131 Yıl Önce Başlayan Roman: Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    Edebiyatımız tıpkı, birçok farklı dalı olan güçlü bir çınar ağacı gibi. Her bir dalında ayrı hikâye, ayrı şiir, ayrı roman barındırıyor. Biz bugün, dilimiz döndüğünce Yakup Kadri’den bahsedeceğiz. 131 yıl önce çınar ağacında kök salan bir romanı anlatacağız.

   Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 131 sene önce bugün (27.03.1889) Mısır’ın Kahire şehrinde dünyaya gelir. Soylu bir aileye mensuptur ve çocukluğunun ilk altı yılını; sarayda, dadılar elinde büyüyerek geçirir. O yıllar, hatıralarında şöyle yer eder:

“…çeşit çeşit yemiş ağaçlı bahçesiyle ne büyük, ne güzel, ne süslü, ne
ferah ve ne kadar kalabalık bir evimiz vardı. Sabahları güler yüzlü
dadılarımızın bizi türlü şaklabanlıklarla uyandırıp kaldırışları, giydirip
kuşatışları ve annemizin elini öpmeye götürdükten sonra elvan elvan reçel
tabaklarıyla donanmış kahvaltı tepsisinin başına oturtuşları…”

   Bir zaman sonra maddi açıdan yaşanılan sıkıntılar, onları asıl memleketleri olan Manisa’ya getirir. Mısır’da yaşadığı yıllarda özel hocalardan dersler alan küçük Yakup, Manisa’ya gelişi ile birlikte devlet okuluna gitmek durumunda kalır ve bu duruma oldukça yabancıdır. Daha önce halk arasına karışmamış, özel ortamlarda yetişen bir çocuk için güç bir durumdur. Yaşadığı bu ani değişimi, şu sözlerle dile getirir hatıralarında:

- Advertisement -

“Her sabah -belki doğdukları günden beri vücutları sabun ve su yüzü görmemiş-üstleri başları pejmürde, ayakları çıplak bir alay çocukla tıklım tıklım dolu sınıftan içeri girince bir boğucu gazla tıkanır gibi olarak kendimi yere düşmekten güç tutar ve sendeleye sendeleye sırama geçip oturduktan sonra da uzun bir müddet gönül bulantılarını bastırmak, baş dönmelerimin önünü almak gayretiyle kıvrım kıvrım kıvranırdım.”

   Çocukluğunun bir kısmını geçirdiği Manisa halkına, soylu olmasının getirdiği bir özellikle beraber irkilerek bakar. Yüksek mertebeden biri ile tanışma fikri ise onu her daim diri tutar. İçinde bulunduğu yerleşime ve halka bir türlü alışamayan küçük Yakup için hayat, ıstırap hâlini alır. Yaşadığı olumsuz izlenimlere ve tecrübelere karşın annesi ona en büyük destekçi olur. Eğitimi ve gelişimi için özel olarak ilgilenir ve ona bol bol kitaplar okur. Bunlar arasında, Ekmekçi Kadın ve Monte Cristo kitapları Yakup Kadri’de büyük bir etki bırakır.

   Çok zaman geçmez ki Yakup Kadri, ailesi ile İzmir’e taşınır. Orada başlar Türk edebiyatını ve edebiyatçılarını tanımaya. Orada Jön Türklerin hikâyelerini dinler, bu neticede de politikaya ilgi duyar.

(Jön Türkler: Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ortaya çıkan meşrutiyetçi ve Abdülhamit dönemine muhalif olan genç ve aydın kuşağa verilen isimdir.)

   Bir müddet sonra annesi ile birlikte yeniden Mısır’a giden Yakup Kadri, Prens Mehmet Ali’nin sarayında kalır. O yıllarda öğrendiği Fransızca, onun karakterine ve mizacına yansıyacak olan önemli dönüm noktalarındandır. Bunun akabinde Fransız edebiyatı ile de yakından ilgilenir. 1908 yılında, Meşrutiyet’in ilanından önce de İstanbul’a gelir ve sandığının aksine şehre ve halka çabuk alışır. Ona göre İstanbul medeniyetin merkezi, Anadolu ise taşradır.

   Yetiştirilme tarzından dolayı da eserlerinde daima soylu bir insan olarak karşımıza çıkar Yakup Kadri. Bunun yanı sıra Balkan ve 1. Dünya Savaşı’nda yaşananlar, onun edebiyat anlayışını “toplum için sanat” görüşüne bağlı hâle getirir ve edebiyat akımının sade bir dil anlayışını benimser. (Kimi yazarlar onun, alışkanlıklarından dolayı ‘sanat sanat içindir’ görüşünü değiştiremediğini söylemektedir.)

Gelin, sonraki yıllar; Yakup Kadri Karaosmanoğlu‘nun hayatında hangi izler bırakmış onları listeleyelim:

1909…..Fecr-i Âti topluluğuna katıldı.

1909…..Yazdığı ilk oyun olan “Nirvana” Resimli Kitap Dergisi’nde yayımlandı.

1912…..Tüberküloz (Verem) hastalığına yakalandı.

1913…..İlk öykü kitabı “Bir Serencam” yayımlandı.

1916…..Tedavi olmak için İsviçre’ye gitti.

1920…..Milli Mücadele’yi izlemesi için Ankara’ya çağrıldı.

1922…..”Kiralık Konak” adlı romanı yayımlandı.

1922…..Yeni Mecmua’da “Erenlerin Bağından” adlı nesirleri yayımlandı.

1922…..”Nur Baba” adlı romanı yayımlandı. Aynı sene, Muhsin Ertuğrul tarafından filme çekildi.

1923…..Leman Hanım ile evlendi.

1925…..Anadolu Ajansı’nın yönetim kurulunda yer aldı.

1926…..Tedavi için ikinci kez İsviçre’ye gitti ve izlenimlerini, Milliyet Gazetesi’ne gönderdi. Bu yazılar daha sonra “Alp Dağları’ndan” adıyla kitaplaştırıldı.

1927…..”Hüküm Gecesi” adlı romanı yayımlandı.

1928…..Anadolu Ajansı’ndaki görevinden ayrıldı.

1928…..”Sodom ve Gomore” adlı romanı yayımlandı.

1932…..Kadro Dergisi’in kurucuları arasında yer aldı.

1961…..Manisa Milletvekili oldu.

1965…..Politikadan çekildi.

1974…..Hayata gözlerini yumdu.

“Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Leman Hanım”

“Kadro Dergisi ekibi”

   Yaşamı boyunca pek çok esere imza atan Karaosmanoğlu, 131 yıl önce başlayıp sonu olmayan bir romandı. Okurları onu anımsadıkça ve eserleri yeni nesillere ulaştıkça, bu roman bitmeyecek ve her daim ilk günkü heyecanını koruyacak.

İşte, Yakup Kadri Karaosmanoğlu‘nun ardında bıraktığı eserleri:

Roman:

  • Kiralık Konak
  • Nur Baba
  • Hüküm Gecesi
  • Sodom ve Gomore
  • Yaban
  • Ankara
  • Bir Sürgün
  • Panaroma
  • Hep O Şarkı

Hikâye:

  • Bir Serencam
  • Rahmet
  • Milli Savaş Hikâyeleri

Mensur Şiir:

  • Erenlerin Bağından
  • Okun Ucundan

Tiyatro:

  • Nirvana
  • Veda
  • Sağanak
  • Mağara

Anı:

  • Zoraki Diplomat
  • Anamın Kitabı
  • Vatan Yolunda
  • Politikada 45 Yıl
  • Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

Monografi:

  • Ahmet Haşim
  • Atatürk

Deneme – Makale:

  • İzmir’den Bursa’ya
  • Kadınlık ve Kadınlarımız
  • Seçme Yazılar
  • Ergenekon
  • Alp Dağları’ndan ve Miss Chalfrin’in Albümünden

Kaynakça

A. Eyüp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Üzerine Bazı Düşünceler ve Unutulan Bir Makalesi: Kastamonu. 2013: Sosyal Bilimler

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Ece Özer
Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Must Read

57. Altın Portakal Film Festivali İçin Geri Sayım Başladı!

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 3-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 57. Altın Portakal Film Festivali için geri sayım başladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın...