Adanmış Hayatlar (Kuçxe Ktalaşi 1915)

Adanmış Hayatlar (Kuçxe Ktalaşi 1915), Funda Özyurt Argun’un 2018 yılında çıkartmış olduğu romanıdır. Tarihi, sonraki nesillere yeterince ve doğru anlatma görüşünü temel alarak önce “Artakalan – Ardakalan” (2014) kitabını, sonrasında devam niteliğinde Adanmış Hayatlar’ı yazmıştır *(Çiğdemin Sesi, 2019).

Kuçxe ktalaşi, Laz kültüründe bir gelenektir. Kızın evlendikten sonra anne babasını ilk ziyaretidir. Eve geldiğinde misafir gibi karşılanır ve aile mensupları ona hizmet eder, böylelikle değişen statüye vurgu yapılır. “Sen artık bu evin bir misafirisin”. Yazarın, Kuçxe Ktalaşi diyerek kitapta neyi anlatmak istediğini okur sonunda anlayacaktır.

Kitap, tarihi araştırmaların izlerini taşıdığı için de değerli bir yapıttır. Tevfik Fikret’ten Halide edip Adıvar’a, Karadeniz’in doğal yaşamından İstanbul’da ki yalıların ihtişamına, göç yollarında parçalanan hayatlardan, kendini vatana adayan bir çok kahramana, Çanakkale savaşından dönmeyen bir devre tıp öğrencilerinden Enver Paşaya bağlı kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın gizli işlerine kadar bir çok hikaye karşınıza çıkar. Aynı zamanda aşkı, özlemi anlatan şiirler, Funda Özyurt Argun’un şair yanını ortaya koyar.

Romanın ana karakterleri Arhavi’li Hasan ile doyamadığı eşi Fitnet’tir. Onların aşklarını çoğunlukla birbirine yazdıkları mektup ve şiirlerde tanık oluruz.

- Advertisement -

“Kalbi ürkek bir kuş gibi atarak aldı Fitnet sert saman kağıdından; katlandıkça ufalmış, ufaldıkça sakladığı umutlar katbekat artmış bu mektubu…

…Ben yalnızlığı sevmiştim
Senden önce
Yalın,
güçlü,
tek!
Ve hep ayakları yerde…
Oysa şimdi bak!
Ne ayak yerde
Ne beden ferşte
Benlik aşkta
Beden arşta…” (sf 73- 75).

Hasan, Mekteb-i Sultaniye’ye (Galatasaray Lisesi) ve sonrasında Mekteb-i Tıbbiye Şahane’ye (Tıp Fakültesi) gittiğinde, Nokta Anasına bir söz verir; bir gün mutlaka geri dönecek ve doğduğu topraklar içinde hizmet edecetir. Nokta Ana bir ebe ve şifacıdır. Çalışkan yapısı ve oğluna da miras bıraktığı görev tamamlama aşkı ile gittiği köylerde hastası iyileşmeden günlerce dönmez. Arkasında, bugün bile modern kadının zor bulduğu onu destekleyen bir eş, koca vardır.

Hasan, kuzeni Adapazarlı Mehmet ile Mekteb-i Sultaniyede öğrenciyken, Teşkilat-ı Mahsusa’nın da bir üyesi olan Akif Bey’in torunlarına eğitim vermek için köşke geldiğinde hayatı değişir. Akif Bey, bu parlak delikanlıdan çok etkilenir ve onun için başka planlar yapar. Bu planlar, vatanın ve dolayısı ile çocuklarının özgürlüğünü ilgilendirdiği için Hasan sevdiği kadını, iki küçük çocuğunu, Nokta anasına verdiği sözü geride bırakır. Onun hikayesi adanmış hayatlardan biridir.

“…Rüzgara teslim olmasaydı bulutlar şimdi gökyüzünde ışıl ışıl kendini gösteren yıldızları seyredemiyor olurlardı. Bir yıldız kaydı. Hasan’ın kalbi aniden ve yerinden çıkacak kadar delice çarptı. Aklına ilk gelen dileği diline taşıdı. ‘şurimşinemi yeniden görüp koklayabilmek’. Olmayacak duaydı. Ama yine de ‘Amin’ dedi” (sf 301).

Hayatını adayan sadece cepheye gidenler midir? Vatanın her köşesinde analar, babalar, bacılar, çocuklar bu savaşın kazanılması için emek harcamıyor muydu…” (sf 370). Evladını, babasını, aşkını, ağbeyini bekleyenlerin, tevekkülünü bir fedakarlık ve emek olarak bize göstermektedir yazar.

“… Hasan’ın gidip de dönmeme ihtimalinin misli misli katlandığını biliyordu. Elini kaldırıp susturmayı düşündü ismail’i. Yapmadı; yapamadı… Bir yarısı duymak kabullenmek ve bu vesile ile gelecek günlere hazır olmak istiyordu? Diğer yarısı umudunu yitirme riskini almamak için ‘bilmemek daha evla’ diyordu… Sadece derin bir nefes aldı. Gözlerini kapadı kısa bir an. ‘Canı sağ olsun. Şehit olursa da vatan sağ olsun.’ dedi” (sf 371).

“Tevekkül ne ağır bir yüktü…” (sf 371).

Kitap, altını çizerek tekrar tekrar okuyacağınız betimlemeler, yormayan şiirsel bir anlatım ve minnet duyacağımız hayatları içeriyor. Okumanız tavsiye olunur.

“Şehitlerin son nefeslerini rüzgar diye lütfettiği bir tepeydi sanki evvela hafiften ürperten, sonra derin bir huzura erilen. Kahveler hazır olmuştu. Kahvenin telvesine ölümün karası matem diye nakşolmuştu. Nedenini bilmediği bir buruklukla içti kahvesini Hasan. Zafiri (soluğu) tükenmiş bunca şehidin son nefesinden sebep kesik kesik soluklandı…” (sf 343).

(*Kaynak: Çiğdemin Sesi, Mayıs 2019, Aylık Online Dergi.)

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Must Read

Filme Uyarlanan 10 Gerçek Hayat Hikayesi

Çoğu zaman vakit öldürmek için film izleriz ama bazıları bizi fazlasıyla etkiler hatta bir şeyler öğretir. Bu listedeki biyografik filmlerin bazılarından bir şeyler öğreneceğiz...