Abbasiler Dönemi’nde Türklerin Etkisi (Müslüman Toplumlarda Türklerin Yükselişi)

Türk topluluklarının İslamiyet’e geçiş sürecinin 751 yılındaki Talas Savaşı’yla başladığı bilinmektedir. Tarih eğitiminde belli olguların başlangıçlarını bir olayla bağlamak, akılda kalıcılığı nedeniyle bir zorunluluk olarak gözükmektedir. Toplumlar arasındaki kültür etkileşiminin en yoğun olduğu dönemler, aralarında gerçekleşen savaşlar, ticari ilişkiler gibi olaylar sebebiyle olmaktadır. Talas Savaşı, Müslümanlar ile Orta Asya’da yaşayan genelini Türk kavimlerinin oluşturduğu topluluklar ile etkileşimini arttırmıştır. Bu savaştan sonra Çin Orta Asya üzerindeki hakimiyetini kaybetti ve geri çekilmek zorunda kaldı. Müslümanlar nüfuzunu Orta Asya’da yaymak için gerekli fırsatı yakalamış bulunmaktaydı. Emeviler Dönemi’nin (661-750) başlarından itibaren, özellikle bölgeye Kuteybe bin Müslim’in görevlendirilmesiyle uzun yıllardan beri Orta Asya’da hakimiyet kurmak için yoğun çaba göstermişler ve Talas Savaşı sonucunda bu fırsatı yakalamış bulunmaktaydılar. Ancak bu olay, Müslümanlığın Türk toplulukları arasında yayılmasını hızlandırmış olmakla birlikte, Türklerin de Müslüman topraklarına yayılmasının önünü açmıştır.

Abbasiler: Hâşimîler haberi - Arkeolojik Haber - Arkeoloji Haber ...

 

 

- Advertisement -

Abbasiler (750-1258), Orta Asya destekli olarak iktidara gelmiş ve hakimiyetleri boyunca güçlerini bu bölgeden almışlardı. Abbasi ordularında Türk askerlerinin istihdam edilmeleri yoğun bir şekilde arttı. Bu sebeple Türklerin İran ve Mısır coğrafyalarına girişlerinin önü açıldı. Bilindiği üzere bu süreç, domino taşları gibi birbirini takip eden olaylar silsilesinde, Türklerin Anadolu’ya girmesi ve burayı vatan toprağı haline getirmesi ile sonuçlanacaktır. Emevi Hanedanı’nın baskıcı rejimi, Orta Asya’ya gönderdiği özellikle Kuteybe bin Müslim’in sert uygulamaları Türkler’in arasında İslamiyet’in yayılmasını geciktirmiştir. Emeviler döneminde de bölgeye gelen Arap komutanlar ordularının büyük bir kısmını bölgede yaşayan Türklerden sağlamaktaydılar. Ancak bölgede sindirilemeyen Türk kavimleri, Araplara karşı Çin’den yardım istiyor ve bu şekilde Çin nüfuzu bölgede etkinliğini devam ettiriyordu. Abbasiler döneminde bölgeye karşı daha ılımlı bir politika izlenmekle birlikte İslamiyet’in yayılmasında asıl önemli olan merkezdeki güçlerin de Türklerden oluşturulmaya başlanması olmuştu.

Abbasiler Dönemi’nde Türk komutanlar devletin çeşitli kademelerinde görev yapmışlar ve nüfuzlarını arttırmışlardı. Halife Harunnürreşid dönemi (786-809), Abbasi-Türk ilişkilerinin dönüm noktasını oluşturmaktadır. Halife Harunnürreşid döneminde Türk komutanlar Abbasi sarayına kadar girmiş ve Halifenin muhafızlığı görevine kadar yükselmişlerdi.[1] Türklerin nüfuzu, Abbasi Devleti ve İslam toplumlarında hızlı şekilde artmaya başlamıştır. Harunnürreşid’in oğlu Halife Mu’tasım-Billah döneminde Türk askerlerinin yerleştirilmesi olarak Semarra adında bir şehir kurulmuştur. “Kaynaklarda kuruluş sebebi olarak Mu‘tasım’ın Türkler’den teşkil ettiği, şehir hayatına uyum sağlayamayan askerî birliklerin zorba tavırlarıyla taşkınlık yapmaları ve Bağdat sokaklarında at koşturarak insanların yaralanmasına ve hatta ölümüne yol açmaları yüzünden halk ile aralarında başlayan gerginliğin tehlikeli boyutlara ulaşması gösterilmektedir.”[2] Bu şehir 836-892 yılları arasında Abbasi Devleti’nin başşehri olarak kullanılmıştır. Bu olay Türklerin, Abbasi Devleti içerisindeki nüfuzunu göstermesi açısından önemlidir.

Abbasilerin merkezi otoritesinin güç kaybetmeye başladığı dönemde Türk komutanlar çeşitli bölgelerde bağımsızlıklarını ilan etmeye başlayacaklardır. Ailesinin kökeni Buhara’ya dayanan Ahmed bin Tolun ve Fergana hükümdar ailesine mensup olan Muhammed bin Tuğç’un çeşitli dönemlerde Mısır ve çevresinde kurdukları Tolunoğulları (868-905) ve İhşıdıler (935-969) gibi ilk Müslüman-Türk devletleşme teşebbüsleri bu şekilde ortaya çıkmışlardı. Bu komutanlar, Mısır’a vali veya naibi sıfatlarıyla atandıktan sonra burada hakimiyeti sağlıyorlar ve kendi hanedanlarını kurma teşebbüslerine girişiyorlardı. Şeklen Abbasi Devleti’ne bağlılıklarını sürdürürken bağımsız güçlü bir devlet olamadan tarih sahnesinden silinmişlerdir. Bunun en önemli sebebi, hanedanların kurulmak istedikleri coğrafyada yaşayan halka yabancı olmaları gösterilmektedir.

Talas Savaşı ve sonrasında Çin nüfuzunun Orta Asya üzerinde etkisini kaybetmesi, Abbasilerin muhaliflerini bertaraf edebilmek için güçlerini Orta Asyalı kavimlerden oluşturmaları ve iktidarları boyunca onları devlet kademelerinde önemli görevlere getirmeleri, İslam’ın Türk toplumları içerisinde yayılmasını hızlandırmış ve Türklerin Mısır ve İran coğrafyalarına oradan Anadolu ve Avrupa’ya kadar hakimiyetlerini genişletecekleri sürecin başlamasına neden olmuştur.

[1] Bozkurt, Nahide, ‘Harunnürreşid’ DİA, XVI, ss. 258-261.

[2]  Demirci. Mustafa, ‘Semarra’, DİA, XXXVI,  ss.70-71.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Atiye 2. Sezon İncelemesi

Atiye, ilk açıklandığı günden beri merak uyandıran, oldukça ilgimizi çeken bir yapım olmayı başarmıştı. Atiye 2. sezon incelemesine başlamadan önce hem karakter gelişimlerini hem...