? Bu yazı Zeynep Gizem Eskici tarafından editör seçimleri arasına alındı. ?
Barış Manço; hem ülkemiz, hem de dünya adına pekçok başarıya ulaşmış bir müzisyen. Türkçe ve İngilizce yazıp söylediği birbirinden güzel şarkılarıyla tüm dünyayı etkisinde bırakan Manço, bu şarkıları nasıl yazıyor hiç düşündünüz mü?
Bazı şarkılar vardır, yaşanan bir olaya ithafen yazılarak o anlar canlı tutulur, hatırlanır. Barış Manço’yu belki yüzlerce kez dinledik, şarkılarını ezberledik ama belki de sözlerinin ardındaki anlamlara ve hikayelere dikkatimizi vermedik.
O halde, 1 Şubat ölüm yıldönümünün anısına gelin Barış Manço’nun şarkılarının ardındaki hikayeleri birlikte okuyalım!
1. Gülpembe
Gül gibi, pembe yanaklı anlamına gelen gülpembe, Barış Manço’nun 1991 yılında çıkardığı bir şarkıdır. “Sözüm Meclisten İçeri” albümünde yer alan ve çıktığı günden bugüne oldukça sevilen bu şarkıyı Barış Manço bir röportajında, vefat eden babaannesi için yazdığını belirtiyor.
“Sen gülünce güller açar, Gülpembe,
Bülbüller seni söyler, biz dinlerdik, Gülpembe,
Sen gelince bahar gelir, Gülpembe,
Dereler seni çağlar, sevinirdik, Gülpembe”
2. Domates, Biber, Patlıcan
Eğlenerek ve dans ederek dinlediğimiz bu şarkının asında trajikomik bir hikayesi bulunuyor. 1989 yılında yayınlanan bu şarkı, Barış Manço’nun sevdiği kadına duygularını açamayışını esprili bir şekilde anlatıyor aslında. Barış Manço, sevdiği kadına açılmaya karar veriyor ve heyecanlanıp iki lafı bir araya zor getirse de onunla konuşmaya gidiyor. Tam söze girip aşkını ilan edecekken sokaktan gelen “Domates, Biber, Patlıcan” sesi tüm dikkatini dağıtıyor, heyecanlanıyor ve konuşamıyor. Bunun üzerine kadın, benim iki lafı bir araya getiremeyen biriyle işim olmaz, diyerek uzaklaşıyor ve bu hikaye eğlenceli bir şarkıya dönüşüyor.
“Keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim
Sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim
Göz göze geldiğimiz o anda
Sanki dilim tutuldu bir anda konuşamadım karşında
Oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
Senin için çarpan şu kalbi gör istemiştim
Tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
Sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam
Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan”
3. Dönence
Barış Manço diyince akla gelen şarkılardan biri olan ve 1981 yılında yayınlanan Dönence şarkısının hikayesini, Barış Manço’nun ağzından dinleyelim;
“Dönence dünyanın iki ayrı kutbundaki meridyenlerdir ve hiçbir zamanda birlikte olamazlar. İnsanın doğasında da iki zıt kutup vardır. Bu kendisinde olmayanı arama içgüdüsüdür. Örneğin kış mevsiminde yazın gelmesini bekler, yazın da kış mevsimini ararız. İnsanlar hiçbir şeyin tamamına sahip değillerdir. Her şeyin yarısını yaşarlar. Örneğin 12 saat geceyi, 12 saat gündüzü yaşıyoruz. Ama 24 saat boyunca gündüzü veya geceyi yaşayamıyoruz. Yani devamlı bir beklenti ve umut içinde yaşayıp duruyoruz. Bu beklenti ve umudunda bir sonu yok dönüp duruyor.”
“Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Biliyorum”
4. Kol Düğmeleri
Düğmelere şarkı mı yazılır demeyin. Bu şarkının da aslında trajik bir hikayesi bulunuyor. Barış Manço’nun abisi olan Savaş Manço, Kol Düğmeleri şarkısının hikayesini şöyle anlatıyor: Barış Manço 1962 yılında Semra adlı Kırıl Topraklı bir genç kız ile nişanlanır ve 1963 yılında Barış, eğitim için Belçika’ya gitmek zorunda kalır. Barış Belçika’ya gidince nişan bozulur ve bu hüzünlü durumu Barış şarkıya döker. Şarkıda bahsedilen kol düğmeleri ise nişanlısı olan Semra’nın Barış’a olan hediyesidir aslında.
“Hatırlarım bugün gibi
Sessiz geçen son geceyi
Başım öne eğik, bir suçlu gibi
Bana verdiğin hediyeyi
İki küçük kol düğmesi
Bütün bir aşk hikayesi
İki düğme, iki ayrı kolda
Bizim gibi, ayrı yolda”
5. Bugün Bayram
Her bayramda aklımıza gelen ve çocuklar tarafından oldukça sevilen bu neşeli şarkının aslında oldukça hüzünlü bir hikayesi bulunuyor. Her ne kadar mutlu eden bir şarkı olsa da, hikayesini okuduktan sonra içimiz biraz burkuluyor.
Şarkıda, annesi vefat eden çocuklarını annelerinin mezarına ziyarete götüren babanın kısa bir hikayesi anlatılıyor aslında. Çocuklara en güzel kıyafetlerini giymelerini söyleyen baba, çocuklarıyla birlikte annelerinin mezarını ziyaret ediyor ellerinde çiçeklerle birlikte.
İçimde öyle bir sızı var ki
Yalnız sen anlarsın
Sen şimdi uzakta
Cennette meleklerle
Bizi düşler ağlarsın
Erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi”