Acının Kitschleştirilmesi: İzmir Depremi

Yazarın Diğer Yazıları

Acının Kitschleştirilmesi: İzmir Depremi

Sanayileşmenin yaratmış olduğu kırsal alandan kentlere doğru göç, beraberinde birçok ihtiyaç doğurmuştur. Bu ihtiyaçların en temeli barınma, bir konut ihtiyacı üzerinedir. Konut ihtiyacı, gecekondulaşma...

Hissin Ticarileşmesi

Berkeley'deki California Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü ve yazar olan Arlie Russell Hochschild, uzun bir süre ahlaki inançların, uygulamaların ve sosyal yaşamın altında yatan insan duyguları...

Gecekondu Ailesi: Geçiş Halinde Bir Aile Tipolojisi

Gecekondu, birtakım kişilerin genellikle kendilerinin olmayan topraklar üzerinde, kısa zamanda, izinsiz, imar mevzuatına aykırı ve sağlık koşullarından yoksun olarak yapmış veya yaptırmış olduğu bir konuttur....

Geleneksel ve Yeni Medya Üzerine: Brecht Esintisi

Medyanın hayatımız üzerinde çok büyük bir etkisi bulunmaktadır. Medya, 'medyum' kelimesinden türeyen, iki unsur arasındaki aracı anlamına gelen bir etimolojiye sahiptir. İnsanlık tarihi boyunca...
Binnur Tepe
Binnur Tepe
Karalıyorum

Sanayileşmenin yaratmış olduğu kırsal alandan kentlere doğru göç, beraberinde birçok ihtiyaç doğurmuştur. Bu ihtiyaçların en temeli barınma, bir konut ihtiyacı üzerinedir. Konut ihtiyacı, gecekondulaşma faaliyetleri olarak ya da kırdaki mevcut tecrübeleriyle kente çok katlı binalar dikme faaliyetinde bulunan ‘müteahhitler’ tarafından da gerçekleştirilmektedir. Bu durum, hem bir mülk edinme açısından hem de o mülk aracılığıyla barınma, ekonomik kazanç elde etme gibi ihtiyaçların karşılanması bakımından önemli bir rol oynamıştır. Tecrübesiz ya da yarı tecrübeli bireyler tarafından inşa edilen sağlıksız binalar, bunun sonucunda ortaya çıkabilecek olan deprem facialarına da zemin hazırlamıştır.

Türkiye, geniş bir deprem alanına ev sahipliği yapan bir ülkedir. Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesiyle sarsıntı meydana getiren bu depremler, fay hattının üzerinde bulunan sağlıksız yapıların yıkılma riskini de gözler önüne sermektedir. Bu risk, fay hattı üzerinde bulunmanın yanı sıra denizle bağlantılı ve alüvyon zeminler üzerinde kurulu yapılar için de geçerliliğini sürdürmektedir.

Deprem, coğrafi faktörleri olduğu kadar sosyolojik faktörleri de ortaya koyabilmektedir. Deprem, direkt olarak yoksullukla ilişkili değildir. Ancak kalitesiz malzemeler ile inşa edilmiş binalarda yaşayan bireylerin kimi zaman ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaşamını bu binalarda sürdürdüğü söylenebilir.

Deprem meydana geldiği andan itibaren depremin bulunduğu bölgelerde iktidar gücü elde etme faaliyetleri gözlemlenebilir. Deprem sonrası depremzedelerin acil servis araçlarının içerisinde ilk defa fotoğraflanmasının yine ilk defa gücü elinde bulunduranlarca paylaşılması yalnızca iktidar gücünü elinde barındırmak isteyenlerin değil buna bağlı olarak boy gösteren basın yayın faaliyetlerini de içine dahil etmektedir. Bu basın yayın faaliyetleri sırasında kimi zaman bireylerin psikolojik ve fizyolojik sağlığı göz ardı edilebilmektedir.

Bir diğer konu ise, acının kitschleştirilmesidir. Kitsch, burada “ticari kaygılarla üretilmiş olan, kötü, çirkin bir kopya” olarak ifade edilebilir. Bireylerin yaşamış olduğu kaygı ya da travma anında ortaya konulan belgelerin ticari kaygı güdülerek bir meta halini aldığı gözlemlenebilir. Yaşanan acıyı, acının sebebini, arta kalanları ve yaşayanın yükünü hiçe sayarak romantikleştirmek ve bundan rant elde etmeye çalışmak kitsch kavramı ile örtüşür. Bu durum Van Gogh’un kulağını kesmesi ile yaşadığı acının yine bu durumla birlikte acıyı endüstrileştirme ya da popüler hâle getirme güdüsüyle ortaya konulan ürünler ile de örneklendirilebilir. Bu durum yine, satışı ortaya konulan ürünlerin satışının durdurulabilmesi konusunda kamuoyu baskısını, dolayısıyla popüler olana karşı yine geniş kitlelerin bilinçli karşı çıkışını bir ihtiyaç hâline getirir. İzmir depreminden sağ kurtarılan ve acılarının sebebi sorulmayan vatandaşların, kurtarıldıktan saatler sonra satışa sunulan bardaklarda “umut” vurgusuyla yaşadıkları acının popülerleştirilmesi ve endüstrileştirilmesi bunun en çarpıcı örneklerindendir.

Marx, bu konuyla ilişkili olarak, “En sonunda, insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş ve pazarlık konusu olduğu zaman gelip çattı. Bu, o zamana kadar el değiştiren fakat ticaret konusu olmayan; erdem, duygu, kanaat, bilgi ve bilinç gibi şeylerin de ticaret konusu olduğu bir zamandır. Tek kelimeyle her şey ticaret konusu oldu. Bu genel kokuşma ve evrensel ölçekli alış-veriş dönemidir. Eğer ekonomik terimlerle ifade etmek gerekirse, bu, maddi olsun manevi olsun her şeyin gerçek değerinin saptanması için pazara getirildiği bir zamandır” (Marx, 2011). ifadesini kullanmıştır.

- Advertisement -

Benzer acıyı yaşamış toplumların benzer duyarlılıkları paylaştığı görülebilir; ancak bu bizi o acıdan rant elde etmeye değil toplumsal dayanışmaya götürdüğü takdirde gerçek bir umuttan söz edilebilir. Ekim 2011’de meydana gelen Van depremindeki bir depremzedenin, İzmir depremindeki depremzedelere göndermiş olduğu battaniye, benzer acıları yaşamış toplumların ihtiyaçların karşılanması boyutunda da daha tanıdık ve bilinçli eylemler gösterdiğini ortaya koyabilir. Bu durum yine, Suriyeli mültecilerin: “Savaşta her şeyi gördük, biz alışmışız.” cümlesini kullanarak enkaz altında kalan kişileri kurtarmaya yardım etmesiyle ilişkilendirilebilir.

Mülteciler ve deprem konusunda bir diğer konu ise ‘yağma’dır. Ülkemizde bulunan ekonomik anlamda güçlük çeken ve toplumsal sınıfı fark etmeksizin herhangi bir vatandaşın, depremzedelere yardım için gönderilen ürünleri izinsiz almaya ya da satmaya çalıştığı görülebilir. Bu durum suç olgusu ile örtüşebilir. Ancak suça teşvik eden yoksulluk gibi faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda kötü amaç taşıyan eylemlerin gerekli hukuki işlemler aracılığıyla karşılık bulduğu söylenebilir.

Bu yazı vesilesiyle İzmir’de hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.

Kaynakça

Marx, K., (2011), Felsefenin Sefaleti, İstanbul: Sol Yayınları

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...