Gece Modu

Yabancı bir eseri okurken, sadece bir kelime olarak bile Türkiye’den bir şehir ismi veya Türkiye’ye özgü bir olgu geçse tebessüm ederiz. Kuşkusuz, yerli olmayan bir kitabın Türkiye’de geçiyor olması, biz okurlar için oldukça ilgi çekici bir durumdur. Çünkü, toplumun dışında olan bir kişinin tecrübeleri, dışarıdan baktığında edindiği izlenimleri, kültürümüze olan yorumları okuyucular için her zaman heyecanlı bir olgudur. Bazı durumlarda iyi de bir örnektir. Kendimize içinde bulunduğumuz çerçevenin dışından bakma imkanı verir, toplumdaki ‘yabancı’ bireyleri daha iyi anlamayı sağlayacak şekilde empati kurmamızı sağlar.

İlgili resim

Polisiye romanları, roman türünün en heyecanlı ve sürükleyici türlerinden birisi kuşkusuz. Bu yazıda, Türkiye’de geçen yabancı polisiye kitaplarını, 2000’li yıllardan geriye dönük olacak şekilde incelemeyi amaçlıyorum. Yazının sonunda örnek kitap listesini de bulabilirsiniz.

Polisiye romanlarının değişimi özellikle 80’li yıllarla birlikte değişim göstermektedir. Eski dedektiflerin yerini, eksiksiz donanımla çalışan ekipler; bireysel suçların yerini de seri katiller, organize suçlar alıyor. Kuşkusuz tam da bu noktada, dünyada ve ülkelerdeki toplumsal değişme olgusu aklımıza gelebilir. Yaşanan sarsıcı olaylar, değişen teknoloji gibi faktörler suç ve suçlu davranışlarını da değişime uğratmış olabilir. 80’li yıllarda yaşanan değişim bu denli farklı yönlere doğru kaymışken, 2000’li yıllardaki değişimi ve gelişimi benzer faktörlerle ilişkilendirmek mümkün. Klasik casus romanlarındaki başlarına buyruk casus tiplemelerinin yeri gitgide daha gerçekçi olan uluslararası entrika ve gerilim romanlarına bırakmıştır. Şimdi, birkaç eserle birlikte örneklendirip, geriye doğru tarihsel bir yolculuk yapalım.

2007 yılında Olen Steinhauer’in “The Istanbul Variations” isimli kitabı, soğuk savaş dönemini anlatır. Kitap, teröristler tarafından kaçırılan ve İstanbul’a yönlendirilen bir uçağın hedefine ulaşamadan havada infilak etmesiyle başlıyor.

David Chacko’nun meşhur karakteri Jason Ender de İstanbul’u mesken tutan bir ajan. 2003 yılında “Less Than a Shadow”da, ajanımız dev bir labirente benzeyen İstanbul’da bir cinayeti araştırırken, mafyalarla karşı karşıya geliyor. Orta Doğu haritalarını değiştirecek şekilde büyük bir olayı kendi başına çözüyor. Serinin diğer kitabı “Peacock Angel”de ise, Dicle Vadisi’nde dini bir ikon olan Melek Tavus’un etrafında gelişen bir sırrı çözmeye çalışıyor.

jason ender book ile ilgili görsel sonucu

Polisiye romanının önde gelen isimlerinden Tom Clancy’nin “Op Center” isimli 1995’ten 2005’e kadar yayınlanan serinin “Acts of War” isimli kitabında, Suriye ile Irak arasında savaş çıkması için ayrılıkçıların yürüttüğü faaliyetleri Türkiye üzerinden anlatır.

Gilbert Horobin’in de tek romanı olan “The Kurdish Connection” isimli romanında, sınırda kaçakçılık yapanlarla iş birliğine giren ajanların Orta Doğu’da tehlikeli sonuçlar doğurabilecek faaliyetlerini konu olarak alır.

David Bunn’ın “Rendezvous With Destiny” serisinin 1995 yılında yayınlanan beşinci romanı “Istanbul Express” olarak karşımıza çıkar. İstanbul’a yardım amaçlı organizasyonda görev alan Sally ve Jake’in kendilerini Sovyet yayılmacılığına karşı verilen bir mücadelenin içinde bulmasıyla kitap şekillenip ilerler.

Türkiye’de yabancı polisiye denilince akla Agatha Christie gelir elbette. “Doğu Ekspresinde Cinayet” ve “İstanbul Yolunda Bir Macera” isimli kitapları İstanbul’da geçer. Aklımıza gelen diğer önemli yazar ise Fransız bestseller yazarı Jean-Christophe Grange olacaktır. 2003 yılında “Kurtlar İmparatorluğu” eseriyle dikkatleri üzerine toplayan yazar, eserinde Türk mafyasının Paris’te işlediği cinayetler ve psikolojik problemlerin ardında yatan gizemle birlikte git gide karmaşık bir hale gelmesine değiniyor. Daha sonra olaylar Nemrut Dağı’nda çözümlemeye kavuşuyor.

kurtlar imparatorluğu ile ilgili görsel sonucu

Polisiye romanlarının tarihi türüne de değinmek gerekir. Tarihi polisiye romanlarının geçmişi çok eskiye dayanmaz. 1980’li yıllarla birlikte ülkemizde geçen tarihi polisiye kurguları zamanla okumaya başlarız. Roderick Conway Morris’in “Jem: Memoirs of an Ottoman Secret Agent” isimli kitabı, Beyazıt ile Cem Sultan arasında geçen taht kavgalarına değinir.

Michael Pearce’nin “Dead Man” serisinin 2005 senesindeki kitabı olan “A Dead Man in Istanbul”, Türkiye’de konsolosluk sekreterliği yapan birinin Çanakkale Boğazı’nı yüzerek geçmeye çalışırken ölü bulunmasıyla ilerliyor. Olayların arasına İngiliz askerleri de dahil olunca işler siyasi bir şekilde devam ediyor.

barbara nadel book ile ilgili görsel sonucu

Türkiye’de geçen yabancı polisiye kitaplarının yazarları arasında en önemli isimler arasında Lawrence Goodman, Barbara Nadel, Jason Goodwin, Jenny White akla gelir. Bu isimler, Türkiye coğrafyasına oldukça hakim eserler yazmışlar ve polisiye roman türüne önemli katkıda bulunmuşlardır. Şimdi, onların eserlerinden bir kitap listesiyle yazıyı sonlandıralım:

  • 2008 – Jason Goodwin, The Bellini Card
  • 2008 – Lawrence Goodman, Something Bitter on the Princes’ Islands
  • 2007 – Jason Goodwin, The Snake Stone
  • 2007 – Barbara Nadel, A Passion for Killing
  • 2007 – Jenny White, The Abyssinian Proof
  • 2007 – Lawrence Goodman, A Grain of Salt on the Princes’ Islands
  • 2006 – Lawrence Goodman, The Janissary Tree (Yeniçeri Ağacı)
  • 2006 – Lawrence Goodman, Sour Grapes on the Princes’ Islands
  • 2006 – Barbara Nadel, Dance With Death
  • 2006 – Jenny White, The Sultan’s Seal (Sultan’ın Mührü)
  • 2005 – Lawrence Goodman, Sweet Confusion on the Princes’ Islands
  • 2005 – Barbara Nadel, Deadly Web
  • 2004 – Barbara Nadel, Petrified
  • 2003 – Barbara Nadel, Harem
  • 2002 – Barbara Nadel, Deep Waters (Haliç’te Cinayet)
  • 2001 – Barbara Nadel, Arabesk (Arabesk)
  • 2000 – Barbara Nadel, A Chemical Prison
  • 1999 – Barbara Nadel, Belshazzar’s Daughter (Belşazzar’ın Kızı)

 

*Kaynak: Virgül Dergi, Temmuz-Ağustos 2008 Sayısı

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin