2019 Yılının Türkçede Yayınlanan En İyi Kitapları

100
Gece Modu

“En iyi kitapların okunması, geçmiş yüzyılların en büyük insanlarıyla konuşmak gibidir.”

-Descartes

1-)Tarihi Kırıntılar – Barış Bıçakçı

Bir kaybın peşinde bir aile ve ailenin oğlu, Can… Can’ın peşinde şiir ve şiirin peşinde Can.
Şiirle hayat arasındaki en kısa mesafe, nedir, nerededir?
“An”dan şiir çıkaran emekle, şairanelik arasındaki mesafe?
“Dış dünya” kıyıp geçirirken, poetikalar nasıl konuşur, bizimle ve birbirleriyle?
​Yoksa “bunlar”, beyhude mi?”

Can, henüz 19 yaşındayken bir şairin peşinden gittiğini düşündüğü ablası Meral’den sonra oluşan yara ve boşlukla yaşıyor. Can kaybın boşluğunu anlamlandırmaya çalışıyor. Üniversiteden mezun olduktan sonra İstanbul’da bir gazetenin kültür sanat editörlerinden birisi oluyor. Şairlerle görüşüp her birinin hikâyesini kendisinin yazdığı metinlere dönüştürmeyi tasarlıyor ve bu metinlerden oluşan bir kitap yayımlamak istiyor. Tarihî Kırıntılar, bu metinlerden, iki kardeşin ergenlik – gençlik zamanlarından ve şimdiki zamandan oluşuyor. Şiir ve şair üzerine çok düşünülmüş, Türkçe şairlerin isimlerini barındıyor. Tarihî Kırıntılar; fikirleri, görüşleri, ruhsal eğilimleri bir ipin üzerine gerip gerçeklik ve sahicilik sınavına sokmakta gayet başarılı.

2-)Klavye Sürçmesi – Terry Pratchett

Klavye Sürçmesi, Diskdünya evrenine, çocukluk anılarına, Alzheimer hastalığına ve hayvan haklarına kadar onlarca farklı konuya değiniyor.

Terry Pratchett, kitaptaki yazılarını üç ana başlık altında ele almıştır.İlk bölümde, özellikle fantezi ve bilim kurgu türlerine dair fikir, yorum
ve çıkarımlarını ortaya koymuştur. İkinci bölümde ise çocukluk anılarından, kişisel hislerinden, mutlu ve öfkeli anlarından
söz ederken üçüncü bölümde ise Alzheimer hastalığına yakalandıktan sonraki günlerine, hastalığın hayatını nasıl değiştirdiğini, edebiyatını nasıl
etkilediğini ve daha da çarpıcı şekilde, devlet politikalarının bu hastalığa
nasıl da hiç önem vermediği anlatılıyor. Bununla beraber, 1960’lı
yıllardan başlayıp 2010’lara kadar anlatılan tüm bu yazılar, yazarın eğlenceli ve bilgilendirici üslubunu da yansıtıyor.

3-)Nickel Çocukları – Colson Whitehead

 

1950’lerin sonunda Amerika’da siyahilerin kuzeyden başlayarak belirli haklar kazandığı zamanda anneannesi ile yaşayan Elwood küçük yaşta işlediği suçtan ötürü Nicel Çocuk evine gönderiliyor.Hayallerinde koşarak uzaklaşırken hiç de tanımadığı bir yaşama adımını adıyor. Amerika’nın aslında çok da uzak olmayan tarihinin önemli noktalarına ışık tutuyor.

Nickel Çocukları’nda herkese eşit şartlar sunmayan zalim bir dünyada sağ kalmanın bedelini ortaya koyuyor.

4-)Beni Kör Kuyularda – Hasan Ali Toptaş

“Dünyanın renkleri değişti onlar ilerledikçe, dünyanın sesleri, sessizlikleri değişti, şekilleri sonra, kapıları, kapılarından girip çıkanları değişti, gülenleri, ağlayanları, yürüyenleri değişti, ağaçları, çimenleri, yaprakları değişti.Güzellikleri, çirkinlikleri değişti, hatta bütün bunlarla ve daha başka şeylerle birlikte mesafeleri, boşlukları ve bu mesafelerle bu boşluklarda gezinen kokuları da değişti.”

Beni Kör Kuyularda, başta Güldiyar ve babası Muzaffer olmak üzere iç içe geçmiş birçok karakterin kendi içinde çeşitli travmaları, kırılma ve aydınlanma anlarını anlatıyor. Bu kırılma anları okur için kimi zaman büyülü anlar kimi zamansa gündelik hayatın sıradanlığını içinde barındırıyor.

5-)Kayıp Çocuklar Arşivi – Valeria Luiselli

‘‘Kayıp Çocuk Arşivi’’ doğudan batıya, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan geniş güzergâhı ele alıyor ve okurunu soluksuz bırakan sürprizleri, hakikatleri, mucizeleriyle çağın ruhunun bir dökümünü çıkarıyor. Öyle bir arşiv ki bu, bir ailenin dağılışını, bir ilişkinin çıkmazlarını ve kardeşlik bağının kuvvetini göstermekle kalmıyor, Batı medeniyetinin dehşetengiz panoramasına ait duvarlara çarpan insanların ve insanlığın, sağ kalmak için ödediğimiz bedellerin, kayıpların ve kayıpların geride bıraktığı boşlukların belgesini, hikâyesini barındırıyor.”

Kurmaca ile hakikatin iç içe geçerken belgelerle ilerleyen yazar bu belgelerin içerisinde kurmaca ve gerçekliği bir arada ele aldığını görebiliriz.

7-)Kolıma Öyküleri – Varlam Şalamov

20. yüzyıl Rus edebiyatının en güçlü yazarlarından Varlam Şalamov Kolıma Öyküleri’nde on yedi yıllık Gulag tecrübelerinden yola çıkar fakat nesnellik ve serinkanlı tavrı sarsıcıdır. Açlığın, yokluğun, hastalıkların ve Sibirya’nın tüm yıkıcılığını anlatıyor kitapta.

8-)Hayat Dudaklarda Mey – Murat Meriç

Kitapta, Meriç’in anlatımıyla muhabbeti destekleyen, muhabbet esnasında yeni bir hat açan ve onu çoğaltan şarkıların hikâyelerine yer veriliyor.

Zeki Müren’den Erkin Koray’a, Alpay’dan Hakkı Bulut’a, Selahattin Pınar’dan Duman’a pek çok sanatçı ve grubun anason kokulu şarkılarına yer aldığı kitapta 213 şarkı ve türkünün hikâyesi anlatılıyor.

9-)Normal İnsanlar – Sally Rooney

Connell ve Marianne, İrlanda’nın küçük bir şehrinde yaşayan, aynı okula giden iki genç. Connell okulun başarılı, yakışıklı, yoksul bir ailenin oğluyken, Marianne içedönük, sevilmeyen, hatta dışlanan bir öğrenci. Kitap lise yıllarından itibaren birbirleriyle karmaşık ilişkiye sahip olan iki gencin hikâyesini anlatıyor. Aslında birbirini çok seven ve eksik yönlerini tamamlayan Connell ve Marianne’in arkadaşlık- sevgililik arasında gelip giden hikâyelerini Dublin’deki üniversite yaşantısının içerisinde okuyoruz. Normal İnsanlar arkadaşlık, karşılıklı çekim ve aşk üzerine bir roman. Kitabın temelinde sınıfsal farklılıklar, kötü çocukluk anıları ve onun sürüklediği depresyon, içe dönük ve itaatkar bir yaşama tanıklık ediyoruz.

10-)Çağ Geçitleri – Murathan Mungan

Döngel

Gün başı serinliği, sis içinde kederim
Göçebe ruh yerleşik düzen
boy hizası bir rafta duruyor
sakladıklarım, beklettiklerim
herkes uzanabilsin diye
ben gelene kadar her şeyi tut su içinde
ibresi kaymış günlerimin
içim yeterse kendime, döner tazelerim

”Girişe yazılanlar”, “Taptuk’a yazılanlar”, “Açığa yazılanlar”, “Yaşamın izinde”, “Aşekanın izinde” ve “Kelimelerin takas izi” isimli 6 bölümden oluşan kitapta toplamda 90 şiir yer alıyor.

11-)Denizaltı – Joe Dunthorne

“Babamın depresyon dalgalarından birinin ne zaman başladığını anlayabilmek için bütün sezgilerimi kullanıyorum. İki işaret şunlar: Birincisi, bulaşık makinesini boşalttığını çatı katındaki odamdan duyabiliyorum. İkincisi, yazı yazarken kalemle o kadar çok bastırıyor ki temizlemesi kolay plastik masa örtümüzün üzerinde iki üç günlük notlarını yeterli bir ışık olduğu zaman görebiliyorum.”

Joe Dunthorne’nun ilk romanı: Denizaltı. Keskin, neşeli, kırıcı bir ergen olan Oliver Tate romanın şımarık kahramanıdır. Oliver Tate henüz 15 yaşındadır ve babasının derin bir depresyon döneminde olduğuna, annesinin de türlü takıntılar geliştirdiğine inanmaktadır. Oliver Tate, anne ve babasını çabalarıyla yeniden bir araya getirmeye çalışır. Fakat 16. yaşına girmeden çözmek istediği meselelerde vardır bunlardan biri: bekâret. Oliver Tate hem ailesini toparlamaya çalışmakta hem de kendi cinsel meselelerine kafa yormayan çalışan bir kahraman olarak karşımıza çıkmaktadır.

12-)Uç Artık – Etgar Keret

“Sıska adam kafenin döşemesine yığıldı. Karnına o güne dek hiç tatmadığı denli şiddetli bir ağrı saplanmıştı. Bedeni, bir dizi istem dışı kasılmayla sarsılıyordu. “Ölüm böyle bir şey herhalde,” diye düşündü. “Fakat bu son olamaz. Henüz çok gencim. Bir zamanlar popüler olupyıllardır doğru dürüst iş yapamamış bir kafenin döşemesinde üzerimde şortum, ayağımda Crocs’larla böyle ölmek feci utanç verici.” Yardım istemek üzere ağzını açtı, fakat ciğerlerinde çığlık atmaya yetecek kadar hava yoktu. Bu öykü ona dair değil.

‘Uç Artık’ta baba oğul yürürlerken oğul bir apartmanın çatısında beyaz gömlekli bir adam görür. “Uçmak istiyor” der çocuk, “Süper-kahraman mı yoksa?” diye sorar. Baba kendini atacağını düşünüp endişelendiği adamı intihardan vazgeçirmeye çalışırken beklemekten sıkılan çocuk adamın süper kahraman olup olmadığını anlamak arzusu ile “Hadi ama uç artık!” diye bağırır.

‘Uç Artık’taki diğer eğilim de dünyanın geleceğine yönelik distopik öyküler. Keret; yapay insan oluşturacak bir aşamaya gelindiği bu çağda teknolojik gelişmelerin insanın sınırsız kötülüğüyle nasıl kullanılacağından endişe ediyor, bu endişelerini öyküleştiriyor. Günümüz insanının yaşadığı ya da yaşayabileceği olayları somut gerçekten, gerçeküstüne, distopyaya uzanan bir bakış açısıyla anlatıyor.

Keyifli Okumalar 

Kaynakça

  1. www.babil.com
  2. www.t24.com/yazi
  3. www.hurriyet.com/kitap-sanat

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin