1965’ten Bu Yana Sinema Sektöründeki Başarılı 22 Kadın Yönetmen

Yaşamın her alanında var olan kadınları kimi zaman görmezden geliriz kimi zaman da var olduklarını bile bilmeyiz… İşte sinema sektörü de bunlardan biri. Kadınları hep oyuncu olarak tanıdık, öyle görmek istedik, sinema filmlerinde onları sadece güzellikleriyle hatırladık çünkü kadınlar görsellik için kullanılırdı ve biz de onları izlemeyi severdik. Ama kadınlar görsellikten ziyade güçlü bir birey olarak bütün sektörlerde var oldu ve var olmaya devam ediyor.

Türkiye’de de 1965’ten beri kadınlar film çekiyor ve bolca ödül kazanıyor. Sinema tarihimize ilk kadın yönetmen olarak geçen Bilge Olgaç, sektöre uyum sağlamak adına önce erkek gibi davranmayı seçmiş. O günlerde yaşadıklarını da şöyle anlatmış:
“Genç bir kadındım. Üstelik bu işi kadın olarak ilk kez yapan insandım. İlk önce bir kadın ne yapabilir diye bakıyorlardı. Kuşkulu bir bakıştı. Ben de çok sert, bağırıp çağıran bir rolü benimsedim. Fakat sonradan bu rolden vazgeçtim. Çünkü insanlar artık bana inanıyorlar ve güveniyorlardı.”

Tüm bu zorluklardan geçen kadın yönetmenleri merak ediyorsanız bu liste tam da size göre…

Bilge Olgaç

- Advertisement -

Çoğunun senaryosunu kendisinin yazdığı 33 filmi bulunan Türkiye’nin hem ilk hem de en çok film çeken yönetmeni Bilge Olgaç. Bilge Olgaç, Kırklareli, Vize’de doğdu. Orta öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemaya 1962’de yönetmen Memduh Ün’ün asistanı olarak başladı. Başka yönetmenlerin yanında da asistan olarak çalıştı. İlk filmini 1965’de çekti. “Üçünüzü de Mıhlarım” isimli filmin başrolünü Yılmaz Güney üstlenmişti. 2 Mart 1994’de henüz 54 yaşındayken Taksim’deki evinde çıkan yangın sonucu yaşamını kaybetti…

Canan Gerede


Amerika doğumlu olan Canan Gerede Amerikan Sahne Sanatları Akademisi’nde tiyatro doğaçlaması üzerine eğitim aldı. 1978 – 1982 yılları arasında Atıf Yılmaz ve Yılmaz Güney’e asistanlık yapan sanatçı, 1983’te Alman yapımı bir film olan “Germany Under Thorns”‘un senaryosunu yazdı ve Thomas Harlan’ın filmi “Wundkanal”ın yapımcılarından biri oldu. Gerede, 1987’de video için “The Other Side”i çekerek ilk kez bir film yönetti. Daha sonra, John Kelly üzerine bir performans videosu olan “Pass the Bludwurst Please” (1987), ressam Abidin Dino’nun biyografisi, “Abidin, Sen Mutluluğun Resmini Yapabilir misin?” (1988) gibi belgeselleri yönetti. Gerede, ilk filmi Robert’in Filmi’nde Robert ve rock şarkıcısı Gogo üzerinden kimlik bunalımı sorunsalına değinir. 1933 yılında çektiği Peçenin Ardındaki Kadınlar ise gerçeklik olgusuyla çarpıcı hale gelen, Aşk Ölümden Soğuktur ise şarkıcı Bergen’in trajik hayatına değinen filmlerdi. Son filmi Parçalanma’da İzlandalı Sol ile Halil’in evlilik sonrasında yaşanan parçalanmaları anlatılıyor.

Yeşim Ustaoğlu


18 Kasım 1960 yılında Çaykara’da Dünya’ya gelen usta yönetmenimiz olan Yeşim Ustaoğlu, Bulutları Beklerken , Araf ve Güneşe yolculuk gibi bildiğimiz filmlerin yönetmen koltuğunda oturan Ustaoğlu, 2006 Selanik Film Festivalinde, En İyi Proje Ödülü’ne, 2016 yılında ise Antalya Film Festivali ödüllerinde Altın Portakal-En İyi Yönetmen ödülünü alarak bizleri gururlandırdı.

“Bulutları Beklerken”, “Araf”, “Güneşe Yolculuk” gibi filmlere imza atan Yeşim Ustaoğlu, 2006 Selanik Film Festivali’nde “Crossroad – En İyi Proje Ödülü”nü alan son filmi “Pandora’nın Kutusu” 2008 yılında tamamlandı. San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film “Altın İstiridye” ve En İyi Kadın Oyuncu “Gümüş İstiridye” ödüllerini kazandı. Birçok uluslararası festivallerde ödüller aldı ve pek çok ülkede vizyona girdi.

Aslı Özge


1975, İstanbul doğumlu Aslı Özge, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Sinema ve Televizyon bölümünden mezun olduktan sonra Berlin’e yerleşmiş bir yönetmen olarak hem Türkiye’de hem de Almanya’da film yapıyor. Öğrencilik yıllarında çektiği kısa filmi “Capital C” ile ulusal ve uluslararası ödüller kazanmaya başlayan Özge, belgesel ve kurmacayı iç içe geçiren, hayatın içinden karakterlerinin tüm duygularını yansıtabilen bir sinema diline sahip. Aslı Özge’nin ilk uzun metrajlı filmi “Köprüdekiler” Adana, Ankara ve İstanbul Film Festivalleri’nden En İyi Film ödülüyle döndü.

Cahide Sonku


Bataklı Damın Kızı Aysel ile ünlü olmuş bir oyuncudur ama aynı zamanda üç filmde de yönetmen olarak imzası vardır. 1949’da Fedakar Ana filmiyle yapımcılık yapmaya başladı, kimi yerlerde ismi yönetmen olarak da geçiyor çünkü Havaeri rahatsızlanınca Sonku filmi bitiriyor. Yine de yönetmen olarak ilk filmi Vatan ve Namık Kemal’dir. Filmin üç yönetmeninden birisidir. 1953 yapımı Beklenen Şarkı’yı ise Sami Ayanoğlu ve Orhan M. Arıburnu ile çekti. Talat Artemel ile 1956’da çektiği Büyük Sır son filmi oldu. Sonku 1981 yılında hayata veda etti…

Filiz Alpgezmen


1975 yılında Adana’da doğan ve 1993 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinin halkla ilişkiler bölümünde gördüğü dört yıllık eğitimin ardından başarıyla mezun olan Alpgezmen, Bilkent Üniversitesinin tiyatro bölümünde rejisörlük anasan dalına seçildi. 2002 yılında ise bu bölümden son oyunu olan Wozycek’i sahneleyerek mezun olan Alpgezmen, 2003 yılında Ted Ankara Kolejinde, Drama dersleri vermeye başladı. En bilinen filmi, Paris’ten İstanbul’a babasını görme amacıyla gelen bir kadını anlatan “Yabancı” isimli filmidir.

Türkan Şoray


Aslında çok başarılı bir oyuncu olan Türkan Şoray da kamera arkasına ilgi duyanlardan. Ömrü setlerde geçen, bol ödüllü oyuncunun yönetmenliğini üstlendiği dört film bulunuyor. 1972 yılında çektiği Dönüş’te Şoray kocasının Almanya’dan dönüşünü bekleyen acılı Gülcan’ı canlandırıyor. Yine bir Safa Önal senaryosu olan Azap, İstanbul’da sakat ve hasta çocuğuyla bir başına kalan bir kadının dramına odaklanıyor . Bodrum Hakimi bir aşk öyküsü ekseninde giden bir film. 1981 yılında Şerif Gören ile birlikte çektiği Yılanı Öldürseler ’de de Şoray yine başrolde.

Biket İlhan


1944, İzmir doğumlu Biket İlhan, Gazi Üniversitesi İngilizce bölümünden mezun olduktan sonra yönetmenlik kariyerine TRT dizileri ve bazı sinema filmlerinde asistanlıkla başladı. 1990’larda erkek yönetmenlerin egemenliğindeki Türkiye sinemasındaki, sayısı bir elin parmaklarını geçemeyen kadınlar arasına girmeyi başaran İlhan, “Senin İçin Bir Kadeh”, “Sokaktaki Adam” ve “Kayıkçı” filmleriyle dikkat çekmeye ve ödüller toplamaya başladı. Sinevizyon Film adlı şirketi kurarak birçok dizi ve filmin yapımcılığını da üstlendi. En önemli filmlerinden biri de 2007’de çektiği “Mavi Gözlü Dev” filmi. Nâzım Hikmet’in 1940’larda Bursa Hapishanesi’nde geçirdiği günleri konu alan bu film, dünyaca ünlü şairle ilgili ilk kurmaca film olma özelliği taşıyor. Nâzım Hikmet’i Yetkin Dikinciler’in canlandırdığı filmi tarihi filmleri, biyografileri ve edebiyatı sevenler ilgiyle izleyecek.

Deniz Gamze Ergüven


Yabancı filmlerinde yönetmen koltuğunda oturan Türk&Fransız yönetmenimiz Deniz Gamze Ergüven, 4 Haziran 1978 yılında Ankara’da doğdu. Özellikle aldığı ödüller ile dikkat çeken ve daha mesleğinin genç yaşlarında (otuz sekiz) olan Ergüven, Cesar En İyi İlk Film Ödülü, Cesar En İyi Özgün Senaryo Ödülü, Goya En İyi Avrupa Filmi Ödülü, Fassbinder Ödülü gibi ödüllere sahipken, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına dahi aday olabilmiş lakin maalesef kazanamamıştır. Mustang, Kapsül, Kings, A Drop of Water, Recrudescence gibi bazı filmleri ile kesinlikle milli gururumuz olan Deniz Gamze Ergüveni biraz inceleyin.

Birsen Kaya


Bilge Olgaç ve Cahide Sonku ile beraber ‘ilk kadın yönetmen” unvanını elinde bulunduran Birsen Kaya, 1963 yılında Artist dergisi için setlerde röportajlar yapan bir muhabirken Halit Refiğ’e asistanlık yapmaya başlar. Yönetmenin Gurbet Kuşları filminde çalışan Kaya ‘böylece sinema serüvenim başladı’ der. 200’e yakın filmde asistanlık yapan Kaya; yarım kalan Kanlı Kader filmini tamamlayarak yönetmenliğe adım atar. Senaryolarını kendisi yazan Kaya, sansürden de çekmiş bir yönetmendir. Genelevde Kirli Evler filmini çekerek ilk erotik filme imza attığını söyler, tabii mahkemelik olur aynı zamanda! Killing gibi çizgi roman kahramanlarını sinemaya uyarlar. Televizyonun ortaya çıkmasıyla sinemayı bırakır, evlenir ve Adana’ya yerleşir

Çiğdem Vitrinel


1973, Karabük doğumlu Çiğdem Vitrinel, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümü mezunu. Çalışmaya Mehmet Eryılmaz’ın belgeselleri ve Ahmet Uluçay ile Yeşim Ustaoğlu’nun filmleriyle başlayan Vitrinel, ilk uzun metrajlı filmi “Geriye Kalan”ı 2012’de çekti ve bu filmiyle Antalya Alatın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandı. Önerimiz, Çiğdem Vitrinel’in ikinci filmi “Fakat Müzeyyen Bu Derin Tutku”… İlhami Algör’ün aynı adlı çok sevilen romanından uyarlanan film, ilk kitabını yazmaya çalışan bir yazarın kadınlar ve ilişkilerle olan sorunlarını anlatıyor. Bu, İstanbul sokaklarını ve manzaralarını perdeye taşıyan güzel görüntüleri, Harun Tekin, Vega, Sakin, Koray Candemir gibi isimleri konuk eden soundtrack albümü ve Erdal Beşikçioğlu başta olmak üzere yetenekli oyuncularla dolu oyuncu kadrosuyla, hem gözünüze hem kulağınıza hem de yüreğinize hitap edecek bir aşk filmi…

Pelin Esmer

1972 yılında İstanbul’da doğan ve Boğaziçi Üniversitesinin Fen Edebiyat Fakültesinin, Sosyoloji Bölümü mezunu olan Pelin Esmer, Gözetleme Kulesi, 11’e 10 Kala, Oyun, The Collector, Something Useful gibi yerli yabancı eserleri ile yurt dışında ülkemizdekinden daha çok rağbet gören başarılı ve büyük yönetmenlerimizden biridir. Sadece yönetmenliği değil, senaristliği, yapımcılığı ve görüntü yönetmenliği ile dahi tanınır.

Zeynep Işıl Özgentürk

İstanbul Üniversitesi İktisat mezunu olan Işıl Özgentürk; “Yılanı Oldürseler”, “Seni Seviyorum Rosa” gibi filmlerde çalışmış, 1992 yılında Uluslararası İstanbul Film Festivali, Jüri Özel Ödülüne layık görülmüştür.

Handan İpekçi


1956, Ankara doğumlu Handan İpekçi, Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Radyo Televizyon bölümünden mezun olduktan sonra, sinemaya 1980’lerde yardımcı yönetmen ve oyuncu olarak başladı. 1995 yılında Ankara Film Festivali’nde Umut Veren Yeni Yönetmen ve Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı ödüllerini “Babam Askerde” filmiyle kazandıktan sonra bir süre sinemaya ara verse de, 2000’lerin etkili yönetmenlerinden biri olmayı başardı. “Saklı Yüzler” ve “Çınar Ağacı” filmleri de ilgiyle izlenen İpekçi’nin en önemli yapıtı, 2001 yapımı bol ödüllü filmi “Büyük Adam Küçük Aşk” olacak. Tüm yakınlarını kaybetmiş küçük bir kız çocuğu ve emekli bir yargıcın kesişen hikayesini anlatan bu film, Türkçe bilmeyen Hejar ve Kürtçe bilmeyen Rıfat Bey’in yürek ısıtan dostluğunu içtenlikle anlatıyordu. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ödülü kazanmasına rağmen politik sebeplerle gösterimi yasaklanan filmde, Şükran Güngör, Füsun Demirel ve Yıldız Kenter gibi ünlü oyuncuları izleyeceksiniz.

İlksen Başarır


1978, İstanbul doğumlu İlksen Başarır, sinema sektörüne Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki eğitimi sırasında yaptığı staj aracılığıyla dahil olmuş. Mezuniyetinin ardından birçok reklam ve uzun metraj film projesinde yardımcı yönetmen olarak çalışan Başarır’ın yönettiği ilk uzun metrajlı film, 2009 tarihli “Başka Dilde Aşk”. O günden beri kimi zaman sinefillere kimi zaman ana-akım izleyiciye yönelik farklı sularda yüzen İlksen Başarır’ın filmografisinde aile dramlarından stüdyo komedilerine birçok film bulunuyor. en önemli filmi, özellikle çocuklara yönelik suçların bu denli gündemde olduğu günümüzde etkileyiciliğini koruyan bir hikâye anlatan “Atlıkarınca”. Bir ailenin konuşulmamış acılarına ve yaralarına odaklanan filmde Mert Fırat ve Nergis Öztürk başrolleri paylaşıyor, filmin anlatısı iki dönem arasında gidip geliyor.

Belma Baş


1969 yılında Ordu şehrimizde Dünya’ya gelen Belma Baş, Zefir ve Poyraz filmleriyle bilinir. İstanbul Üniversitesinden mezun olan baş, Altın Portakal En İyi Senaryo Ödülü, Altın Portakal En İyi Yönetmen Ödülü, Altın Portakal En İyi İlk Film Ödülü gibi ödülleri kazanarak kendini kanıtlamış olup, Zifir Filmiyle de Toronto Film Festivalinde dahi ödül almayı başarmıştır.

Lale Oraloğlu

Yedi filmde yönetmen, yapımcı ve senarist olarak adı geçen Lale Oraloğlu aynı zamanda tiyatro ve sinema oyuncusu. Sinemanın ‘kötü kadın’larından biri olan Oraloğlu 50’li yıllarda 35 filmde başrol oynadı. Şirketine kızı Alev’in ismini verdi ve kendi adıyla anılan tiyatrosunu 1987 yılında kapattı. 1971 yılında çektiği Bir Kadın Tuzağı çok başarılı olmasa da aynı yıl Hüdaverdi-Pırtık adlı filmi çekti. Hızlı Hızır ise 1972 yılının filmidir ve Yılmaz Köksal başroldedir. Aynı yıl gelen bir diğer film ise Ölüm Bebekleri’dir ve erotik sahneler içerir.

Tomris Giritlioğlu


Sinemacı olmak isteyen Tomris Giritlioğlu, 1977 yılında üniversiteyi bitirince TRT’nin sınavına girdi, 2 yıl çevirmen olarak çalıştı. Daha sonra 1979 yılında açılan ilk yönetmenlik sınavıyla hayatındaki bu sinema kariyerine başladı. Önce “Tabletten Kasete” diye bir belgesel çekti, sonra “Beyoğlu.” İkisi de yurtdışında ödüller aldı. 1988’de TRT’nin drama bölümüne transfer oldu. Sonra da 1989 yılında “Kanto’dan Tango”ya adlı ilk filmini çekti. “Salkım Hanımın Taneleri” film ile 1999 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülünü aldı. 2002 yılında TRT’den emekli oldu. Özel televizyonlarda dizilere başladı.

Ümmiye Koçak


1957, Adana doğumlu Ümmiye Koçak, çok istemesine rağmen 10 kardeş oldukları gerekçe gösterilerek ilkokuldan sonra okula gönderilmemiş. Fakat kendisini geliştirmekten hiçbir zaman vazgeçmemiş ve okuduğu kitaplarla (ilkinin Maksim Gorki’nin “Ana”sı olduğunu söylüyor) kendini geliştirmeye karar vermiş. Evlendikten sonra Mersin Arslanköy’e taşınan Koçak, burada köy kadınlarının yaşadıklarını köyün dışında yaşayanlara anlatmak için “Arslanköy Tiyatro Topluluğu”nu kurmuş. Çeşitli oyunlar sahneye koyduktan sonra kendi hikayelerinden oluşan bir oyun, “Kadının Feryadı”nı hazırlamış, 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nde Koçak’ın “Hasret Çiçekleri” oyunuyla sahne almışlar. Ümmiye Koçak, tarlalarda çalışarak kazandığı paraları biriktirmiş ve kadına karşı şiddet sorununu anlatan uzun metrajlı “Yün Bebek” filmini hem yazıp hem yönetmiş. Galası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapılan bu film, New York Avrasya Film Festivali’nde “En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazanmış…

Füruzan ve Gülsün Karamustafa

Birlikte yönettikleri tek film olan ‘Benim Sinemalarım’ Füruzan’ın romanından uyarlama. Türk sinemasındaki ilk kadın ortaklığı diyebiliriz, bunun dışında iki kadının birlikte film çekme durumu yok. Füruzan yazar, Gülsün Karamustafa ise ressam. Yönetmenlikte özel bir işbölümü olmamış, bazı sahneleri Füruzan, bazılarını Karamustafa çekmiş. Film ulusal festivaller dışında Fransa, Kanada, Mısır, İran, Belçika ve Hindistan gibi pek çok sayıda festivale katıldı, ödüller aldı.

Seçkin Yasar


İlk filmi Sarı Tebessüm’le 1993 – 94 sezonunda en fazla izlenen filmlerden birine imza atan Seçkin Yasar, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Sanatlar Bölümü’nü 1978 yılında bitirdi. 1979 yılında, “Yorgun Savaşçı” filmiyle, Halit Refiğ’in asistanı olarak sinemaya başladı ve profesyonel sinema hayatını Refiğ, Atıf Yılmaz, Memduh Ün, Ömer Kavur gibi yönetmenlere yardımcı yönetmenlik yaparak devam ettirdi. Senaryosunu Nedim Gürsel ve İzzet Yaşar ile birlikte yazdığı ikinci uzun metraj filmi ‘Sevgilim İstanbul’u Eurimages ve Kültür Bakanlığı desteğiyle 1999’da çekti. Türk-Yunan-Bulgar ortak yapımı olan film yapımcıyla olan sorunları nedeniyle ancak 2007’de vizyona girebildi…

Hatice Yakar


Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümünden Mezun olan Hatice Yakar, pek çok dizi film ve Recep İvedik (Recep İvedik), Hababam Sınıfı Askerde, Hababam Sınıfı Üç Buçuk (Hababam Sinifi Üc Bucuk), Eve Dönüş, gibi sinema filmlerinde yönetmen yardımcığı yaptı. İlk uzun metrajlı filmi Öfkeli Çılgınlık Karamsar Çile filmi 30. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde, “Yeni Türkiye Sineması” bölümünde gösterildikten sonra vizyona girdi.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Filme Uyarlanan 10 Gerçek Hayat Hikayesi

Çoğu zaman vakit öldürmek için film izleriz ama bazıları bizi fazlasıyla etkiler hatta bir şeyler öğretir. Bu listedeki biyografik filmlerin bazılarından bir şeyler öğreneceğiz...