha iyi olacağını savunan Grass, İsrail’e nükleer silahları yüzünden yardımın kesilmesi düşüncesi yüzünden bir ara ülkesinde istenmeyen adam olarak bile kabul edilmiş. Barış ve insan haklarıyla ilgili önemli bir figür olmuş son 30 yılda Günter Grass. Waffen-SS geçmişini açıklamasıyla bütün Almanya’da bir aldatılmışlık hissi oluşmuş yazar hakkında, Danzig şehri kendisine verdiği fahri vatandaşlık ünvanını geri almaya kalkmış o dönemde. İsrail de bunu bolca kullanmış yazar karşıtı söylemlerinde. Ne olursa olsun dünya yazarı o cesur ve barışçıl kişiliğiyle kabul etmeye devam etmiş. Okuyucuları asla vazgeçmemiş ondan. 2015 yılında yakın dostu Yaşar Kemal’den çok kısa bir süre sonra hayata gözlerini yumduğunda tüm dünya ile birlikte ülkemizde de birçok seven bırakmış Günter Grass.

1999 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Grass, genç kuşaklar tarafından yeterince tanınmıyor ülkemizde. Bunun sebebi sadece ilgisizlik değil, uzun süredir yazarın kitaplarının yeni basımlarının çıkmamasıyd. Yakın zamanda (yazarın ölümüyle ne yazık ki) Akılçelen Kitapları tarafından tekrar yayınlanan Teneke Trampet’le en azında Danzig’le özdeşleşmiş bu yazar üzerinden, apayrı bir yolculuğa çıkabileceksiniz. Savaş, hayal gücü, akıl dışılık ve yaşamın kendisini içeren asla pişman olmayacağınız bir yolculuğa…

Daha fazla

Son Yazılar

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...