Gece Modu

Bundan tam 96 yıl önce bize bir emaneti oldu Mustafa Kemal’in. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir emanet. Üstüne şarkılar, şiirler yazılan, takvim her 29 Ekim’i gösterdiğinde memleketin her köşesinde büyük coşkularla karşılanan bir emanet. İlkokuldan itibaren tarihi, nerede, nasıl kurulduğu, kim tarafından kurulduğu öğretilen bir emanet. Bize fikir serbestliği tanıyan, samimi ve meşru olduğu sürece her fikre hürmet etmemizi sağlayan bir emanet. “Cumhuriyet!”

Aslında her şey Mustafa Kemal’in 1919’da Samsun’a çıkmasıyla ve o çıkışın başlattığı Milli Mücadele ile başladı. Ona göre tek bir egemenlik vardı o da milli egemenlikti, ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktı. Bu düşünceleri kendine ilke edinmişti ve bundan sonraki yola bu düşüncelerle devam edecekti. Çalışmalara başlandı ve 23 Nisan 1920 günü TBMM açıldı, meclis başkanı Mustafa Kemal Atatürk seçildi. Hemen ardından ulu önderimiz Mustafa Kemal’in önderliğinde Kurtuluş Savaşı başladı ve zaferle kazanıldı. Ülke işgalden kurtulduktan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Artık yeni bir devlet kuruluyordu. Mustafa Kemal’in istediği bağımsız demokratik özgürlükçü laik bir devlet. Tek eksik bu yeni devletin nasıl bir yönetim anlayışı olacağı, nasıl yönetileceğiydi. Tam bu sırada Ekim 1923’te Meclis’te hükûmetin istifası ile başlayan süreç yönetim şeklinin nasıl olacağı ile ilgili çalışmaları hızlandırdı. Mustafa Kemal istediği yönetim şekli için çalışmalara başlamış ve neredeyse sona yaklaşmıştı.

Dev Lotr Testi

Artık takvim 28 Ekim 1923’ü gösteriyordu. Bu tarihten sonra her şey hızla değişecek ve artık yeni bir güneş doğmak için hazırlanacaktı.  O günü Mustafa Kemal Nutuk’ta şöyle anlamıştır; “28 Ekim günü geç saatlerde, toplantı halinde bulunan Parti [Cumhuriyet Halk Partisi] Yönetim Kurulu tarafından davet edildim. Parti Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Bey’di. Fethi Bey, parti adına Yönetim Kurulu’nca bir [Bakanlar Kurulu] aday listesi hazırlandığını ve bu konuda Parti Genel Başkanı olarak benim de görüşümün alınması uygun görüldüğü için toplantılarına davet ettiklerini bildirdi.

Hazırlanan listeye göz gezdirdim. Bence uygun olduğunu, ancak, bu listede adları bulunan kimselerin de görüşlerinin alınması, kabul edip etmeyeceklerinin sorulması gerektiğini söyledim. Bu teklifim uygun görüldü. Söz gelişi, Dışişleri Bakanlığı için söz konusu edilen Yusuf Kemal Bey’i davet ettik. Yusuf Kemal Bey, bu listeye giremeyeceğini bildirdi. Bundan ve buna benzer bazı durumlardan anladım ki, Parti Yönetim Kurulu da kabul edilebilir kesin bir aday listesi hazırlayamamaktadır. Yönetim Kurulu üyelerine, gereken kimselerle daha sıkı temas kurarak kesin bir liste tespit etmelerini tavsiye ettikten sonra yanlarından ayrıldım.

Gece olmuştu Çankaya’ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemâlettin Sami ve Hâlit Paşa’lara rastladım. Ali Fuat Paşa Ankara’dan hareket ederken bunların Ankara’ya geldiklerini o günkü gazetede “Bir uğurlama ve bir karşılama” başlığı altında okumuştum. Daha kendileriyle görüşmemiştim. Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Millî Savunma Bakanı Kâzım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim. İsmet Paşa ile Kâzım Paşa’ya ve Fethi Bey’e de Çankaya’ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. Çankaya’ya gittiğim zaman, orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey’lerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum. Yemek sırasında : “Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz” dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim. Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz!  Efendiler, görüyorsunuz ki, Cumhuriyet ilânına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabiî olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Hâlbuki o sırada Ankara’da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilân edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar. O gece birlikte olduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da misafirdi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir kanun tasarısı müsveddesi hazırladık. Bu müsveddede 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (Anayasa)’nun devlet şeklini tespit eden maddelerini şu şekilde değiştirmiştim:

Birinci maddenin sonuna “Türkiye Devleti’nin hükûmet şekli Cumhuriyettir” cümlesini ekledim.”

29 Ekim 1923 günü mecliste yeni hükûmet kurmak için çalışmalara başlandı. Mustafa Kemal aynı gün içinde yönetim şeklinin cumhuriyet olduğu taslağı milletvekillerinin görüşüne açtı ve tartışmaya başlandı. Ve artık saat akşam sekizi gösterirken tartışmalar sonlanmış ve yeni yönetim şekli cumhuriyet olarak kabul edilmişti. Milletvekilleri ayağa kalkarak 3 kere “Yaşasın Cumhuriyet!” diye bağırmışlar adeta bağımsızlığın çığlıkları yükselmişti mecliste. Mustafa Kemal Atatürk o tarihi konuşmasını yaptı; “Türkiye Cumhuriyeti cihanda işgal ettiği mevkice layık olduğunu ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.” Ardından oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Yeni yönetim şekli olan “cumhuriyet” ortalığı bayram yerine çevirdi. Halk tarafından coşkuyla büyük mutlulukla kutlandı.

O günden beri takvim her 29 Ekimi gösterdiğinde cumhuriyet sanki ilk kez ilan ediliyormuşçasına ülkeyi büyük bir heyecan kaplar. Ülkenin dört bir yanını büyük bir gurur, büyük bir minnet, büyük bir coşku sarar, bağımsızlığın çığlıkları yükselir, egemenliğin türküleri söylenir.

Sevgili Ata’m bize böylesine güzel, böylesine yıkılmaz, böylesine güçlü bir ülke ve yönetim şekli bıraktığın için sana ve silah arkadaşlarına teşekkür ederiz. Tam 96 yıldır bize bıraktığı emanete gözümüz gibi bakmaya çalışıyor, ona sahip çıkıyoruz. Bu güzel “cumhuriyet”i siz kurdunuz ve onu yükseltecek ve yaşatacak olan bizleriz, bunun için size söz veriyoruz. Nice 96’lara, 196’lara 296’lara.

Saygı sevgi ve minnetle…

 

 

KAYNAKÇA

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin